Ezidi uyanışı ve kantonla kopan kıyamet

Öz yönetim ve öz savunma isteyen Ezidiler bu yolda ısrarlı. KDP, bu gelişmeden PKK'yi sorumlu tutup şiddetle karşı çıkıyor. 10 yıl önce bastırılan öz yönetim tartışması bu kez hayli ciddi.

Bir Ezidi ne hisseder, kendini nasıl tanımlar ve geleceğini nasıl ve nerede tahayyül eder? Bir rahat bırakılsalar da Ezidilerin ne istediğini ortaya koyabilse. Irak-Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) geçen yaz Şengal’i işgal edip Ezidi halkına 74’üncü kıyımı yaşatması bu halk arasında Ezdihan’ın geleceğine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. Öz yönetim ve öz savunma talepleri bölgede etkinliğini arttıran PKK ile kuzeyden gelenlere misafir oldukları hatırlatmasını yapan Kürdistan Demokrat Parti (KDP) arasında gerilime yol açtı.

Dünkü yazımda Baas yönetiminin Araplaştırma siyasetinin etkilerine ve 2003’ten sonra Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KYB), özellikle KDP’nin Şengal’deki fiili hakimiyetiyle birlikte Ezidiler arasındaki kimlik tartışmasının yeniden Kürdi bir kulvara döndüğüne değinmiştim.

2004’ten sonra KDP’nin iktidar ortağı Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) dahil bazı Kürt hareketler, Ezidi kimliğini ve ‘Ezdihan’ı öne çıkartan çalışmaların içine girdi. Bu dönem yürütülen faaliyetler içinde yer almış Ezidilerden edindiğim bilgilere göre Musul’un merkez alındığı tartışma ortamlarında konuşulan şey Kürt birliğini bozmadan Ezidilerin nasıl bir statü alacağıyla ilgiliydi. Ezidi diasporasından gelenlerle birlikte 250 kadar katılımcıyla üç farklı toplantıda kimlik ve statü meseleleri tartışıldı. Ezidilerin öz yönetim ve öz savunma örgütlenmesine gitmemesi halinde tekerrür eden katliamları önleyemeyeceği fikri çıkış noktasıydı. Katılanlar arasında Avrupa Ezidiler Federasyonu temsilcileri, Rusya Ezidiler Federasyonu Başkanı Refik Şamil, Avrupa Parlamentosu eski üyesi Feleknaz Uca, Şemoyen ailesinin temsilcileri ve gazeteci kimliğiyle Eyüp Burç da vardı. Bu süreçte PKK’nin etkisi oldukça fazlaydı. Bu tartışmalar daha ziyade Irak federal bir yapılanmaya giderken bu süreçte Ezidilerin statüsünün ne olacağı üzerineydi.

ABD’DEN BASIN DESTEĞİ

Ezidilerin ABD’nin desteğiyle silahlanması ve Ezidilere pozitif ayrımcılık yapılması öneriler arasındaydı. Ezidilerin özel durumunun farkında olan ABD de medya fonuyla Ezidilere ait Tigris ve Kaniye Spi gazetelerinin kuruluşuna mali destek sağladı. Ancak KDP bu tartışmalardan ziyadesiyle rahatsızdı. Ve Musul’un merkezindeki toplantılardan biri silahlı güçler tarafından tarandı. 2005’te Ezidilerin taleplerini hayata geçirmek için Demokratik Ezidiler Birliği (TEVDA) kuruldu. 2006’ya kadar güçlü bir şekilde devam ettirilen bu çalışmaları tehdit olarak gören KDP gizli servisi delegelere caydırıcı mesajları gönderdi. Özerk yönetim çalışmalarında ısrar eden bazı kişiler gözaltına alındı ve kötü muamele gördü. Tigris ve Kaniye Spi gazetecilerinin yöneticileri işkenceye maruz kalanlar arasındaydı.

Bu arada Kaide de bölgeye musallat olmuştu. 14-16 Şubat 2007’de Şeyhan’da bombalı saldırılar düzenleyen Kaide, 7 Nisan 2007’de Behzane, 22 Nisan 2007’de Musul’da Ezidileri vurdu. Yine Nisan 2007’de Musul’da 23 tekstil işçisi otobüsten indirilip kurşuna dizildi. 14 Ağustos 2007’de bomba yüklü 4 kamyonla düzenlenen saldırıda 311 kişi öldü, 304 kişi yaralandı, 3350 ev yıkıldı veya hasar gördü. Büyük saldırılar dışında onlarca Ezidi’ye suikast düzenleyen Kaide tehdidi nedeniyle Peşmerge’nin varlığı bir güvence olarak öne çıktı.

