Teşvik

Eski sistemle karşılaştırıldığında yeni sistemdeki temel farklılık, 'stratejik yatırımlar'ın teşvik edilmesi olarak göze çarpıyor.

Hafta içinde Uludağ Üniversitesi’ne konuk olarak gitmiştim. Konferanstan sonraki sohbet seansında, eski teşvik sisteminde sonradan yapılan bir paragraflık bir değişikliğin üniversiteyi nasıl etkilediği anlatıldı. Bir otomobil fabrikasının yaklaşık 150 mühendisi üniversitedeki teknoparkta çalışıyormuş. Ancak teşvik sisteminde yapılan değişiklik bu mühendislerin araştırma ve geliştirme faaliyetlerini teknoparkta sürdürmelerinin avantajını ortadan kaldırmış ve kendi fabrikalarında sürdürmelerini teşvik eder hale gelmiş. Sonuçta bu mühendislerin tümü fabrikalarına dönmüşler. Şimdi, ilk durumun mu yoksa ikincisinin mi ekonomi açısından daha iyi olduğu elbette önemli bir tartışma konusudur ama bu yazı açısından bir önemi yoktur. Önemli olan teşvik sisteminin olumlu ya da olumsuz yönde statükoyu değiştirmekte etkili bir araç olabildiğidir. 

En önemli değişiklik stratejik yatırımlar
Yeni teşvik sistemi perşembe günü açıklandı. Üzerinde düşünüp konunun uzmanlarıyla tartışmak gerekiyor. Dolayısıyla ayrıntılı bir değerlendirme için henüz erken. Elimde Ekonomi Bakanlığı’nın otuz sayfalık bir sunumu var yeni teşvik sistemi hakkında. Bir de Sayın Başbakan’ın konuşma metni. Bu aşamada bu bilgilere dayanarak kısa bir ön değerlendirme yapmak istiyorum.
Eski sistem ile karşılaştırıldığında yeni sistemdeki temel farklılık, ‘stratejik yatırımlar’ın teşvik edilmesi olarak göze çarpıyor. Stratejik yatırımlar, anladığım kadarıyla iki başlık altında ele alınıyor. İlki, ithalata bağımlılığı azaltacak ve dolayısıyla cari işlemler açığını ithalatı azaltarak küçültecek yatırımlar. Bu yatırımlar önemli teşviklerden yararlanacaklar. İkincisi, ithalata konu olan malları ikame etsinler ya da etmesinler, doğrudan teknoloji düzeyi yüksek ürünlerin üretimine yönelik yatırımlar teşvik edilecek.
Her bir bölgenin yararlanacağı teşvikler farklı. İlginç bir ayrıntı ise teşviklerin zamanlamasına ilişkin. 2013 sonuna kadar başlanacak yatırımların yararlanabilecekleri teşvikler daha fazla. Dolayısıyla yatırımların öne alınmasının arzu edildiği anlaşılıyor. Eski sistemdeki büyük ölçekli yatırımların teşvik edilmesi ve az sayıdaki genel teşvik yeni sistemde de sürüyor.
Yeni sistemdeki bir diğer farklılık, Türkiye’nin daha fazla bölgeye ayrılmış olması. Bölgesel olarak en çok teşvikten yararlanacak iller altıncı, en az yararlanacaklar ise birinci bölgedeler. Bazı sektörlerde yapılacak yatırımlar, hangi bölgede olurlarsa olsunlar, beşinci bölge ayrıcalıklarından yararlanacaklar. Bunlar arasında eğitim yatırımları, ilaç sektöründe ve demir yolu ile deniz yolu ulaştırması alanında yapılacak yatırımlar ve bazı araştırma-geliştirme yatırımları var. Burada ‘stratejik yatırımlar’la bir miktar örtüşme var. Bu sektörlerde üretilen malların çoğu zaten stratejik yatırımlar arasında.
Geçen bir panelde bir dinleyici soru sorarken ilginç bir saptama yaptı. Teşvik sistemini daha ayrıntılı değerlendirirken o saptamayı da dikkate almak gerekiyor. Şu: Türkiye’nin yurtiçi tasarruflarının yetersiz olduğu artık herkes tarafından biliniyor. İktisatçılar, özel kesimin tasarruflarını arttıracak bir ekonomi politikası öneremiyorlar. Bu durumda, Türkiye’nin dışarıdan borç almaya dayalı büyük altyapı hamlelerine ağırlık vermek yerine, önceliği verimlilik düzeyini sıçratacak reformlara vermesi daha doğru olmaz mı? Mesela, kaynaklar daha çok araştırma ve geliştirme faaliyetleri ile eğitim gibi alanlara aktarılsa? Elbette, hiç altyapı yatırımı yapmayalım sonucu çıkmıyor burada. Tartışılan, hangi alana daha fazla ağırlık verilmesinin daha iyi olacağı. Düşünmeye ve tartışmaya değer bir soru.