Kopuş 'kafası'

Felekten Bir Gece Daha, aynı ekibi Asya'da koparken gösteriyor bize

2009’un akılda kalmamayı reddeden filmlerinden biri kağıt üzerinde alelade görünen bir komediydi: ‘Felekten Bir Gece’. Damat ve üç arkadaşı, Amerikanca adıyla bir ‘stag party’de başlarına yüklüce bir bela alıyorlardı. (Türkçe’de nedense kibarca ‘bekarlığa veda partisi’ deniyor, oysa gerçek anlamına sadık kalınarak pekala ‘geyikleme’ de denebilir.)
Filmin uzunca kısmında ortalıkta görünmeyen Damat hariç, ekip üç tipten oluşuyordu; Yakışıklı Hergele, Tipsiz Kılıbık, Tuhaf Şişman. En sıkıcıları ilki, en ilginçleri sonuncusuydu. Nitekim sonuncuyu canlandıran Zach Galifikianis, sıcağı sıcağına Robert Downey Jr. ve bir buldogla ‘Git Başımdan!’da oynayacak ve ‘tuhaf’ın adını koyacaktı; Mütecaviz Gayimsi. (Ayrıca ele alınması gereken bir konu.)
‘Felekten Bir Gece’, ahbap çavuşların Vegas’da kiraladıkları süitde son hazırlıklarını yaptıkları noktada kesip şak diye ertesi sabaha bağlıyordu. Karakterler fena halde akşamdan kalma uyanıyor, altı üstüne gelmiş odada bir kaplan, bir bebek, bir tavukla burun buruna geliyor ve geceye dair hiçbir şey hatırlamıyorlardı; kesin kopuş… Filmde bir büyük elipsis’e karşın tek flash-back yoktu, olup biten inanılmaz şeyleri birileri kahramanlara sözle naklediyor, bu da her şeyi daha komik yapıyordu. Olaylar başarıyla geriye sarılıyordu sarılmasına ama ‘Felekten…’in asıl ilginçliği ‘kopuş’tu. Benzer filmlerde (‘Very Bad Things/ Hiç Hesapta Yokken’ geliyor akla) kefareti ödenmesi gereken bir sorumsuzluk olarak sunulur bekarlığa veda partisi olayı. Belki öyledir de, ama aşırılık ona karşı takınacağımız ahlaki tavırla ‘temizlenmez’. Aşırılığı aşırılık temizler. ‘Felekten Bir Gece’nin buluşu da bir aşırılıktı işte; Her Yer Karanlık ‘kafası’.
* * *
İyi komedi, karakterlerin ne gibi uçlara gidebileceklerini hissettirerek hafiften ürpertir bizi. Amerikalılar çok uzun zamandır dünyanın birçok yerinde, faturası o yerlere çıkmak üzere bir ‘kopuş kafası’ yaşıyorlar, malum. ‘Felekten Bir Gece’nin ilkinde buna dair öngörüler vardı ve lezzeti de şizofrenik tadında idi. Yazının yarısını yazıp cumaya gösterime girecek ‘Felekten Bir Gece Daha’nın ön gösterimine koştum. Malum olmuş gibi, ekibi bu kez Asya’da ‘koparken’ buldum. Fakat yukarıdaki mülahazalar çerçevesinde ikinci filmin bir ‘Apocalypse Now!’ olduğunu söyleyemeyeceğim. (Fazla mülahazanın ve devam filmlerinin sakıncaları!) İkincisinde pısırık diş doktorunun şeytanını, şişmanın ergenliğini daha da vurgulamışlar, yakışıklı gene sıkıcı. Kendilerine koydukları isimle Kurt Çetesi’ni bir çocuk çetesi olarak gösteren bir bölüm de mevcut. Nihayetinde bizimkilerin abisi olan Hollywood komedilerinde de parlak bir fikir ilerletilemeyince, pipi esprilerine başvuruluyor.
‘Felekten Bir Gece Daha’ya da bir miktar pipi ve apış arası esprisi (hoşgeldin Recep, hoşgeldin ‘Yahşi Batı’) serpiştirilmiş. Uzak ve Ortadoğulular, maddi-manevi hayvan sömürüsü, sigara tüketimi, çocuk fuhşu, androjen gangsterler, travestiler, klasik müziğin sıkıcılığı ve kopan (Asyalı) parmakları fazla da dert etmemeli temalı ‘politik doğrucu olmayan’ espriler filme, ne derler, renk katmış. Tek gerçekten ilginç karakter torbacı bir maymun; ‘kopuş’u otomatiğe bağlamış bizimkilerin tersine filmde tek gazete okuyan karakter de o. Dolayısıyla filmdekilerin tersine dünyadan tamamen bihaber olmadığı da düşünülebilir. Ama tabii tek çiçekle bahar olmadığı gibi, tek maymunla ‘Maymunlar Gezegenine Dönüş’ de vaki olmuyor.

.