Tasarımlar çarpışıyor!

'Pusula filmini 'ateizm içeriyor' diye Amerika'nın bazı yerlerinde yasakladıklarını okudum. Ateizm günümüzde az bulunur bir maden olduğu için de kalktım gittim; evet, var bir miktar ateizm.

'Pusula filmini 'ateizm içeriyor' diye Amerika'nın bazı yerlerinde yasakladıklarını okudum. Ateizm günümüzde az bulunur bir maden olduğu için de kalktım gittim; evet, var bir miktar ateizm. Paralel bir dünyada bir yanda Özgür Düşünenler, bir yanda da 'Da Vinci Şifresi'ndeki Opus Dei'yi andıran meş'um Magisterium; bu ikincisi, filmin mütereddit kötü kadını Nicole Kidman'ın deyişiyle 'nasıl davranacaklarını bilemeyenlere nasıl davranacaklarını öğreten' bir nevi dinsel-faşist parti. En musibet üyesinin Hitler'inkine benzer bir saç kesimi ve Slavca bir ismi var. Bu kötü adamlara karşı 'bizimkiler'in neyi savunduğuna gelince; bu dünyada herkes bir tür 'new age' pagan ve bundan vazgeçmek istemiyor...
En sevimli buluş olarak herkesin bir totem hayvanı ya da ruh hayvanı ya da id'i ya da cini var. İnsanın değişimleriyle birlikte o da biçim değiştiriyor. Kötülerin bütün derdi insanları daha çocukluktan bu ruh hayvanlarından ayırarak itaatkâr kılmak, özellikle de başıbozuk öğeleri. Başıbozuklar arasında Çinganlar, Oxford profesörleri, Cadılar, balonla seyahat eden bir mucit ve bir de özgür ruhlu küçük kız var; Lyra Belacqua. Lyra, 'Küçük Prenses'ten 'Harry Potter'a kadar her yerde rastladığımız dikbaşlı, ateş saçlı küçük kızlardan biri, bir Pagan Prenses. Gerçi kahramanlarından çok, görünüşü önemli bu âlemin; Lyra'nın kötülerden kurtarmaya soyunduğu bu farazi dünya Art Deco, Art Nouveau, bir nebze de Bauhaus karışımı bir tasarım cehennemi.
Farazi dünyalarda geçen çoğu fantastik filmi yapanların birleştiği husus, anlaşılan o ki, Avrupa'da endüstri devriminden başlayıp özellikle iki dünya savaşında arasında geliştirilen her türlü modernist tasarımın kötülere ve kötülüğe vesile olduğu. ('Brazil', '...Potter'lar, 'Hellboy' vs.) Bir gerçeklik payı var belki bu fikirde, ama 'Altın Pusula'ya bir 'fikir' vermeyegörün; bütün kötüler 30'lar tarzı elbiseler, permalı saçlar ya da soğuk, stilize rahibe kıyafetleri ile tarif edilmişler, Zeplinlerde geziyorlar, iyilerse hep bir post ve deri çizme tabiiliği içinde. Anladınız onu; kötü (müsrif, süslü, dramatik) modernliğin karşısına konulan 'doğaya dönüş' modernliği... Öte yandan, süslü, pahalı bir antika cep saatini andıran altın pusulaya kimsenin 'tasarımsal' bir itirazı yok. Çünkü bu alet, Tarot destesinin karakterlerini andıran sembolleri ile 'new age' sembolizminin vazgeçilmeyen diğer yanına işaret ediyor: yeniden keşfedilen Gotik. (Tıpkı Oxford Üniversitesi mimarisi gibi.)
Doğal malzemelere bürünmüş, hippimsi, şiddetle etnik yeni paganlar ile Umberto Eco'msu bilim adamları, ebedi Art Deco faşistlerine karşı savaşıp kazanacaklar mı? Tabii ki. Gelgelelim, 'Altın Pusula'da bir 'Elektra çıkmazı' da var; bilin bakalım öksüz sanılan Lyra'nın annesi tam da kim?.. Bildiniz. Bu denklemde anlamadığım şu. Aslında olaylar iki aristokrasi arasında cereyan ediyor; bir kötüler-süslüler aristokrasisine karşı bir iyiler-bilgeler aristokrasisi, Balenciaga'larını giymiş her 'bitch'e karşı bir Pagan Prenses var (Ve mümkünse bunlar birbiriyle bağlantılı.) İyinin kötüye, 'eko tasarımın' müsrif tasarıma otomatikman galebe çalmasını isteyen 'Altın Pusula'daki 'paralel' dünya tarihi, niteliği ne
olursa olsun, aslında geleneksel tarih yazıcılığını tekrarlıyor: 'Tarih seçilmişlerin yapıp ettikleridir.' Allahtan, filmde kovayla votka içen, eski Amerikan filmlerindeki Romalı asker zırhlarını andıran saçmasapan, 'tasarım ötesi' bir zırh kuşanan dev bir beyaz ayı var da, bu destansı savaşta paryaların, 'yığınların', kendilerini nasıl hissetmiş olabileceklerine dair bir ipucu veriyor. Tabii devamı gelecek; bakalım Lir Güzelsu, birinci filmde Nicole Kidman'a gerçekten darbe indirmiş mi? Yoksa kazın ayağı başka mı? İki seçkin dişi nereye kadar kapışacaklar? En önemlisi de, 'Toz' her şeyi birbirine bağlayacak mı?