Çöl aslanından çöl faresine: Bir müflis hamleden ötekine

Libya'nın komşuları istim üstünde, bu kaosun kendilerini de içine çekmesinden korkuyor. Geçen ay Dakar'da Afrika Birliği, Batılı güçleri Libya'ya müdahale etmeye çağırdı.

Müdahalecilik nasıl bir akıl tutulmasıysa dışarıdan askeri operasyonlarla rejim değiştirmenin yan etkilerini kontrol edebileceklerini sanıyorlar. Sözde vizyoner olan, ufku ufukları aşan, depderin düşünenler onlar! 2011’de askeri müdahaleyle felce uğratılan Libya’ya yeni müdahale gündemde. Çünkü kriz Libya sınırlarından taşıyor. Tunus “Libya’dan gelen tehdit altındayız” diye alarm veriyor. Diğer komşular da Libya’dan kaçırılan silahların namlusuna gireli çok oldu. Sınırlardan militan, silah ve göçmen akışı bölgenin istikrarını tehdit ediyor.

Sınır aşan etkiler sadece Kuzey Afrika ve Sahra altıyla sınırlı değil. Geçen yıl Libya’dan Avrupa’ya 200 bin göçmen akını olmuş. Libya, yönetilebilen bir ülke oluncaya kadar kuzey sahilleri içi çaresiz insanlarla dolu daha çok tekne görecek. Haliyle Suriye ve Irak’a odaklanmış uluslararası toplumun dikkatleri yeniden Kuzey Afrika’ya çevriliyor.
Fransa’ya Fildişi Sahili ve Mali’de yaptığı müdahalenin benzeriyle Libya’yı kaostan çıkarması için yalvaran komşular var, Nijer ve Çad gibi.

Verilen tepkilere bakılırsa Libyalılar da “Müdahaleye karşıyız, müdahalenin hedefi İslamcılar olur” diyenler, “Silah verin biz teröristleri (yani kendi rakibimizi) hallederiz” diyenler ve “Batılıları istemeyiz, Arap kardeşlerimiz gelsin” diyenler olarak bölünmüş vaziyette. Bir devrimcinin istediği müdahale öteki devrimciye karşı! Müzakere ile çözüm ise ufuk ötesinde. Giderek vekalet savaşına dönüşen iç savaşta herkes zafere odaklandığı sürece BM’nin arabuluculuk çabası da çölün kumlarına karışık gidecek.

IŞİD SIKIŞTI, TAKVİYE İSTİYOR

Manzara hakikaten kasvetli: Bir tarafta Tobruk’ta üstlenen Temsilciler Meclisi, ona bağlı Abdullah el Sini hükümeti ve Onur Operasyonu adını alan general eskisi Halife Hafter’in güçleri; diğer tarafta Trablus’ta yeni meclisi tanımayan Milli Genel Kongre (MGK), Ömer el Hasi’nin ‘kurtuluş hükümeti’ ve milis gücü olarak Libya Şafağı. Libya’nın meşru temsilcisi olma iddiası güden iki taraf arasındaki savaş ülkenin havaalanları, limanları ve petrol tesislerini bombalama noktasına geldi. Elbirliğiyle ülkenin hayat damarlarını koparıyorlar.

Beri tarafta Derne’de şube açıp ‘Sirenayka (Berka) Emirliği’ni ilan eden Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) Libya’daki savaşı büyütmenin peşinde. Bu da Tobruk ve Trablus cenahlarının başını çektiği iç savaşı daha da karmaşık hale getiriyor. Onur Operasyonu hem Libya Şafağı hem IŞİD hem Bingazi’yi kontrol eden Kaideci Ensar el Şeria ve diğer selefi örgütlerle savaşıyor. Bingazi’deki Onur Şafağı’na direnenlerin ortak düşmanı IŞİD.

Derne’deki IŞİD’çi grup geçen ay bir cephede Onur Operasyonu diğer cephede Ensar el Şeria’nın uzantısı Derne Devrimci Şura Konseyi’nin baskısıyla karşılaşınca IŞİD lideri Ebubekir Bağdadi’den yardım istedi. IŞİD’in Libya’daki temsilcisi Ebu Erhim el Libi mektup yazarak “Burada silah bulmak kolay yeter ki para olsun” dedi. El Libi ayrıca Tunuslular başta olmak üzere Mağripli mücahitlerin Libya cihadına katılmaya hazır olduğunu belirtti. Yani para olursa cihatçı bulmak da kolay. IŞİD, Libya kolunu oluşturmak için temmuzda Suriye’de savaşan Suudi Ababistan, Tunus ve Mısırlılardan bir grubu Derne’ye göndermişti. IŞİD, eylülde denizden çıkarma yaparak Derne’yi biraz daha tahkim etti! Benzer bir takviye gücün beklendiği sıralarda Derne’ye demir atan bir Yunan gemisi geçen pazar Onur Operasyonu tarafından uçaklarla vuruldu. Petrol dolu geminin militan taşıdığı sanıldı. Sini hükümeti olası militan akışını önlemek için Filistin, Sudan ve Suriyelilerin Libya’ya girişini yasakladı.

