Kürkçü dükkânına henüz kesin dönüş yok

Önümüzdeki günlerde ECB ve FED kararlarını bol bol tartışırken 'kürkçü dükkânı'na da dönecek, çıkacak ve yine döneceğiz.

Okulların açılmasına az kaldı. Pek yakında Ankara neşelenecek yeniden. Neşemize neşe katacak ekonomik haber ve veriler de ‘kapıda’. Bu satırların yazıldığı saatlerden 5-6 saat sonra ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Bernanke, Jackson Hole’da yapacağı konuşmada yeni bir parasal genişlemeye gidileceğini açıklayacak mı? 6 Eylül’de Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) merakla beklenen toplantısı var. Şapkadan tavşan mı çıkacak, yoksa ‘euro yaşayacaktır’ yollu boş sözler mi? 12 Eylül’de ise Almanya Anayasa Mahkemesi, kalıcı Avrupa İstikrar Fonu’nun kurulmasına dair parlamentoca alınan kararın iptalini isteyen başvuruya bakacak. Bu kararı iptal mi edecek, yoksa onayacak mı? 12-13 Eylül’de FED toplantısı var. Toplantı sonunda Bernanke bir basın toplantısı yapacak. 

Önemli veriler
Önümüzdeki günlerde ECB ve FED kararlarını bol bol tartışırken ‘kürkçü dükkânına’ da dönecek, çıkacak ve yine döneceğiz. Zira Türkiye’ye ilişkin bol sayıda önemli veri açıklanacak. Bunların arasında ikinci çeyreğe ilişkin gayri safi yurtiçi hasıla verisi de var. Önemli verilerden ilki –dış ticaret gelişmeleri- dün açıklandı bile. İthalat ve ihracat cephesindeki gelişmeleri daha sonra ayrıntılı değerlendiririm. Şimdilik şu iki noktayı kaydedeyim: Altın dışı ihracatımız bir süredir iyi bir performans göstermiyor. Son dört ayda gerçekleşen yıllık yüzde artışlar şöyle: 0,6, eksi 0,6, 6,3 ve 3,1. Elbette dolar-euro kurundaki oynamalardan arındırarak bakmak daha anlamlı olacak ama şimdilik bu değerler de bir fikir veriyorlar. Geçen yılın son ayından bu yana, iki ay dışında, bir yıl öncesinin aynı ayına kıyasla sadece iki ayda daha yüksek enerji dışı ithalat yaptık: Mayıs ve temmuz. Ancak her ikisinde de bir yıl öncesinin aynı ayına kıyasla gerçekleşen artış çok düşük oldu. Kısacası, ihracat ve ithalat cephesinde değişen fazla bir şey yok. Bu gelişmelerin ekonomik büyüme açısından ima ettiklerinde de. Bu arada yılın ilk bitkisel üretim tahminlerini açıkladı TÜİK. Tahıl üretiminde bir yıl öncesine kıyasla düşüş tahmin ediyor, sebze ve meyvede ise artış. İkinci ve üçüncü çeyrek büyümesinin, daha önce açıklanan sanayi üretimi verisinin ima ettiğinden az da olsa aşağıya düşmesi anlamını taşıyor bunlar. 

FED nasıl etkiler
Siz bu satırları okurken Bernanke’nin merakla beklenen konuşması hakkında da bilgi sahibi olacaksınız; ben ise o konuşmadan önce gazeteye yazımı yollamak durumundayım. Bu yılki Jackson Hole konferansına finansal piyasaların büyük önem vermesinin temel nedenlerinden biri şu: Bernanke ‘ikinci parasal genişlemeyi’ 2010’daki toplantıda açıklamıştı. FED üçüncü parasal genişlemeye giderse, bunun Türkiye ekonomisine önemli etkileri olabilir. Bu olası etkileri, önce Avrupa’daki durumu işe karıştırmadan ele alayım. Dolayısıyla, Avrupa’daki statükonun değişmediğini varsayıyorum. Yeni bir parasal genişlemenin finansal piyasalarda risk alma iştahını arttıracağının kesin olduğu rahatlıkla söylenebilir. Bu iştahın artması açık ki Türkiye ve benzeri ülkelere yeni bir sermaye akımının da artması anlamına geliyor. Bu tür bir sermaye akımı, döviz kuruna aşağıya doğru baskı yapar. Aynı zamanda bankaların ve şirketler kesiminin daha rahat borçlanma olanaklarına sahip olmaları demektir. Bankaların kredi arzını arttırma isteği güçlenir. Bir anlamda 2010’un ikinci yarısında yaşadıklarımıza benzer bir durum ortaya çıkar.
Enflasyon üzerine iki zıt etki oluşur. Liradaki değerlenme eğilimi, maliyetleri aşağıya iter; enflasyon düşer. Kredi genişlemesinin boyutuna bağlı olarak iç talep canlanır; enflasyonu arttırıcı etki yapar. Önemli bir süre, bu etkilerden maliyet etkisi ağır basar. Kredi genişlemesinin büyüme üzerine olumlu etkisi olması beklenir. Cari işlemler dengesindeki iyileşme sona erer ve cari açıkta yeni bir artış sürecine girilir. Avrupa’daki durumun kötüye gitmesi halinde bu söylediğim etkiler güç kaybederler, hatta hiç oluşmayabilirler. Durumun iyiye gitmesi halinde ise belirttiğim etkiler güçlenir.