Picasso'nun suçu ne?

Son zamanlarda Türkiye'de çekilen filmlerde gene son zamanların büyülü kelimesiyle 'konsept' diye bir şey varsa, BKM filmleri bunun en iyi örneği. Neredeyse kendi kendilerini çeken bu filmler bir yönetmene ya da yönetmenlere gereksinmekten çok...

Son zamanlarda Türkiye'de çekilen filmlerde gene son zamanların büyülü kelimesiyle 'konsept' diye bir şey varsa, BKM filmleri bunun en iyi örneği. Neredeyse kendi kendilerini çeken bu filmler bir yönetmene ya da yönetmenlere gereksinmekten çok, bir ekibin düşünüp taşınarak kotardığı projelere benziyorlar. Genellikle komedi türündeler, özellikle Türkiye'nin darbe dönemlerinden bahsediyorlar ve komedinin şefaatine sığınarak ya yakın dönem Türkiye solunun mağduriyetinden sahneler sunuyor ya da günümüz Türkiye'sinden toplumsal meseleleri hafifçe sorunsallaştırıyorlar. Meselelerin 'adının anılır' olabilmesi onlara yetiyor, masraf ediyorlar ve mümkün olduğunca çok seyirciye ulaşmayı hedefliyorlar. Hepsinde Cezmi Baskın, Altan Erkekli gibi oyuncuların canlandırdığı ortayaşlı bir erkek figürü, genellikle Demet Akbağ'ın canlandırdığı bir Ana Kadın tipi, bir masum genç kız, film eğer Yılmaz Erdoğan'lı olacaksa bir de köyün delisi tipi var. Genellikle bir 'şey' etrafında dönüyorlar (televizyon, çalıntı araba, orkestra-marş vb.) Son dönemde prodüksiyon sineması olmaya kalkışan filmlerin tüm özelliklerini politik alt metinlerle birleştirme niyetindeler, prodüksiyon sinemasının da derli toplu örneklerini veriyorlar. Yani BKM neredeyse bir 'stüdyo'. Ama tabii bütün stüdyolar gibi kendi klişelerini yaratmaya aday ve hatta şimdiden yarattı. İtalyan yeni gerçekçi sinemasından, sonraki dönemin İtalyan komedilerinden, Yılmaz Güney filmlerinden, Yeşilçam'ın bütün komedi filmlerinden serbestçe yararlanıyorlar.
'Beynelmilel' BKM stüdyosunun en son ürünü. En parlak örneği olmayabilir. Ötekilerle taşıdığı benzerliklere ilaveten daha az duygusal bir sonla bitmeye cesaret ettiğini, politik mesajla 'insani' dramı (baba-kız hikâyesi) bağdaştırırken gözüyaşlılığa daha az şans tanıdığını, belki ileriki BKM filmlerinde komedinin keskinleşebileceğini düşündürüyor. Ama 'Beynelmilel'de başka bir mesele var ki film beni asıl bu açıdan ilgilendirdi. BKM filmlerinin 'politik düşünüşü'ndeki bir gedik bu. 'Beynelmilel bir şey'den, Enternasyonal Marşı'ndan destek alan bir film Picasso'nun 'Guernica' tablosuna neden kötü davranır? Enternasyonal Marşı kadar 'beynelmilel' olan ve ressamının İspanya İç Savaşı'nın dehşeti üzerine yaptığı ünlü resmin bir reprodüksiyonu köyün halkevinde bir duvarda asılı. İlk gördüğümüzde figürlerin 'kıçı başı belli olmadığı' gibi klasik bir gerekçeyle alaya alınıyor. Böyle bir filmde 'Guernica'nın intikamının yerde kalmayacağını, ileride bir noktada ona iade-i itibar edileceğini düşündüm. Ama hayır, ikinci görüşümüzde de 'Guernica' duvardan indiriliyor!
Türkiye solundan, onun geçmişinden komedi tonunda da olsa bahsetmeye çalışırken 'beynelmilel' olmaya çalışmak elbette iyi. Solun iyi tarafı da budur bence, miliyetçiliğı, ırkçılığı reddetmesi, samimiyetle bütün insanlığı kapsamak istemesi. Ama beynelmilel olmaya çalışırken düzayak popülist olmak ve modern sanatla dalga geçmeye sığınarak seyirci tavlamak da neyin nesi? Kaldı ki, belki her anlamda 'beynelmilel' olan bir yapıtı harcayarak? Daha birkaç yıl önce Picasso'nun popüler bilince beklenmedik bir çıkartma yaptığı memleketimizde, 'Guernica'yı tanıyanların o sergiye sırf şıklık olsun diye gidenlerden başkaları olacağını ümit etmek ister insan. Tercihan 'Beynelmilel' filmini yapanlar. BKM'ciler ise beynelmilel olmayı sadece bir marşla sınırlı tutmuşlar. Marş demişken; filmin jeneriğinde de adı geçen Hasan Saltık'ın Kalan Müzik Arşivi'nin listesine bir baksın BKM'ciler. Son yıllarda müzik yayını alanında en ciddi listeyi oluşturan Kalan Müzik tam da 'Beynelmilel'in sahip olamadığı bir beynelmilelliğe, bir kapsayıcılığa sahiptir ve dünya ölçeğinde kültür mirasının nasıl değerlendirileceği konusunda az rastlanır bir örnektir. Sonra da bir Picasso kitabına bakabilirler.