KDP’NİN KAKİMİYETİ VE SARSILMA

Pazarda sattıkları mallar ‘necis’ denilerek satın alınmayan Ezidi toplumuyla istenilen düzeyde bütünleşme sağlanamasa da KDP’nin maddi ve askeri gücüyle hakimiyetini tesis ettiği bu yeni dönem, IŞİD’in Musul ve Tel Afer’den sonra doğudaki Şengal’i ele geçirmesiyle fiilen bitti. Şengal’in düşüşü sonrası gerek Suriye’nin kuzeydoğusunda Derik yakınlarındaki Newroz kampı gerek Güney Kürdistan’ın kuzeybatısındaki Zaho’da dinlediğim mültecilerin anlatımlarına bakılırsa IŞİD’in gelişinden önce Şengal’de 7-8 bin civarında Peşmerge çekildi ve Ezidilerin ellerindeki silahlar toplandı. Bu da Barzani yönetimine olan güveni sarstı.

Ezidilerin inandığı komplo teorisine göre “IŞİD’in asıl amacı Şengal üzerinden Rojava’ya geçip Haseke ve Kamışlı’ya saldırarak YPG’nin hakimiyetini bitirmekti. Ama IŞİD ‘kâfir’ olarak gördüğü Ezidilerin mallarına, canlarına ve kadınlarına göz dikti. Ezidiler sakladıkları silahlarla direnişe geçince IŞİD, Rojava’ya geçmek yerine Şengal’de kaldı. Özellikle Tel Kasım ve Koço köylerindeki Ezidiler direndi. IŞİD, Koço’da bir günde 600 erkeği kurşuna dizdi.” Ne kadar doğru olduğunu bilemesek de bu, Ediziler arasında yaygın olarak dillendirilen bir iddia. Bu teori kanıtlara değil olayların seyrinden çıkartılan sonuçlara dayandırılıyor.

IŞİD çok sayıda insanı katletti ve yüzlerce kadını köle pazarlarına sürdü. Şengal düşerken Rojava’nın silahlı gücü YPG, Ezidi halkı için koridor açtı. Şengal Dağı’nda konuşlanmış PKK’nin silahlı kanadı HPG’den 7 savaşçı da dağa sığınan 40-50 bin kadar Ezidi’nin arkadan gelen IŞİD tarafından katledilmesini önledi. Yerel kaynakların iddiasına göre aslında Abdullah Öcalan’ın “Şengal’de felaketler yaşanabilir, tedbir alın” talimatı üzerine birkaç yıl Şengal Dağı’nda konuşlanmış olan HPG’lilerin bazıları Şengal düşmeden 1 hafta önce Peşmerge tarafından gözaltına alınmıştı. Ezidilerin gözünde efsaneye dönüşen bu 7 kişi de gözaltına alınmaktan kurtulanlardı. Bunlar bir efsane gibi Ezidiler arasında dilden dile dolaşıyor. Neticede YPG ve HPG’nin müdahalesi bölgede PKK’ye büyük bir nüfuz alanı açtı.

Ezidilerin güvenini Peşmerge’nin çekilmesi kadar 19-21 Aralık’ta Şengal’i tam olarak özgürleştiremeyen operasyon da sarstı. Irak ordusunun Musul’u kurtarmaya yönelik operasyon hazırlıkları sürerken IŞİD’in Şengal’e takviye güç gönderemeyeceği ve burayı feda edebileceği öngörüsü üzerine yeni bir plan yapıldı. YPG, YPG ve Ezidi öz savunma güçleri ortak operasyon beklerken Peşmerge tek taraflı harekete geçti. Peşmerge fazla zorlanmadan Rabia’dan güneye doğru Hanesor ve Sinunê’ye kadar indi. Peşmerge’nin operasyonu başlattığını gören YPG, HPG ve Şengal Savuma Birlikleri (YBŞ) de Şengal merkezine girdi. İlk hamlede 3 mahalle yani kentin yüzde 25’ini kurtarıldı.

