Etnik ve mezhebi temizlik

Irak'ta IŞİD'in gelişiyle mezhepsel-dinsel soykırım yaşanmıştı. IŞİD'i kovanlar da mezhepsel ve etnik temizlikten geri durmuyor.

Ortadoğu’da IŞİD’i büyüten ne ise bu örgütü söküp atmaya engel olan da o. Etnik, mezhebi ve dini gerilim hatları üzerinden şekillenen bölge siyaseti kendi günahlarının bedelini ödüyor.

Bugünlerde ABD’nin öncülüğündeki uluslararası koalisyon, Irak ordusu, Peşmerge ve gönüllü milisler Musul’u kurtarmak için nisan-mayısta başlaması öngörülen ortak operasyona hazırlanırken Kürtlerin etnik temizlik yaptığına dair Human Rights Watch’un (HRW) raporu araya girdi. Rapora göre Peşmerge güçleri çatışmalardan kaçan Arapların tekrar evlerine dönmelerini engelliyor. Mahmur, Zummar, Şeyhan ve Til Keyf gibi yerlerden kaçan Araplar kontrol noktalarından geri çevrilirken Kürtlere geçiş izni veriliyor. Belli yerlerde Arapların evleri dinamitle yıkılıyor, yakılıyor, duvarlara ‘Bütün Araplar terörist’ gibi sloganlar yazılıyor. Zummar’da Arapların evlerine Kürtler yerleştiriliyor. Kürtler bunu tartışmalı bölgeleri Kürdistan’ın sınırlarına katma politikasının bir uzantısı olarak yapıyor. Arap yoğunluklu 40 kadar köy ise IŞİD’in potansiyel destekçisi ve terör tehdidi olarak görülüp kuşatma altında tutuluyor.

GERİ DÖNENLER İNTİKAM PEŞİNDE

HRW’nin iddialarını sorduğum Kerkük’te Irak hükümetine yakın bir kaynak “Tel el Verid, Mektep Halid ve Meryem Beg’te Peşmerge evleri yıktı, aileler köylerden çıkartıldı. Köyler aslında yanlış bir şey yapmadı” dedi. Ocakta IŞİD’in Kerkük’e saldırırken bir süreliğine elinde tuttuğu ve daha sonra Peşmerge’nin kısa sürede geri aldığı bu üç köy, Kerkük’ün 12-14 km batısında stratejik önem arz eden Kuzey Petrol Tesisleri’nin doğusunda yer alıyor.

Aynı kaynak, Peşmerge’nin desteği ile IŞİD belasından kurtulan Tuz Hurmatu’da benzer bir durumdan bahsetti: “Bazı Türkmen köylerinde sorun var. Bazıları dönmeye korkuyor. Çünkü IŞİD’e katılanlar oldu. Dönmeleri için çalışmalar yapılıyor. Açıkçası şu ana kadar sonuç alınamadı.”

Sünni Arap ve Sünni Türkmen kasaba ya da köylerinin kolayca teslim olması, IŞİD’in bu topluluklar içinde destek gördüğü ya da hoş karşılandığı sonucunu doğuruyor. Sünnilerin bir kısmı IŞİD’i desteklediği halde kurunun yanında yaş da yanıyor. Sonuçta IŞİD’in bileşenleri Sünni Arap ya da Sünni Türkmenlerle sınırlı değil. Bu örgütün içinde hatırı sayılır oranda Sünni Kürt de var. IŞİD’i desteklesin ya da desteklemesin Sünniler, evlerini terk eden Şii Arap, Şii Türkmen, Ezidi ve Şebeklerin geri döndüklerinde kendilerinden intikam alacağından korkuyor. Haliyle Irak ordusu, Şii milisler ya da Peşmerge’nin IŞİD’den geri aldığı ya da almak üzere olduğu yerlerden bu kez Sünniler kaçıyor.

