Barzani'nin Rojava açmazı

Mezopotamya denkleminde Kürtlere karşılık gelen hep 'Kürt kartı' idi. Bu ifade artık 'Kürt oyunu'na terfi ediyor. Başkalarının denkleminde unsur olmaktan kendi evinde aktör olmaya evrilen bir süreç.

Mezopotamya denkleminde Kürtlere karşılık gelen hep ‘Kürt kartı’ idi. Bu ifade artık ‘Kürt oyunu’na terfi ediyor. Başkalarının denkleminde unsur olmaktan kendi evinde aktör olmaya evrilen bir süreç. Mesut Barzani Irak’ta ‘Kürdistan’ı anayasal çerçeveye kavuşturan lider olarak tarihe geçecek. PYD liderliğindeki Suriyeli Kürtler de Öcalan posterleriyle farklı bir yoldan aynı istikamette yürüyor. Ne var ki iki ulusal Kürt figürün dayanakları ve ittifak ilişkileri gerilimi şekillendiriyor. Ayrışma Barzani’nin 16-17 Kasım’daki tarihi Diyarbakır ziyaretine de yansıyor. 

PYD 12 Kasım’da farklı bileşenlerle Rojava Kürdistanı’nda geçici yönetim tesis etmeye dönük kurucu meclis ilan etti. Meclis bölgede seçimleri organize edecek ve pratik sorunlarla ilgilenecek. PYD temmuzdan beri geçici yönetim kurmaya çalışıyor. Meclis ilanı şaşırtıcı değil. Ama Arap, Süryani, Keldani ve Çeçenlerin de yer aldığı meclisin zamanlaması en az oluşumun kendisi kadar önemli. Özerklik ilanına doğru atılmış bu kritik adım, Barzani’nin KDP’si etrafında kümelenen El Parti, Azadi ve Yekiti‘nin farklı bir yola girmesinin ardından geldi. Kürt Ulusal Konseyi’nin (KUK) Suriye Ulusal Koalisyonu’na (SUK) katılımı 9-11 Kasım’da İstanbul’da 3 üye ile temsil edilen Kürtlere 8 koltuk daha verilmesiyle resmiyet kazandı. KUK, Cenevre-2 Konferansı’na SUK çatısı altında gidecek. PYD ise Rusya’nın davetiyle Kürt Yüksek Konseyi (KYK) olarak katılmaktan yana. Hatırlatalım KYK, Erbil Anlaşması temelinde PYD ile müttefiklerinin yer aldığı Batı Kürdistan Halk Meclisi ve KUK’tan 5’er üyenin katılımıyla oluşturulmuştu. Taraflardan birinin uluslararası bir toplantıya tek başına katılma kararı alamayacağını da öngören anlaşma paçavraya döndü. PYD, meclisi Barzani’nin himaye ettiği partilerle birlikte kurmaya çalıştı, beceremedi. PYD’in çalışmalarına Celal Talabani’nin çizgisindeki partiler ve KUK’taki birkaç parti katılsa da Barzani çizgisi oluşumdan uzak durdu.

Kaide ve bölgesel faktörler
SUK-KUK ittifakı dışında meclis oluşumunu hızlandıran birkaç faktör daha var: Birincisi PYD Eşbaşkanı Salih Müslim’in Peşhabur (Semelka) Sınır Kapısı’ndan geçmesine izin verilmemesi geçici yönetim için Barzani’nin desteğini alma konusundaki hassasiyeti bitirdi. Yine PYD, Türkiye’nin de kaygılarını gidermeye çalıştı. Türkiye’nin hem PKK ile çözüm sürecini hem Rojava’daki gidişatı Barzani’nin kredisiyle etkileme girişimleri bitik bir çabaydı. Barzani kartı, Nusaybin’deki utanç duvarı ve Kürtlerle çatışan gruplara açık tutulan kapılar Rojava’yı Ankara ve Erbil’i daha az dikkate almaya itti. İkincisi YPK, Bağdat’ın kontrolündeki Til Koçer (Yarubiye) Kapısı’nı Kaide’den alarak Rojava’ya bir nefes borusu açtı. Böylece Peşhabur’u tam açmayan Barzani’nin kozu zayıfladı. Üçüncüsü Til Koçer’in YPG’nin eline geçmesi Kaide ile başı belada olan Irak Başbakanı Nuri Maliki’yi sevindirdi. PYD, Şam’ın izin vermesi halinde gelecekte Rojava’ya diplomatik temsilcilik açma sözü verdiği iddia edilen İran’dan sonra Irak’la da paslaşma şansını yakaladı. Dördüncüsü Til Koçer’le birlikte lojistik desteğini yitiren Kaide’nin gerilemesiyle Kürtlerdeki özgüven arttı. Bu PYD’ye dışarda da kredi getirdi. Beşincisi Rojava’daki fiili özerkliğin Şam yönetimi tarafından da bir şekilde kabul edilebileceğine dair sinyaller sıklaştı. Tüm bu kolaylaştırıcı faktörle geçici meclis kuruldu. Bu, Müslim’in dediği gibi “Bir özerklik ilanı değil.” Ama özerklik talimi sayılabilir.

Ya ABD, PYD’ye kapı açarsa
Eğer PYD sahayı kontrol eden güç olarak Cenevre’ye gitmeyi başarırsa Suriye’nin geleceğinde kim olursa olsun Rojava’daki fiili durumun kalıcı bir statüye kavuşması için pazarlık yapabilecek. Cenevre başka kapıları da açabilir. Mesela Müslim’e Washington vizesi verilirse ABD’nin Kürt coğrafyasında muhataplarının sayısı ikiye yükselir: Barzani ve Müslim. Medya, ABD Dışişleri Sözcüsü Jen Psaki’nin tepkisini ‘kaygılıyız’ kısmından verse de açıklama kategorik bir inkâr yerine Kürtlere açık kapı bırakan bir tondaydı: “Bağımsız bir Kürt bölgesi ilan etme çabalarından kaygı duymaktayız. Bölge oluşturmak, Suriye’nin bu bölgesindeki birçok topluluğu kapsayacak daha geniş bir kararın parçası olmalı.”

ABD’nin olası açılımında asıl zorluk bölgedeki müttefiklerinden geliyor. Nitekim dün Barzani sert çıkıştı: “PYD, devrim yaptığını iddia ediyor. Kime karşı kazanılmış bir devrim? Tek yaptıkları şey rejimin teslim ettiği yerlerde söz sahibi olmak. PYD, anlaşmaya bağlı kalmadı. Silah zoru ve rejimle gizli anlaşmalarla emrivaki yaparak kendisini askeri güç ilan etti.” Türkiye ile aynı dalga boyunda bir çıkış. İşin trajik yanı PYD, Erbil’i kaybetti ama Barzani de Rojava ve Rojava’yı içselleştiren Türkiyeli Kürtleri kaybeti. Burası Ortadoğu; geceden sabaha çok şeyin değiştiği bir yer. Rojava sürprizlere bağlı olarak Barzani’yi utandırabilir ya da hem içerdeki Kürtler, hem rejim hem de komşulardan darbeler yiyebilir.