Kur ve temel enflasyon

Bundan sonra temel enflasyonun nereye gideceği sorusu, büyük ölçüde döviz kurunun nereye gideceği sorusu ile örtüşüyor.

Ekim ayı enflasyonu şaşırtmadı: Hem tüketici enflasyonunda hem de bazı mal ve hizmetlerin fiyatları dışlanarak elde edilen temel enflasyonda (I göstergesi) düşüş var. Yıllık tüketici enflasyonu yüzde 7,8’e, temel enflasyon ise yüzde 6,1’e indi. Özellikle temel enflasyondaki aşağı doğru eğilim dikkat çekici: Nisan ayından bu yana 2,1 puan azalma var.

Hemen akla gelen soru şu: Temel enflasyondaki düşüş eğilimine tüketici enflasyonunun da ayak uydurması beklenir mi? Bu soruya yanıt vermek için önce yakın geçmişe dönüyorum. Bir ara sık ele alıyordum; hatırlayanlar olacaktır:

Tüketici enflasyonu birkaç ay dışında hep ana enflasyonun üzerinde hareket ediyor. Her iki değişken arasındaki fark öyle az buz da değil. 2006’nın başından bu yana yıllık tüketici enflasyonu ortalaması yüzde 8,5. Oysa temel enflasyonun ortalaması tam 2,5 puan daha düşük. Başlangıç dönemini biraz daha yakınlaştırsam da sonuç değişmiyor: Ortalama tüketici enflasyonu yüzde 7,6, ortalama temel enflasyon ise yüzde 5,3. Aralarında yine önemli fark var. Yazının girişinde verdiğim rakamlar bu farkın hâlâ geçerli olduğunu ortaya koyuyor.

Kısacası, temel enflasyon yüzde 5 dolaylarına inse bile ana enflasyonun daha yüksek bir değer alması, geçmişin ışığında en makul gelişme olacak. Farklı bir ifadeyle, Orta Vadeli Program’da hedeflenen yüzde 5 düzeyindeki enflasyona ulaşabilmek için temel enflasyonun daha düşük değerler alması gerekiyor. Peki, alabilir mi?

Bir grafik veriyorum. Grafikte yıllık temel enflasyonun (I göstergesi) 2009’un başından bu yana hareketleri gösteriliyor. Bir de 2010 yılının ekim ayına denk gelen bir dikey çizgi var: Merkez Bankası’nın yeni para politikasını uygulamaya başladığı aya denk geliyor. Temel enflasyon o dönemde yüzde 2,5 düzeyinde. Ocak 2012’ye kadar kesintisiz bir artış var enflasyonda. Zirve noktası yüzde 8,4 oluyor. Farklı bir ifadeyle, on beş aylık bir dönemde enflasyon 6 puan yükseliyor.

Temel enflasyon açısından bu on beş ayın en önemli özelliği şu: Merkez Bankası 2010’un son aylarından başlayarak (başka amaçlarının yanı sıra) liraya değer kaybettirmeyi amaçlayan bir politika uyguladı. Bu amacına ve elde ettiği sonuca ilişkin çok sayıda değerlendirmesi var kendi raporlarında. Yakın geçmişteki enflasyon raporlarının ilk sayfalarına bakılabilir mesela. Bu politika kabaca 2011’in ağustos ayına kadar sürdü.

Sözünü ettiğim raporlarda özellikle vurgulandığı gibi, yükselen piyasa ekonomilerinin para birimleri euro ve dolar karşısında değer kazanırken lira önemli ölçüde değer yitirdi. Ardından Avrupa karıştı ve Merkez Bankası bu politikasını terk etti. Uluslararası risk alma iştahının azalması ile döviz girişleri azaldı, liradaki değer kaybı şiddetlendi. Kısacası, içinde bulunduğumuz yılın ocak ayına kadar temel enflasyonda yaşanan yükseliş eğiliminin temel nedeni, liradaki önemli değer kaybı oldu.

Bu durumda, bundan sonra temel enflasyonun nereye gideceği sorusu, büyük ölçüde döviz kurunun nereye gideceği sorusu ile örtüşüyor. Kolay yanıtı yok: Bir, Merkez Bankası’nın ne yapacağına bağlı. İki, Avrupa’ya ve ABD’ye ilişkin risklerin nasıl şekilleneceğine bağlı. Soruyu ortaya atıp kaçmak olmaz; yakında ele alacağım.