ARAP BİRLİĞİ’NDEN MÜDAHALE İSTENDİ

Libya’nın komşuları istim üstünde, bu kaosun kendilerini de içine çekmesinden korkuyor. Geçen ay Dakar’da Afrika Birliği, Batılı güçleri Libya’ya müdahale etmeye çağırdı.

Müdahale tartışmaları önceki gün Kahire’de toplanan Arap Birliği zirvesine de taşındı. Zirvede Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih İsa, Arap Birliği’nden Libya’daki tesisleri korumak ve terörist oluşumları önlemek için müdahale istedi. Araplardan istenen yardımın niteliğini belirtmeyen İsa yabancı askeri müdahale seçeneği için de şunu söyledi: "Yabancı askeri müdahaleyi reddediyoruz ama ihtiyaç duyarsak bunu Arap kardeşlerimizden isteriz.”

Temsilciler Meclisi’nin atadığı ve uluslararası toplumun tanıdığı Sini hükümeti ise ‘terörist’ diye itham ettiği gruplarla mücadele edebilmek için BM’den Libya’ya silah ambargosunu kaldırmasını istedi. Bu silahların hedefinde IŞİD ve Ensar el Şeria ile birlikte tabi ki Müslüman Kardeşler’in etkin olduğu MGK ve Hasi hükümeti var.
Arap Birliği ise isim vermeden petrol tesislerine saldıran Libya Şafağı’nı kınayarak tercihini MGK’ya karşı Temsilciler Meclisi’nden yana yaptı.

KATAR, LİBYA’DA DA SAF DEĞİŞTİRİYOR

Burada MGK’nin yalnızlaşmasına ayrı bir fasıl açmak gerekiyor. Yeni saflaşma Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor. Suudi Arabistan’ın baskısıyla Müslüman Kardeşler’e desteğini kesme sözü verip Abdulfettah Sisi yönetimiyle ile barışan Katar, önceki gün bir ilke imza atıp Sini’nin Dışişleri Bakanı Muhammed el Dayri’yi ağırladı. Katarlılar yeni pozisyonlarını açıkça deklare etmese de Katar’ın da yer aldığı 6 üyeli Körfez İşbirliği Konseyi geçen ay Doha’daki zirvede Temsilciler Meclisi ve Sini hükümetini Libya’nın meşru temsilcileri olarak tanıdı. Katar’ın tutum değiştirmesi ve Sudan’ın görünürde de olsa kenara çekilmesiyle MGK’yi istikrarlı bir şekilde destekleyen tek ülke kaldı, o da Türkiye.
Libya’da Katar ve Türkiye ikilisinin karşısında Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri alenen vekalet savaşı verirken Mısır ve Filistin’de olduğu gibi Türkiye burada da tuttuğu grupla baş başa kaldı.

FRANSA GÖNÜLSÜZ

Tekrar müdahale ihtimaline dönersek; 2011 müdahalesi kimisi Kaide’ye kimisi IŞİD’e el vermiş kontrolsüz yüzlerce örgüt doğurdu; Batı’nın el verdiği taraf ise iki ordu, iki hükümet ve iki parlamentoya bölündü. Şimdi bu pirincin taşı nasıl ayıklanacak? Müdahale isteniyor ama kime karşı kimin yanında bir müdahale olacak? Bölgesel aktörlerin ülkeyi daha da bölen vekâlet savaşından vazgeçmeye niyeti yok. Uzlaşmaya değil birinin diğerini tamamen bitireceği bir zafere inanıyorlar. Vekalet savaşı dış müdahalenin en kaypak versiyonu.

Dış müdahaleyi dillendirenlerin gözü Batı’da 2011’de rol çalarak Muammer Kaddafi güçlerine havadan ilk müdahaleyi yapan Fransa’da. Hâlihazırda Nijer, Çad, Moritanya, Burkina Faso ve Mali’de 3 bin 200 asker, 200 zırhlı araç ve 6 uçakla Kaidevari gruplarla savaşan Fransa, Libya için topu BM’ye atıyor. Cumhurbaşkanı François Hollande “Fransa, Libya’ya müdahale etmeyecek çünkü bu sorumluluk uluslararası topluma ait” dedi. Ancak Hollande tek taraflı müdahaleyi reddetse de bölgede radikal İslamcı grupları vuracaklarını da belirtti. Fransa, Nijer’de Libya sınırına 100 km mesafede askeri üs kuruyor. Bu üssün Libya kaynaklı radikal gruplara karşı kullanılabileceği belirtiliyor.

Libya, düşmanın tek bir safta yer aldığı bir Mali değil. Haliyle bir neşterle sonuç alamayacaksa Fransa kendini tek başına Libya çöllerine atmaz. Buna karşın neden müzakerelerle çözüm bulmak için bölgesel ve uluslararası güçler gerçek, tutarlı ve samimi bir şekilde ağırlığını koymaz? Bu krizin sorumluları neden kaçak güreşir? Merkezi bir otoritenin tesisi için askeri değil vekillerin istikrarsızlaştırıcı etkilerinden uzak, gerçek bir diplomatik müdahale gerekiyor.