Oldukça yumuşak bir iniş

Büyüme oranı belirgin biçimde düşüyor; ama korkulduğu gibi sert bir düşüş yok, yumuşak iniş var.

Dün 2012’nin ilk çeyreğine ilişkin gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) verileri açıklandı. Yıllık büyüme oranı ilk çeyrekte yüzde 3,2 oldu. 2011’in ilk çeyreğinden itibaren yıllık büyüme oranları (yüzde olarak) sırasıyla şöyle: Birinci çeyrek 11,9, ikinci çeyrek 9,1, üçüncü çeyrek 8,4, dördüncü çeyrek 5,2 ve son olarak 2012’nin ilk çeyreği yüzde 3,2. Büyüme oranı belirgin biçimde düşüyor; ama korkulduğu gibi sert bir düşüş yok, yumuşak iniş var. Hatta bu durumu başlıktaki gibi ‘oldukça yumuşak iniş’ olarak da tanımlamak mümkün. 

İtici güç dış talep
Dikkat çekici bazı ayrıntılar şöyle: Birincisi, GSYH’ye üretim tarafından bakıldığında, tarım dışındaki sektörlerde olan bitenin tahminlere daha uygun olduğu saptanıyor. Tarım sektöründeki büyüme ise yüzde 4,6 düzeyinde. İkincisi, bugüne kadar yayımlanan verilerin ima ettikleri gibi, yılın ilk çeyreğindeki iç talep artışı çok düşük: Yüzde 0,9. Özel kesimin tüketim harcamaları GSYH’nin yüzde 70’ine yaklaşık bir düzeyde olur genellikle. Özel kesimin tüketim harcamaları bir yıl öncesinin aynı dönemine göre değişmeden kalmış. Özel kesimin yatırım harcamalarında ise çok sınırlı bir artış var: Yüzde 1,6. Bunun önemli bir kısmı inşaat yatırımlarından geliyor. Makine ve teçhizat yatırımlarındaki artış daha sınırlı. Devletin tüketim ve yatırım harcamalarındaki yıllık artışlar özel kesiminkilerden yüksek. Üçüncüsü, iç talepteki çok sınırlı artışa karşın ilk çeyrekteki büyümenin yüzde 3,2 olarak gerçekleşmesinin arkasındaki itici güç dış talep. Dış talebin ilk çeyrekteki katkısı 4.6 puan; oldukça yüksek. Bu gelişmede, küçülmekte olan Avrupa pazarını yeni pazarlarla ikame etmemizin ve dolayısıyla ihracat performansımızın kötüleşmesini engellememizin de rolü var. 

Yüzde 4 geçilebilir
Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış GSYH verileri ise 2011’in son çeyreği ile 2012’nin ilk çeyreğindeki dönemsel büyüme oranlarının çok düşük olduğunu gösteriyor. Farklı bir ifadeyle bu dönemlerde ekonomik faaliyet hacmi neredeyse yatay seyretmiş. Ancak mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış verileri kullanırken dikkatli olmak gerekiyor. Yakınlarda bu köşede birkaç kez değindiğim gibi, kullanılan yönteme bağlı olarak yanıltıcı olabiliyorlar.
Sonuç şu: İlk çeyrekteki büyüme, tahminimin üzerinde gerçekleşti. Bir süredir ikinci çeyrekteki ekonomik faaliyet düzeyinin ilk çeyrektekinden çok farklı olmamış olabileceğini ima eden verilere değiniyorum. Bu veriler, olsa olsa ikinci çeyreğin son ayında, yılın ilk beş ayındaki yatay seyrin sona ermiş olabileceğine işaret ediyorlardı. Bu durumda ikinci çeyrekteki büyüme de tahminlerin –en azından benim tahminimin- üzerinde olacak. Avrupa nedeniyle küresel finansal piyasalar karışmazsa zaten yılın ikinci yarısında ekonominin toparlanma sürecine girmesi bekleniyordu. Kısacası, 2012 büyüme oranının Orta Vadeli Program’daki yüzde 4 tahminine yaklaşması hatta onu geçmesi ihtimali artıyor.