Para politikasında yeni arayışlar (1)

Fiyat istikrarına odaklı para politikasını, finansal istikrarı da gözetecek biçimde yeniden nasıl düzenleriz?
Para politikasında yeni arayışlar (1)

Para politikasına ilişkin son yazılarımda, lafı döndürüp dolaştırıp hep yeni bir kurumsal düzenleme gereksinimine getirdim. Mesela son yazım şöyle bitiyordu: “Enflasyon hedeflemesi rejimine tekrar geri dönmekte yarar var. Finansal istikrarı da gözetecek şekilde bu rejimi güçlendirmek mümkün üstelik. Bunun için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun bazı yetkilerinin Merkez Bankası’na (TCMB) geçmesi üzerinde düşünmek gerekiyor.” Eski yazılarımda yer yer var bu sonuca nasıl vardığım. Bunları kesintisiz bir şekilde ve derli toplu olarak anlatmak istiyorum. Üst üste birkaç yazı ‘para politikasında yeni arayışlar’ üzerinde duracağım. 

Öncelik fiyat istikrarı
Benim için tartışmanın başlangıcı şöyle: Çoğu piyasa ekonomisinde merkez bankasının temel amacı fiyat istikrarı olarak belirleniyor. Bu, merkez bankalarının finansal istikrara önem vermedikleri anlamına gelmiyor. Aksine TCMB Yasası’ndan da görüleceği gibi merkez bankalarının finansal istikrarla ilgili görevleri de var. Bazı ülkelerde, -bu arada Türkiye’de de- temel görevleri finansal sistemin düzenlenmesi ve denetlenmesi olan kurumlar yer alıyor. Bazı ülkelerde ise bu görev tümüyle merkez bankasına verilmiş. Söz konusu görev ister merkez bankasında ister başka kurumda olsun, önemli olan nokta şu: Küresel krizden önce para politikası uygulaması, asıl olarak fiyat istikrarını sağlamak temel amacı çerçevesinde oluşturuluyordu. Böylelikle finansal istikrara da katkı yapılacağı düşünülüyordu.
Özellikle 1990’ların sonlarından itibaren çoğu ülkede enflasyon oldukça düşük düzeylere indi. Tablo 1’de enflasyonun 1980’den bu yana gelişimi gösteriliyor. 1980’den itibaren beşer yıllık dönemler itibariyle ortalama tüketici enflasyonunun dünyada en yüksek olduğu dönem 1990-94 dönemi. Daha sonra gelişmiş ülkelerde açıkça fiyat istikrarı, diğerlerinde ise enflasyonda belirgin bir düşüş var. Ama küresel finansal kriz yaşandı yine de: Fiyat istikrarı otomatik olarak finansal istikrarı sağlamaya yetmiyor. 

Nasıl tasarlanacak?
Bu olgu, beraberinde çok önemli bir soruyu gündeme getirdi: “Küresel krizden önce uygulanmakta olan fiyat istikrarına odaklı para politikasını, finansal istikrarı da gözetecek biçimde yeniden nasıl düzenleriz?” Soru, finansal sistemin düzenlenmesi ve denetlenmesi yetkisinin nasıl tekrar merkez bankalarına alınabileceği ile ilgili değil. Öyle olsaydı sorunun hiçbir ilginç tarafı kalmazdı. Falanca bankanın kaç şubesi olacağı ya da filanca bankanın yabancı ortak alıp alamayacağı finansal sistemin istikrarı açısından önemli. Ama bunların para politikasıyla bir ilgisi yok. Bu yetkiler merkez bankalarında olsa da bu yetkiler çerçevesinde alınan kararların para politikasının alanına girmediği açık. Dolayısıyla bu tip yetkilerin merkez bankalarında olması değil üzerinde durulan. Tartışılan, para politikasının finansal istikrarı da gözetecek biçimde nasıl tasarlanabileceği. Salı günü devam edeceğim.