Bırakmayın geçmesinler, bırakmayın yapmasınlar!

Tchibo CEO'su Dr. Markus Conrad, içinde yaşadığı toplumu önemsemeyen kuruluşların gelecekte yaşama şansı olmayacağına dikkat çekti.

Geçen yüzyılda,  kapitalizm “Bırakınız geçsinler, bırakınız yapsınlar” yaklaşımıyla  tüm kıtalardaki dengeleri allak bullak etti. Kaynaklar hunharca kullanıldı. Artan nüfus ve  gelir dağılımındaki dev uçurum, dünyayı yaşanmaz bir yer haline getirdi. Avrupa ve ABD’de insanlar, devletlerin çığ gibi büyüyen sorunlarla tek başına mücadele edemediğini görüyorlar. İş dünyası, toplumsal yaşamda sorunlar varken, kar edemeyeceklerinin hatta varlıklarını sürdüremeyeceklerinin bilincine vararak, iş süreçlerini gözden geçiriyor. Sivil toplum kuruluşları, özel sektör ve  kamu elele vererek, sorunlara birlikte çözüm geliştirmeye çalışıyorlar. Sorumlu davranmayan kurumların, tüketiciler tarafından cezalandırılacağı bir dönem başlıyor.  

KAR PEŞİNDE KOŞMAK YETMİYOR, TOPLUMSAL SORUMLULUK GEREK

Geçtiğimiz aylarda Berlin’de düzenlenen EFSE’de (European Fund for Southeast Europe) Tchibo CEO’su Dr. Markus Conrad’la görüşme imkanı buldum. Dünyanın lider kahve üreticilerinden biri olan Tchibo, 60 ülkede 1300 mağaza ve 120 bin satış noktasında hizmet veriyor.  Conrad, içinde yaşadığı toplumu önemsemeyen kuruluşların gelecekte yaşama şansı olmayacağına dikkat çekti. “Kurumsal Sosyal Sorumluluk bir tavırdır. Serbest piyasa ekonomisi ve yatırımın desteklenmesi için çalışmak yetmez. Sorumluluğun paylaşılması gerekir” diyen, ünlü yönetici sorularımıza şu yanıtları verdi:

Sosyal sorumluluk ve kar terimleri birlikte nasıl var olacak?

Tüm şirketler kar odaklı olmak zorundadır. Yaşamak için bu şart. Yatırım yapabilmeyi sürdürmek için kar etmeniz gerekir. Şirketler, tarih boyunca daima toplumun bir parçası olmuşlardır. Soru, karı nasıl elde ettiğinizle ilgilidir. Kar elde ederek, yatırım mı yapıyorsunuz? Yoksa, birilerinin sırtından para mı kazanıyorsunuz? Yönetimlerin temel görevi, şirketlerin, geçmişte olduğu  gibi, toplumun bir parçası olarak çalışmalarını sağlamaktır. Almanya’daki şirketlerin çoğu, özellikle aile şirketleri, yıllardır yaptıklarından ve yapmadıklarından sorumlu olduklarının bilinciyle çalışırlar. Şimdi, diğer şirketler de bu anlayışın önemini fark ediyorlar. Bunu herkese anlatmamız gerekiyor. Ayrıca, tüketicilerin de tüketim davranışlarını da değiştirmeleri için çalışmalıyız.

Siz “Business Ethics” (İş ahlakı) ödülü alan bir kurumsunuz. Bunu nasıl başardınız?  

Biz, önce karşımızdaki tüm hedeflere baktık. Hangi noktalarda  daha iyi olabileceğimizi inceledik. Öncelikle, yaptığımız işe en yakın olan faaliyetleri mercek altına aldık. 2015 yılında ürettiğimiz kahvenin yüzde 40’ının sertifikalı ve sürdürülebilir üretim yapan üreticilerden geldiğini söyleyebilirim. Bu oran, dünyadaki tüm kahve üreticileri içinde bizi ilk sıraya yerleştiriyor.

Biz sahaya çıkıyoruz. Uzun yıllardır, Guatemela, Brezilya, Tanzanya gibi üretim yapan ülkelerdeki çiftçilere gidiyoruz. Onların bizimle uzun vadeli çalışması , işlerini en kaliteli biçimde yapabilmesi ve faaliyetlerini sürdürebilmesi için çabalıyoruz.

ÜRETİCİ ÜRETİMİ BIRAKIRSA SEKTÖR AYAKTA DURAMAZ

Üreticilerinize yatırım yapıyorsunuz…

Biz, üreticilerimizle güvene dayalı bir ilişki kurmak istiyoruz. Bugün de gelecekte de, en iyi kahveyi ancak böyle elde edebileceğimizi biliyoruz. Sadece lezzetli kahve üretmek yetmez. Nasıl  tarım yapıldığı ve üretcilerin nasıl bir hayat sürdüklerini de bilmeniz gerekir. Çiftçiler, kahve üretimiyle geçinmeyi ve yaşamlarını sürdürmeyi başarıyorlar mı diye sormalıyız. Cevap çok basit; üreticiler para kazanamadıkları için  üretimi bırakırlarsa, bizim sektörümüz ayakta duramaz.

Kahve dışında da geniş bir ürün yelpazeniz var. Her sektörde bunu başarabiliyor musunuz?

Aynı şey, tekstil için de geçerli. Bildiğiniz gibi Türkiye’de çok büyük bir  tekstil sanayisi var. Biz Türkiye’deki üretim zincirimizi doğru yönetmek için büyük çaba gösteriyoruz. Üreticilerimizin en kaliteli malzemelere erişebilmelerine  yardımcı oluyoruz. Örneğin, tüketicilerimiz için önemli olan organik pamuk konusuna özen gösteriyoruz . Tüm tedarikçilerimize, işçileriyle daha rahat çalışması ve  sendikalarla daha iyi ilişkiler kurmaları için destek oluyoruz. Çalıştığımız tüm şirketlerde aynı sistemi uyguluyoruz.

