Cehennem treni istasyondan ayrılıyor

Şebaa Çiftlikleri'ndeki işgal Hizbullah için İsrail'le düşmanlığın resmi gerekçesi olsa da İsrail güçleri 22 yıllık işgalden sonra 2000'de Lübnan'ın güneyinden çekilince davanın odağı Filistin'e kaydı. Şimdi gerilimin temerküz ettiği cephe Suriye. Hizbullah'ın Suriye cephesinde ne yaptığını biliyoruz. Çok fazla konuşulmayan ise İsrail'in ne yaptığı.

Gerilim başı dertte olan iktidarlara iyi gelir! İsrail’de 17 Mart seçimleri yaklaşırken Başbakan Benyamin Netanyahu Suriye ve Lübnan sınırlarında kömür gibi içten içe yanan yangına birkaç galon benzin dökmekte beis görmüyor. İsraillilere tehdit altında oldukları hissini yaşatmak aradığı şey olabilir. ‘Güvenlik’ İsrail’de İngiliz anahtarı gibi her kapıyı açan bir etken. Elbette olup bitenleri tamamen seçime endeksleme niyetinde değilim. Seçim bir süreç içinde gelişen krizin ‘tepe’ noktalarını belirleyen faktörlerden biri.
Hizbullah ile İsrail’in karşılıklı saldırıları dün bölgeyi yeniden savaşın eşiğine geldi. Hizbullah bir İranlı general ile 6 örgüt üyesini öldüren İsrail’e misilleme yaptı. Zaten aralık olan cehennemin kapıları biraz daha açıldı. Ama İsrail için yenilgi, Lübnan için büyük bir yıkım getiren 2006’daki ‘34 Gün Savaşı’nda olduğu gibi tam güç cephe savaşı iki tarafın da iple çektiği bir seçenek değil. Yine de herkesin yüreği ağzında. 2006’ın bıraktığı acı sonuçlar hem İsrail hem de Hizbullah açısından ‘kendini tutma’ diyebileceğimiz bir fren işlevi gördü. Ne oldu da taraflar ayaklarını frenden kaldırma gereği duydu.

SURİYE’NİN TETİKLEDİĞİ YENİ SÜREÇ

Gelişmeler hem Lübnan hem Suriye’deki gelişmelerle doğrudan bağlantılı. Kör düğümü çözmenin ve manipülasyonlara karşı duyarlı olmanın en etkin yolu sürecin başına gitmek. Kısa bir hatırlatma zihne iyi gelir:
* 30 Ocak 2013’de İsrail uçakları Hizbullah’a silah götürdükleri iddiasıyla Şam yakınlarında bir konvoyu bombaladı.
* Nisan 2013’te Hizbullah, Suriye’de sınıra yakın Şii köyleri Nusra ve diğer muhaliflerin saldırılarından korumak için Kuseyr savaşına dahil oldu. Mayıs 2013’te Kuseyr’in ele geçirilmesine az bir zaman kala İsrail, Suriye’de bazı hedefleri bombaladı.
* İsrail askerleri bir araçla 7 Ağustos 2013’te Lübnan sınırını geçerek Lebbune’ye girdi. Misilleme fırsatı bulan Hizbullah aracı bombaladı.
* Hizbullah, Lübnan sınırında muhaliflere lojistik destek hattını tutan Kalamun bölgesindeki savaşa katıldığında da İsrail boş durmadı. 24 Şubat 2014’te Lübnan’ın doğusunda Beka Vadisi’ndeki Canta’da bir hedef uçakla vuruldu. Hizbullah birkaç gün sonra Şebaa Çiftlikleri’nde bir bombalı saldırıyla karşılık verdi.
* 14 Mart 2014’te Şebaa Çiftlikleri’nde, 18 Mart 2014’te işgal altındaki Golan Tepeleri’nde İsrail askerlerini hedef alan bombalar patlatıldı. İsrail ise 19 Mart 2014’te Suriye’de üç askeri tesisi vurdu.
* 22 Haziran’da Suriye tarafından Golan’a düşen bir mermi bir sivilin ölümüne yol açınca İsrail’in yanıtı Suriye’de 9 hedefi vurmak oldu.
* 5 Eylül 2014’te Hizbullah militanı Hasan Haydar Ali, İsrail’in Adlun’da Hizbullah’ın iletişim ağını dinlemek için yerleştirdiği bir cihazı sökmeye çalışırken aygıtın uzaktan kumanda ile patlatılması sonucu öldü. Hizbullah 7 Ekim 2014’te işgal altındaki Şebaa Çiftlikleri’nde İsrail askeri aracına düzenlediği bombalı saldırıyla bunun intikamını aldı. Saldırıda birkaç asker yaralandı. İsrail de yine Suriye’de bazı hedefleri bombaladı.
* 7 Aralık 2014’te İsrail Şam yakınlarında birçok askeri tesisi bombaladı.
* 18 Ocak 2015’te Golan’da konuşlanmış İsrail güçleri, Suriye’nin Kuneytre bölgesinde bir konvoyu vurarak İran Devrim Muhafızları Komutanı Muhammed Ali Allahdadi ile 6 Hizbullah militanını öldürdü.
* Ve intikam alacağını duyuran Hizbullah dün (28 Ocak) Şebaa Çiftlikleri’nde İsrail ordusuna ait 9 aracı anti-tank füzeleriyle vurarak iki askeri öldürdü, yedisini yaraladı. İsrail de Lübnan’ın güneyinde 5 köyü karadan havan topları ve havadan füzelerle vurdu. İsrail ateşinde BM barış gücü UNIFIL’den bir asker öldü. Buna paralel olarak İsrail, Suriye’den Golan’a atılan 6 füzeye, Kuneytre yakınlarındaki Suriye ordusuna bağlı 90. Birlik dahil 3 askeri noktayı vurarak karşılık verdi.

