Sahaya yansımadı, tribüne yansıdı

Önümüzdeki birkaç ay enflasyonun tam anlamıyla 'sahaya yansıdığını' göreceğiz. TCMB kendi gerçek politika faizini yüksek tutacak.

Yok, Futbol Federasyonu’nun komediye dönüşen şike soruşturması ile ilgili değil başlığım. 2011’in büyük bir kısmındaki, en azından kasım ayına kadar olan süredeki para politikası için attım bu başlığı. İsteyen, 2001’in başından birkaç hafta öncesine kadar genişletebilir bu başlığın geçerli olduğu dönemi.
Yıllık tüketici enflasyonu, 2011’in ilk dört ayında yıl sonu hedefi olan 5.5’in altında, yüzde 4 düzeyinde seyretti. Sonraki dört ayda, hedefin biraz üzerinde, yüzde 6-7 arasında salındı. Ekim ayından itibaren yükselmeye başladı ve aralık ayına gelindiğinde yüzde 10,6 oldu. Bu yılın ilk üç ayında da yüzde 10,4 düzeyinde seyretti. Farklı bir ifadeyle enflasyon uzunca bir süredir tribünlere yansımış durumda; alım güçlerini törpülüyor. 

Piyasa faizi: %9,7
‘Sahada’ olan biten ise şöyleydi: Merkez Bankası (TCMB) bankaların kendi aralarında yaptıkları kısa vadeli işlemlerde ortaya çıkan faizin (piyasa faizinin) istediği düzeyde gerçekleşmesini sağlama yeteneğine sahip. 29 Ocak ile 3 Ağustos 2011 arasında, piyasa faizinin ortalamada yüzde 6,6 düzeyinde kalmasına olanak sağladı. 4 Ağustos ile 19 Ekim 2011 arasında ise bu faizin biraz düşerek ortalama yüzde 6,1 düzeyinde gerçekleşmesine izin verdi. Dolayısıyla 20 Ekim 2011’e kadar olan sürede enflasyona tepki ‘sahaya’ yansımadı.
20 Ekim 2011’de TCMB faiz koridorunun üst sınırını yüzde 12,5’e çekti ve para politikasını sıkılaştıracağı sinyalini verdi. Bu tarihten Nisan 2012 sonuna kadar olan süredeki ortalama piyasa faizi ise yüzde 9,3 oldu. Piyasa faizinde son haftalarda bir yükselme daha yaşandı. TCMB’nin ek sıkılaştırmadan dem vurduğu son haftalarda piyasa faizi ortalama yüzde 9,7 olarak gerçekleşti (12 Mart 2012–30 Nisan 2012).
Şikenin sahaya yansıyıp yansımadığı nasıl saptanabilir hiçbir bilgim yok. Sonuçta futbolda komik goller her zaman yenebiliyor, kale sahasının içinden boş kaleye komik ıskalar olabiliyor. Özellikle iddiasız takımlar fazla mücadele etmeyebiliyorlar. Bunların hangileri anlaşmalıdır, hangileri oyuncu hatasıdır bilmek zor. Ancak para politikasının ‘sahaya yansıyıp yansımadığını’ saptamak kolay. 

‘Sahaya yansıdı’
Diyebilirsiniz ki, TCMB 20 Ekim’den daha önce sıkılaştırmaya başladı; zorunlu karşılık oranlarını arttırdı. Uzun uzun, önceki politikanın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu devreye girmeden neden sıkılaştırma olmadığını tekrar anlatmak yerine, TCMB’nin kendi raporlarına ve sunumlarına başvurmakta yarar var. Mesela, son enflasyon raporunda para politikasındaki sıkılaştırmanın Ekim 2011’den başladığı belirtiliyor. Ayrıca, enflasyonun yılın son çeyreğine kadar yüksek düzeyde seyretmesi olasılığına dikkat çekiliyor. TCMB, bunun, enflasyon bekleyişlerini olumsuz etkileyerek, fiyatlama davranışlarına ve ücret pazarlıklarına yansıyarak enflasyonu daha da yükseltme tehlikesi yarattığına işaret ediyor. Bu nedenle para politikasının daha da sıklaştırılması gerektiğinin altını çiziyor.
Önümüzdeki birkaç ay dolayısıyla enflasyonun tam anlamıyla ‘sahaya yansıdığını’ göreceğiz. TCMB kendi gerçek politika faizini (fonlama maliyetini) yüksek tutacak ve kısa vadeli piyasa faizinin de yüksek düzeyde kalmasına izin verecek. Döviz kuruna yukarıya doğru baskı artarsa, hem bu yüksek faiz politikası daha uzun sürecek hem de piyasa faizi ve kendi faizi, koridorun üst sınırı olan yüzde 11,5’e daha çok yaklaşacak. Döviz kuru düşme ya da artmama eğilimi gösterirse yüksek faiz dönemi daha kısa olacak ve daha düşük bir ‘yüksek’ faiz gerçekleşecek. TCMB’nin liranın bir miktar değerlenmesini isteyeceğini de not düşmek gerekiyor. Bu değerlenme isteği, en azından enflasyonun yıl sonunda yüzde 6,5’e yakınsayacağından emin olunana kadar sürecek. Evet, nihayet ‘sahaya yansıdı’!