Bu bir veda değildir!

Ya sözümüzü zulamıza atıp diz çökeceğiz ya da gerçeğe ihanet etmeyip bedelini ödeyeceğiz. Birileri "Bu sizin için yolun sonu" dedi, değildir, billahi değildir.

Elveda demeye niyetim yoktu. Ortalıklardan kaybolacakmış gibi, bir kenarda susup pusup oturacakmış gibi. Sevgili editörüm Bahadır Özgür “Olmaz” dedi, “Okuyucu veda yazısı bekler.” Eyvallah!  Okuyucunun hakkıdır. Bir şeyler demek bizim de hakkımızdır. 

Ama bu bir veda değil.
Ne hikâyemiz bitti ne yazacaklarımız!
Rahatlarını bozmamız gerekenler var!
Kendilerini dokunulmaz kılan kibir abideleri var!
Tüm bölgeyi yakan kifayetsiz muhterisler var!
Bu güzelim ülkeyi uçuruma sürükleyenler var!
Daha anlatacaklarımız var ey dostlar!
Bunlar varken veda züldür!
Kaybolmuyoruz, çekilmiyoruz, sadece dağılıyoruz, toprağa dağılan tohumlar gibi.

***

Herkesin Radikal’i bir şeylere tekabül eder. Benim Radikal’im özgürlüğümdü, özgünlüğümüzdü. Radikal önemli bir açığı kapattı. İnsana, hayata, özgürlüklere dair izler bıraktı. Sevindirdik, umutlandırdık, kızdırdık, öfkelendirdik…
Mutfağımız nice güzel insanlar gördü! Vicdanı rahat, aklı hür, zihni berrak!
Mavi bir ıslıktı, ötünce dönüp karşılık verecek yüzlerce emektarı olan. Eskimeyen eskilerimiz vardı; sanki bir replikti: “Ben Radikal’deyim”, “Ben de eski Radikal’ciyim”…
Yazı İşleri masasında her şey konuşulur tartışılırdı; bir sandalye çekip masaya ilişen herkes itirazını yapar önerisini getirirdi. Ayıplanmadan, çekinmeden, azarlanırım diye korkmadan. İsteyen tavrını da koyardı.
Dış Haberlerimiz ise curcunalı bir okuldu. Her bir haberi tartışırdık, her bir başlığı tartardık. Hepimiz her gün bir şeyler öğrendik öğrettik; yetiştik yetiştirdik! Gürültücüydük vesselam…
Önce bize ayrılan kâğıdın sonuna geldik, yazılı gazete bitti; sonra internette yelken açtık, rüzgârımız kesildi, nihayet o da bitti.

***

Kötü günlerden geçiyoruz, kaygılanmak için nedenlerimiz çok. Ya sözümüzü zulamıza atıp diz çökeceğiz ya da gerçeğe ihanet etmeyip bedelini ödeyeceğiz. Birileri “Bu sizin için yolun sonu” dedi, değildir, billahi değildir, bunu tayin edecek bizim irademizdir.
Eski Radikalci Ali Topuz, zor zamanda dosta ne göndereceğini bilendir, bana gönderdiği de Nesimi’den bir şaheserdir:

Hâr içinde biten gonca güle minnet eylemem
Arabi Farisi bilmem, dile minnet eylemem
Sırat-i müstakim üzre gözetirim rahimi
İblis’in talim ettiği yola minnet eylemem

Bir acaip derde düştüm herkes gider kârına
Bugün buldum bugün yerim, Hak kerimdir yarına
Zerrece tamahım yoktur şu dünyanın varına
Rızkımı veren Huda'dır kula minnet eylemem.

***

Onurumuzdur bizi kurtaracak olan.
Hoşça kalın, dostça kalın.