2006 TEKRARLANIR MI?

2013’ten beri yaşanan karşılıklı saldırılardan bazılarını atlamış olabilirim ama gelişmenin seyri bu şekilde. Hizbullah’ın misillemesi İran’ın ABD’ye İsrail’in saldırının sonuçlarıyla karşılaşacağı uyarısı yapmasının ardından geldi. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin Emir Abdullahiyan "Diplomatik kanallarla ABD’ye Siyonist rejimin İran’ın kırmızıçizgisini geçtiğini söyledik” dedi. İran’ın misillemenin olacağını Amerikalılara bildirmeleri son derece sıra dışı bir durum. ABD’nin buna karşı ne yaptığı merak konusu.
21 Ocak’taki yazımda Suriye’de savaş rejim lehine gelişmeler kaydederken, Hizbullah güçlerini birden fazla cepheye yaymışken, Kaide tehdidi Lübnan’ı da etkisi altına almışken ve İran ile 5+1 grubu arasında nükleer pazarlıklar devam ederken Hizbullah’ın Lübnan’ı yeniden yakıp yıkacak bir savaşı tetiklemek istemediğini; bir misilleme olacaksa da bunun işgal altındaki Şebaa Çiftlikleri ve Golan Tepeleri’nden gelebileceğini belirtmiştim. İlk kez İranlı bir üst düzey yetkilinin açık bir şekilde öldürülmesi ve Hizbullah’ın simge isimlerini kaybetmesi misilleme baskısını arttırdı. Ve misilleme beklenenden daha erken ve daha büyük geldi.
Bu salvoların bir işgale ya da daha büyük hava operasyonlarına varıp varmayacağı biraz da tarafların dünkü kayıp bilançolarını ne kadar tolere edebileceklerine bağlı. Mesela bir askerin esir alınması İsrail için kışkırtıcı sebep olabilir. Dün esir iddiası ortalıkta dolaştı. İsrail kamuoyu esir asker konusunda çok hassas. Netanyahu dün seçim kampanyası sırasında “Kuzeyden bize meydan okuyanlar Gazze’de ne olduğuna baksın. Güvenlik her şeyden önce gelir. Bedelini ödeyecekler. Bunun sorumluluğunu Lübnan ve Suriye hükümetleri taşıyor” tehdidi savurdu.

İSRAİL’İN SURİYE’DEKİ SAVAŞI

Salvonun arkası gelsin ya da gelmesin Suriye bağlantılı gelişmeler tarafları yakıcı bir karşılaşmaya doğru itiyor. Şöyle ki bir tarafta İsrail’in Suriye’de 2011’den itibaren bir süre renk vermeyen politikasını 2013 baharında ibrenin rejim lehine dönmesi üzerine terk edip askeri tesislere yönelik sarsıcı operasyonlar düzenlemesi ve Golan sınırında muhalifleri desteklemeye başlaması; diğer tarafta Suriye yönetiminin Filistinlilerin Golan’da konuşlanmasını yasaklayan tutumuna son vermesi ve Hizbullah’ın Kuneytre civarında Filistinlilerin de yer aldığı Halk Direniş Tugayları’nı örgütleyip eğitmesi ‘direniş cephesi’ ile İsrail arasında Filistin davası ile bayraklaşan dolaylı-dolaysız savaşa yeni bir cephe açıyor.
Şebaa Çiftlikleri’ndeki işgal Hizbullah için İsrail’le düşmanlığın resmi gerekçesi olsa da İsrail güçleri 22 yıllık işgalden sonra 2000’de Lübnan’ın güneyinden çekilince davanın odağı Filistin’e kaydı. Şimdi gerilimin temerküz ettiği cephe Suriye. Hizbullah’ın Suriye cephesinde ne yaptığını biliyoruz. Çok fazla konuşulmayan ise İsrail’in ne yaptığı. Sanırım buraya parantez açmak son çatışmanın dinamiklerini anlamamızı kolaylaştıracaktır. Hizbullah gibi sahaya inmese de İsrail, Golan üzerinden Suriye’deki çatışmalara müdahil durumda. Kaide’nin Suriye kolu Nusra’nın da İsrail ordusundan destek gördüğü yeni bir dehşet dengesinden söz ediyorum. Bu denklem birçok cephede çatışma potansiyelini harekete geçiriyor. İsrail’in Suriye’deki savaşına yarın devam edelim.