Tatlı Tarkan

Türkiye'de hangi erkek sahnede bedeniyle bu kadar rahat, bu kadar mutlu, bu kadar kendi başına ama aynı...

Türkiye’de hangi erkek sahnede bedeniyle bu kadar rahat, bu kadar mutlu, bu kadar kendi başına ama aynı zamanda da her şeyi paylaşmaya açıktır? Kendinden geçişini sergileme konusunda bu kadar kayıtsız? Tabii ki sadece Tarkan (belki bir de Fazıl Say.)
Tarkan’ın, en azından şu son seyrettiğim konserinin (31 Ağustos, Harbiye Açıkhava) bir koregrafisi olduğunu söylemek zor. Biraz Michael Jackson, bol bol sahnenin bir ucundan ötekine koşturmak ve tabii her zamanki gibi bir bedeni olduğunu bilmek ve bunu göstermek... Işıltılı gülümseme de dahil olmak üzere... Tarkan’ı ara ara şu ya da bu biçimde ‘out’ olmaya çağırmak bence beyhudedir. Sadece bedeniyle ilişkisiyle Türkiye’de erkeklere başka bir erkekliğin de varolduğunu gösteren kaç kişi var?
Şarkılarda ‘söylediklerine’ her zaman ikna olmam, ‘şelale saçlar, hilal kaşlar’ edebiyatı biraz utanç verici doğrusu, ‘yakalarsa’ olacaklar olsa olsa latifedir, ‘başını sevabına taşlara vurmaya’ gelince-  neden öyle şeyler yapalım Tarkan’a canım... Ama ara sıra, özellikle de ‘posta’lı şarkılarında bir tatlı hüzün gelir lafları deyişine; ‘Bir daha çalar mı bilmem postacı kapımı? Sanmam’ ya da ‘Ne kartpostallar yolladım/ Arasına resimler koydum.’ Sanki posta kalmış gibi... Öte yandan, alaturkanın diğer ucunda, yollara gül dökerken falan gözünün önüne getirmek de mümkün onu- böyle saçma, tatlı, abartılı hareketlerde bir numaradır ve zaten aslolan da yapmayı ya da olmayı vaadettiği bütün o şeyler konusundaki enerjisidir. Başlardaki gibi sadece süregiden bir cilve olsaydı, bir süre sonra kanıksardık. Ama büyüdü, olgunlaştı. Haydi arabesk olalım, biraz da hayat onu öyle yaptı. Dahil olduğu nisbeten korunaklı alemde ara sıra kulağı çekilen bir figürdür, malum.
Pop yıldızlarında mesleğin gereği şımarıklıklar olarak görülebilecek şeyler o yapınca kimi ağabeylerin ya da devlet babanın tekdiriyle karşılanacak kadar görünür olur nedense, ya da çok açık nedenlerle. (Özel Tarkan cool’u; ne ağlar ne de yaltaklanır, olsa olsa susar.) Olup bitenler sadece daha da çok sevilmesine yol açar sanki. Sadık kitlesi onu hiç terketmemiş gibi görünüyor. Her şarkısında görevli gibi hemen dansa duran,
onu kayıtsız şartsız seven kadın hayranlarını kastetmiyorum sadece. Ara sıra Michael Jackson’a kayması boşuna değil; biraz da kuşak icabı, halk çocuklarına bedenleriyle kendini ifade etmenin bedava olduğunu öğreten Michael Jackson’ın imrendiriciliği var onda. Teşekkür edilmez mi böyle bir şeye? Erkek olmak için iriyarı, kalın, tutuk vücut hareketli, sevişme sahnelerinde hoyrat, abla-kardeş-sevgili tokatlamakta epik olmanın yetmediğini bütün erkeklere de hatırlatıyordur bence.
Tatlı Tarkan. Onda bir küçük kardeşin bütün sevimliliği vardır. Yırtıcı balıklarla dolu ve bir türlü ölemeyen zavallı Christina Ricci’li bir haftada doğrusu onun hakkında yazmaktan kendimi alamadım. Son albümünün s’si de, g’li kelimenin g’si de umurumda değil... Hep zıplasın.