Şimdi daha mı şeffaf?

Şu anda piyasalar açısından önemli olan TCMB faizi açık ki 'fonlama maliyeti'; TCMB'nin politika faizim dediği faiz değil.

Merkez Bankası (TCMB), 29 Kasım 2011’den önce bankalara verdiği borcun faizine Para Politikası Kurulu Toplantısı’nda karar veriyordu. Bu faiz oranı, en azından iki toplantı arasındaki dönemde sabit kalıyordu. Bir sonraki toplantıda faizde bir değişiklik yapılmıyorsa bankaların borçlanma faizleri daha uzun süre değişmemiş oluyordu. Bütün piyasalar açısından önemli olan faiz buydu. Bu nedenle ona ‘politika faizi’ deniliyordu. Mesela 10 Mayıs 2010 ile 28 Kasım 2011 döneminde politika faizi, bir hafta vadeli repo ihale faiziydi. “28 Kasım 2011’e kadar” dedim, oysa TCMB’ye göre hâlâ politika faizi bu faiz.
Bakın, 2012 yılın ilk enflasyon raporunun ikinci sayfasının son satırlarında neler belirtiyor TCMB: “...yüksek oranlı fiyat ayarlamaları kısa vadede enflasyonda öngörülenin üzerinde bir artışa neden olmuştur. TCMB, bu durumun beklentileri bozmasına izin vermemek için ekim ayından itibaren para politikasında önemli bir sıkılaştırmaya gitmiştir. Bu çerçevede, faiz koridoru yukarı doğru genişletilmiş ve bir hafta vadeli repo ihalesi ile yapılan Türk Lirası fonlamasının miktarı gerekli görüldüğünde ayarlanarak ortalama fonlama maliyeti belirgin şekilde arttırılmıştır.”
Dikkat: TCMB’nin ‘fonlama maliyeti’ dediği, bankalara verdiği kısa vadeli borcun faizi. Fonlama maliyeti, 29 Kasım 2011’den bu yana TCMB’nin ‘politika faizim’ dediği haftalık repo faizinin oldukça üzerinde hareket ediyor. Grafik 1’de her iki faizin 29 Kasım 2011’den itibaren hareketleri yer alıyor. Oynak olan, TCMB’nin ‘fonlama maliyeti’ adını verdiği faiz. Alttaki düz çizgi ise TCMB’nin ‘politika faizim’ dediği faizi temsil ediyor.
Şu anda piyasalar açısından önemli olan Merkez Bankası (TCMB) faizi hangisi? Sanıyorum bir süredir bu sorunun yanıtı açık: Şu anda piyasalar açısından önemli olan TCMB faizi açık ki ‘fonlama maliyeti’; TCMB’nin politika faizim dediği faiz değil. Dolayısıyla, gelin ‘TCMB’ye göre politika faizi’ ve ‘piyasalara göre politika faizi’ ayrımı yapalım.
Enflasyonun yüzde 68.5’ten yüzde 7.7’ye düştüğü ‘örtük enflasyon hedeflemesi’ dönemine (Ocak 2002-Aralık 2005) getirilen eleştirilerden biri, para politikasına ilişkin kararların şeffaf olmadığı ve ağırlıklı olarak bir kişi tarafından alındığı yönündeydi. O dönemde uygulanan enflasyon hedeflemesi rejimine ‘örtük’ denmesinin ve bu özelliğin de kamuoyuna açık biçimde ifade edilmesinin temel nedeni şuydu: Para Politikası Kurulu enflasyon odaklı bir ekonomik durum tartışması yapıyor ama faiz kararını almıyordu. Karar, kurulun tavsiyeleri de dikkate alınarak başkan, başkan yardımcısı ve ilgili genel müdürler ile uzmanların katıldığı toplantılarda herhangi bir zamanda alınabiliyordu. Dolayısıyla faiz kararlarının alındığı toplantı tarihleri kamuoyunca bilinmiyordu. Ancak politika faizine ilişkin alınan her kararın gerekçeleri kamuoyuna bir duyuruyla açıklanıyordu. Ayrıca hem Bakanlar Kurulu’na hem de TBMM Bütçe ve Plan Komisyonu’na yılda iki kez sunum yapılarak hesap veriliyordu. Kısacası, uygulanan enflasyon hedeflemesi rejiminin zaten ‘örtük’ olmasının temel nedeni, faiz kararının Para Politikası Kurulu’nca alınmaması ve faiz kararlarının ne zaman alınacağının önceden ilan edilmemesiydi. ‘TCMB’ye göre politika faizi’ne ilişkin kararların ne zaman ve kimler tarafından alınacağını biliyoruz. Peki, ‘piyasalara göre politika faizi’ olan faize, yani TCMB’nin kendi enflasyon raporunun daha ikinci sayfasında para politikasını nasıl sıkılaştırdığını anlatırken atıfta bulunduğu faize ilişkin kararların ne zaman ve kimler tarafından alındığını biliyor muyuz? 



Grafik 1. TCMB’nin ‘politika faizim’ dediği faiz ile bankalara verdiği borcun faizi (fonlama maliyeti): 29 Kasım 2011–12 Nisan 2012 (%)