Karamsarlık tekrar artarken...

Ocak ortasından 21 Mart'a kadar MB kısa vadeli faizi yüzde 7.5 civarında tutmuştu. Son günlerde bu faiz yüzde 10'a ulaştı.

Şubat ayı dış ticaret verileri açıklandı. İhracatımızın yarıya yakınını euro, yarıya yakınını da dolar cinsinden yapıyoruz. Bu iki farklı kalemde son aylarda gözlenen eğilimlerde bir değişiklik olmadı. Üçer aylık toplamlar olarak ölçüldüğünde, euro cinsinden ihracatımızın, bir yıl öncesinin aynı ayına göre artış hızı 2011’in şubat ayından bu yana düşüyor. Düşüş şubat ayında da devam etti (Grafik 1). Buna karşılık, dolar cinsinden ihracatımız, bir yıl öncesinin aynı dönemine kıyasla son altı aydır istikrarlı bir biçimde yüzde 20 dolaylarında artıyor.
Bu iki çok farklı eğilim bir kez daha ihracatın temel belirleyicisinin sadece döviz kuru olmadığını gösteriyor. Mal sattığımız ülkelerin gelir düzeyi de bir o kadar önemli. Avrupa Birliği’nin bir bütün olarak büyüme hızı giderek düşüyor. Mesela Euro Bölgesi 2011’de yüzde 1.6 oranında büyüdü. Ne var ki 2012’de bölgenin yüzde 0.5 oranında küçüleceği tahmin ediliyor. Bu küçülme şu sıralar yaşanıyor ve euro cinsinden ihracat rakamlarımıza da olumsuz yönde yansıyor.
Yatırım malları ithalatında 2010’un ortalarından 2011’in son çeyreğine kadar çok yüksek yıllık artış hızları gerçekleşmişti. Yılın ikinci yarısında finansal piyasalardaki ortamın gerginleşmesi, faizlerdeki ve döviz kurundaki yükselişle birlikte yatırımların hız kestiği, bu dönemdeki yatırım malları ithalat artış hızından açıkça görülüyor. Yıllık artış hızı giderek düşüyor. Üçer aylık toplamlar itibariyle bakıldığında ise son üç aydır yatırım malları ithalatı azalıyor.
Hem euro cinsinden ihracatımızın hem de yatırım malları ithalatımızın yıllık artış hızındaki düşüşler kuvvetle tahmin edileni doğruluyor: Büyüme hızımız düşüyor. 2010 ve 2011’deki çok yüksek büyüme hızlarının kalıcı olmayacağı, hemen herkesin üzerinde anlaştığı bir görüştü. Tartışma, yüzde 8’in biraz üzerinde gerçekleşmesi beklenen 2011 büyüme hızına kıyasla 2012’nin ne kadar düşük olacağı üzerineydi.
2011’in ikinci yarısında AB’den gelen olumsuz haberlerin uluslararası risk alma iştahını azaltması sonucunda ortam karamsarlaşmıştı. Bu dönemde Türkiye’nin 2012 büyümesine ilişkin yapılan tahminler de oldukça düşük düzeydeydi. En yükseği resmi tahmin olan yüzde 4 iken yüzde 0’a kadar düşen büyüme öngörüleri vardı. Ben de o dönemde yüzde 1-3 arasında bir büyüme beklediğimi bu köşede dile getirmiştim. Sonra, ağırlıklı olarak Avrupa Merkez Bankası’nın uygulamaları sonucunda ortalık tekrar likiditeye boğuldu ve risk alma iştahı arttı. Daha önceki karamsar tahminler bir miktar yükseltildi. Elbette bol likidite temel sorunları çözmüyor ama o sorunların çözülebilmesi için zaman sağlıyordu. Son günlerde yine olumsuz bir hava esmeye başladı. Türkiye’ye de yansıyor. Ocak ortasından 21 Mart’a kadar olan dönemde Merkez Bankası kısa vadeli faizi yüzde 7.5 civarında tutmuştu. Son günlerde bu faiz yüzde 10’a ulaştı. Bu faiz artışı öncesi son birkaç haftada döviz sepeti 2.02 liradan 2.12 liraya yükseldi. Yaklaşık 2.5 puanlık faiz arttırımına karşın şu sıralar 2.08’in altına inmekte nazlanıyor. Bu olgu da piyasaların tekrar karamsarlaştığını gösteriyor. Bir de not: Son Para Politikası Kurulu toplantısında faiz değişikliği yapmadığını düşünenlerin, az önce verdiğim birkaç faiz rakamını biraz düşünmelerinde yarar var. Fırsat kalırsa ele alırım. 



Grafik 1. Euro cinsinden ihracatımızın yıllık değişimi: Mart 2008-Şubat 2011 (üçer aylık toplamların % değişimi)