SOSYAL SORUMLULUK PROJELERİ ZATEN YAPMAK ZORUNDA OLDUĞUNUZ ŞEYLERDİR

“Kurumsal iletişim stratejinin parçası olmalı” diyorsunuz…

Evet, insanların kurumsal sosyal sorumluluğu, pazarlama çalışmalarında kullanılacak kısa dönemli bir şey gibi görmeleri çok tehlikeli. Biz, bunun tam tersini düşünüyoruz. Sosyal sorumluluk projeleri zaten yapmak zorunda olduğunuz şeylerdir. Pazarlama aracı olarak kullanmak için yaratılan işler değil.

Sosyal sorumluluğun, ürünlerimizin “kalite” özelliğinin bir parçası olduğuna inanıyoruz. Kahvenin lezzetli ve taze olması tabi ki çok önemli. Ama işin bir de nasıl üretildiği konusu var. Tüm benzeri projeler zaman gerektirir. Çok dikkatli olmalısınız. Biz daha iyi tedarikçilerle çalışmayı, ürünümüzün kalitesini artıran bir nokta olarak görüyoruz. Bunu, “Bütünsel yaklaşım” olarak adlandırıyoruz.

Bütünsel yaklaşımla ne kast ettiğinizi açar mısınız?

Tüm kuruluşta işlere yaklaşımımızın bütünsel olması, kararların zamanında alınması ve doğru planlama yapılması gerekiyor. Biz Tchibo’da çalışan herkesin “ben neden sorumluyum?” nerede fark yaratabilirim diye sorgulamasını sağlamaya çalışıyoruz.

Örneğin, insan kaynaklarında çalşan birisi, “ben İK’da sosyal sorumluluk hakkında ne yapabilirim?” diye düşünmeli. Çalışma koşullarımı gözden geçirmeli. Çalışanlarımızın özel hayat-çalışma saatleri dengesinin nasıl olduğuna bakmalı. Onlara yeterli eğitim veya spor etkinliği imkanı sunup sunmadığımızı araştırmalı.

Araçlarımızın dağılımından sorumlu olan bir başka arkadaşımız araç politikamızı sorgulamalı.  “Bazı kişilerin, kendi başlarına almaya güçlerinin yetmeyeceği büyük ve pahalı arabaları kullanmaları gerçekten uygun mudur?” diye sormalı.

Lojistikten sorumlu olan kişi, dünyanın dört bir yanından gelen ürünlerin ulaşımında nasıl fark yaratabileceğini düşünmeli. Örneğin, “Uzak Doğu’dan aldığımız ürünleri uçakla mı, gemiyle mi getirdiğimize bakmalı. İkisi arasında çevreye verdiği zarar açısından muazzam bir fark var. Biz ürünlerimizin yüzde 95’inden fazlasını gemiyle taşımayı tercih ediyoruz.

Sonuçları düzenli olarak ölçümlüyorsunuz…

Bir kez ölçmeye başladığınızda, aslında ne kadar çok şeyi ölçebildiğinize şaşırıyorsunuz. Biz  bu yaklaşıma ilk 2006’da başladık.

Tedarikçilerinizle ilişkileriniz nasıl?  

“Kazan-Kazan” olmak zorunda. Tüketicilerin önümüzdeki yıllarda kurumlardan daha sorumlu davranmalarını talep edeceklerinden eminim. Aynı şekilde, tedarikçilerden de sorumlu davranmalarını bekleyecekler. İyi bir tedarikçiyseniz, işinizde dalgalanma olmadan tutarlı bir biçimde çalışırsınız. Çalıştığınız şirketlerle iyi ilişkiler geliştirmek isterseniz, onlara beklentilerinizi anlatırsınız.  Onlar da sürekli olarak gelişmeye özen gösterirler.

Ama, siz ikide bir tedarikçilerinizi değiştirirseniz veya onlar çalışanlarını  her ay değiştirirlerse, sağlam ve tutarlı süreçler yaratmanız mümkün olamaz.

Yönetiminizi ve özellikle finans bölümünüzü uzun vadeli sosyal yatırımlara nasıl ikna ediyorsunuz?

Basit bir örnekle açıklayayım. Afrika’da, kahve çekirdeklerinizin en iyi kalitede olması ve üstün bir kahve üretmek için projeler geliştirebilirsiniz. Ya da ambalajınıza yatırım yaparak, biraz daha albenili bir ambalaja sahip olabilirsiniz. Her ikisinin de size bir maliyeti olur. Birinde sonuçları anında görürsünüz. Diğeri için uzun bir süre beklemeniz gerekir. Organizasyonunuza, bunların alternatif yollar olduğunu anlatmanız gerekir.  Kurumsal sosyal sorumluluk projelerinize bir maliyet olarak bakamazsınız.  KSS, süreçlere ve ürünlere yapılan tüm diğer yatırımlara bir alternatiftir. Geri dönüşünün ölçülmesi ve hesaplanması zordur. Bu yüzden, her şeyden önce sosyal sorumluluk bilinciyle çalışmanın tek doğru yol olduğuna yürekten inanmanız gerekir. Biz Tchibo olarak, iş yaptığımız her ülkede sorumluluk üstleniyoruz. “Yapabilir miyiz? “veya “Yapmalı mıyız? “diye sormuyoruz. Buna mecbur olduğumuzu ve tek seçeneğimizin sosyal sorumluluğumuzu yerine getirmek olduğunu düşünüyoruz.  

http://www.radikal.com.tr/151758515175850

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.