DİYALA’DA SÜNNİ TEMİZLİĞİ

Etnik-mezhebi temizlik sorunu sadece kuzeyle sınırlı değil. IŞİD’in gelişi nasıl mezhepsel haritayı değiştiren bir sonuç doğurduysa IŞİD’e karşı savaş da Irak’ın etnik ve mezhepsel haritasını değiştirecek şekilde gelişiyor. Kuzeyde Kürtler, Baas Partisi’nin Araplaştırma siyasetine maruz kalmış bölgeleri Kürtleştirmek için bu krizi fırsata çevirirken Şii-Sünnilerin iç içe girdiği doğu ve orta kesim de mezhebi bir ayrışmaya sahne oluyor.

Mesela Diyala vilayeti Sünni temizliğe maruz kaldı. Şii milisler Sünnileri hedef alıyor, Musul’dan kaçan Şiiler de Sünnilerin ev ve topraklarına yerleşmesi teşvik ediliyor. Iraklı bir dostum Diyala’ya sığınmış bir akrabasının kendisine şunları söylediğini aktardı:
“Birileri gelip ‘Git istediğin yeri seç, otur, yaşa’ diyor. Olup bitenlerin farkındayız, çaresizliğimizi kullanıyorlar. Bazıları ‘Şimdi gidip yerleşmezsem yarın gidecek yer kalmaz ve açıkta kalırım’ diye endişeleniyor ve söyleneni yapıyor.”

Bu tür olayların ne denli yaygın olduğunu bilmiyoruz. Bölgenin Sünnilerden arındırıldığına dair haberler üzerine Başbakan Haydar el İbadi soruşturma açtı ve geri dönüşleri organize etmek üzere bir komite kurdu. IŞİD’e karşı seferberlik çağrısı yapan Şiilerin en büyük otoritesi Ayetullah el Uzma Ali Sistani de sivillerin korunması için 20 maddelik ilkeler metni yayımladı. Bu metin Şii milislere bir ihtardı.

Edindiğim bilgilere göre Diyala’da IŞİD’e destek verenler, örgüt üyeleriyle birlikte zaten kaçtı. IŞİD’e destek vermeyenlerden bazıları komitenin çalışmaları sayesinde evlerine dönmeye başlarken bazıları dönmeye korkuyor. Her halükarda yerinden olan insanların bir kısmı asla dönmeyecek.

İRAN’IN ETKİSİ

İran’la sınır olan Diyala’nın Sünnilerden arındırılması Irak’ta hem milis güçlerinin hem ordunun toparlanmasında rolü olan İranlıların da işine geliyor. Konuştuğum yerel Şii kaynağın ifadesiyle “İranlılar Sünnilerden arındırılmış sınır hattının daha güvenli olacağını düşünüyor. Sistani ise bu türden nüfus kaydırmalarına karşı. Aslında Sistani IŞİD’e karşı direniş çağrısı yapsa da mezhepsel düşmanlığın önüne geçmeye çalışıyor. Mesela Bağdadi bölgesinden kaçan 200 Sünni aile Necef’e sığındı. Sistani onlara yardım ediyor.”

İran’ın öncelikleri ile Sistani’nin Irak’ın iç bütünlüğüne ilişkin kaygıları burada Şii dünyadaki iki farklı duruşu ele veriyor. Hükümetin geri dönüş komitesi kurmasında da Sistani’nin etkisinin olduğu muhakkak.

Özetle kuzeyde Arapların yerlerine Kürtler yerleşiyor; Diyala gibi Sünni-Şii karışık yerlerde Sünni Arapların yerini tartışmalı bölgelerden kaçmış olan Şii Araplar, Şii Türkmenler ve Şebekler alıyor; kimisi IŞİD’in gelişi ile kimisi IŞİD’in gidişiyle kaçmış olan Sünni Araplar ise Sünni üçgenine yönlendiriliyor ya da gönderiliyor. Yukarıda siyasi iradenin örtülü rızası, aşağıda milis dayatmasıyla Irak ayrışıyor. Peki, Kürdistan’a ilaveten yavaş yavaş ‘Sünnistan’ ve ‘Şiistan’ şekillenirken bu süreç Irak’ı bölünmeye götürür mü? Irak’taki bölünme sendromuna yarın devam edelim…