Biriken İran öfkesi Yemen'in başına patladı

Suudi Arabistan'ın  'Sünni Cephe' görüntüsü veren hamlesi Yemen'deki krizi daha da derinleştirebilir.  Yemen'de daha önce fazla öne çıkmayan mezhep düşmanlığını körüklenebilir,   Sünni aşiretlerle paslaşan Kaide ve IŞİD'e yeni fırsatlar sunabilir

Suudi Arabistan Yemen’e saldırarak kendi nüfuz haritasının bozulmasına izin vermeyeceğini gösterdi. Bunu yaparken Şia ve İran korkusunu manipülatif araç olarak başarılı bir şekilde kullandı. Ölen Kral Abdullah bu türden bir kararlılığı 2011’de Bahreyn’de göstermişti. Körfez İşbirliği Konseyi’nin (KİK) silahlı gücü Yarımada Kalkanı ile barışçıl gösterileri bitirmişti.

Yeni Kral Selman, göreve ya İran realitesini kabul ederek başlayacak ya da ‘Sünni Cephe’ kartını kullanıp bölgesel liderliğe oynayacaktı. O da tereddüt etmeden Selefi gibi davrandı. Bahreyn’de olası bir iktidar değişikliği İran’ın müttefik ağının genişlemesi anlamına geliyordu. Yemen’de de Amerikan-Suud düzenine karşı askeri birliklerin desteği ile kentleri ele geçiren Husilerin iktidara ortak olması benzer bir etki yaratacaktı. Ancak burada Sünni çevrelerin ‘Bahreyn ve Yemen İran’ın eline geçiyor” diye sunduğu çerçeve sorunlu.

Bahreyn halkı bölgesel hevesleri olan İran’ın yönlendirmesiyle sokağa dökülmedi, göstericiler bastırıldığında da İranlılar birilerinin Suriye’de yaptığı gibi halkı silahlandırıp isyana teşvik etmedi. Yemen’nin kuzeyindeki Husiler de İran’a arka bahçe olmak için başkent Sana’ya yürümedi. 2012’de Abed Rabbo Mansur Hadi işbaşına geldiğinden beri de sorunların hiçbiri çözülmedi.  Şiiliğin Zeydi koluna mensup Husilerin yaptığının bir darbe olup olmadığı tartışılabilir. Bu kimin nereden baktığına bağlı.  Pekâlâ birileri de Suriye’de silahlı kalkışmayı devrim diye savunan Suudi Arabistan ve müttefiklerinin Yemen’deki silahlı Husilere itiraz etmesinin çelişki olduğunu söyleyebilir. Husiler bir ‘Zeydi imameti’ tesis etmek değil ulusal uzlaşı hükümetinin kurulması ve konsensusla yeni bir anayasanın yazılması için yola çıkıp bu konuda Hadi ile bir anlaşma imzalamıştı. O anlaşma yürüseydi işler bu noktaya gelmezdi. Husiler bu perspektifle hareket etmeseydi ordu birliklerinin önemli bir kısmının da desteğini alamazdı.

Yemen'de askeri operasyon başladı


Sonuçta nüfusun yüzde 70’ini oluşturan Şiilerin Bahreyn’de, yine nüfusun yüzde 40’ını oluşturan Zeydilerin Yemen’de iradelerini hakkıyla yansıtmaları İran ve Şii fobisiyle bastırılmış oluyor. Suudi Arabistan’ın bu hamlesinin İran ABD ile nükleer müzakerelerde sona yaklaştığı bir döneme gelmesi de anlamlı. Epey zamandır “Yılanın başı ezilmeli” diyerek Amerikan yönetimine baskı yapan Suudiler, tıpkı İsrailliler gibi nükleer krizi tatlıya bağlayacak anlaşmaya şiddetle karşı. Tahran’ın nükleer programı, ABD’nin İran’la diyaloga girmesi, Suriye’de ‘direniş ekseni’ni kırma hamlesinin başarısızlığa uğraması, 2003’teki Amerikan işgalinin ardından Irak’ın İran’ın etki alanına girmesi, yine Irak’ta IŞİD’e karşı savaşta İran’ın öne çıkması nedeniyle biriken Suud öfkesi Yemen’in başına patlamış oldu.

ABD'den Yemen saldırısına destek

Ancak Suud’un ‘Sünni Cephe’ görüntüsü veren bu hamlesi Yemen’deki krizi daha da derinleştirebilir. Müdahalenin sürmesi ve Husiler ile ordu içindeki destek güçlerinin direniş göstermesi Yemen’de daha önce fazla öne çıkmayan mezhep düşmanlığını körükleyebilir. Yemen Şiiler ile Sünnilerin birbiriyle en sorunsuz yaşadığı bir yerdi. Ayrıca bu müdahale Sünni aşiretlerle paslaşan Kaide ve IŞİD’e de yeni fırsatlar sunabilir.

İran'dan Yemen bombardımanına kınama

Yemen ateşi petrol ve altını fırlattı