8 bin Peşmerge ile yürütüldüğü söylenen operasyonun Şengal’in girişinde kalması Ezidiler arasında yine spekülasyonlara neden oldu. Kürdistan Bölgesel Yönetimi Hükümeti Sözcüsü Safin Dizayi’ye “Ezidi bayramına bir hediye olarak ilan edilen Şengal’e operasyon neden yarıda kesildi” diye sordum. Dizayi şu yanıtı verdi: “Şengal, KYB’nin kontrolündeki bölgelerden uzak bir bölge. Oraya ulaşıncaya kadar çok sayıda Arap yerleşimi var. Bir ay önce Şengal Dağı’na bir koridor açıldı ama kente girme planı yoktu. Yakın çevre IŞİD’den temizlenmeli ki bölge tamamen güven altına alınabilsin ve insanlar geri dönmeye cesaretlendirilsin. Bununla birlikte Şengal’in güvenliği Telafer ve Musul gibi yerlerin kurtarılmasına bağlı.”

ÖZ YÖNETİME DOĞRU SOMUT ADIM

Bu süreçte hayalkırıklığına uğrayıp 5 Ağustos’ta öz savunma örgütlenmesine giden Ezidiler, yarım kalan kurtarma operasyonundan sonra da 2006’da bıraktıkları öz yönetim tartışmasına kaldıkları yerden devam etti. 14-15 Ocak 2015’te Şengal Dağı’nda dini liderler, kanaat önderleri ve varlıklı ailelerden oluşan 210 kişi bir araya gelerek Şengal Ezidi Kurucu Meclisi’ni kurdu. 27 üyeli geçici meclisin üye sayısının mültecilerin dönüşüyle 80’ı çıkarılması öngörüldü. Ayrıca Ulusla Birlik ve Örgütlenme, Savunma, Maliye, Diplomasi ve Hakikatleri Araştırma adıyla 6 komisyon oluşturuldu. Tabii KDP’ye yakın duran Ezidilerden de bu oluşuma karşı açıklamalar gelmedi değil.

Toplantıya katılan delegelerden Ezidi Kültür Vakfı yöneticisi Azad Barış, PKK’nin rolüne dair “PKK de işin içindeydi ama 2004-2005’teki gibi işin öncüsü değildi. KYB, Ezidi Komünist Partisi, İlerici Ezidiler Partisi, Avrupa Ezidi Federasyonu, Ezidi Kültür Vakfı ve tanınan Ezidi isimler yer aldı” dedi. “PKK, Rojava’daki üç kantondan sonra Şengal’de dördüncü kantonu kuruyor” diye afişe edilen toplantıdan çıkan sonuca ve gelen tepkilere dair Azad Barış şunları söyledi:

“Hedef Ezidilerin kendi kaderlerini tayin etme hakkının esas alındığı, Kürt siyasi birliğinin içinde pozitif ayrımcılık yapılarak Şengal’e özerk bir statü verilmesi. Kürt aktörlerin desteği ile hem idari ve savunma güçlerinin inşa edilmesi. Bir kanton ya da kendi başına bağımsız bir yapıdan asla bahsedilmedi. Bunun için oylama da yapılmadı. Ezidiler geri dönülmez bir noktada olduklarını biliyor. Adı, ırkı, siyasi fikri ne olursa olsun bu hareketin karşısında duran hiç kimse dostumuz değildir. Bu tarihten sonra hiç kimsenin hakimiyetini kabul etmeyeceğiz. Fikir birliği ile kabul edilen kararlar bunlar. Bu, Ezidi bilinçlenmesinin tarihten bu yana ulaştığı en doruk noktadır. Büyük Kürt aktörler arasında rekabet var. Ancak PKK bu işin yürütücüsü ve öncüsü değil. PKK’yi sorumlu tutmak yanlış muhatap aramaktır. Biz artık kendi öz savunma birliklerimizi oluşturmak ve kendimizi yönetmek istiyoruz. Elbette bu talep PKK’nin dünya algısına yakın bir çizgi. Bu yüzden PKK ile KDP doğal olarak fikir ayrılığına düşüyor. KDP, Ezidilerin alternatifler üzerinde düşünmesini tehlikeli olarak görüyor. Aslında Ezidilerin tartıştıkları en radikal fikir şu: Kendi öz savunma birlikleriyle kendini savunma. Sarsılmış güvenin tesis edilemeyeceğini bildiğimiz için ve bunun tekrarlanmayacağının garantisi olmadığı için bütün Kürt aktörlerin kendilerini sorumlu hissettikleri Ezdihan ya da Şengal adıyla bir yapılanmadan bahsediyoruz. Bunun Kürdi bir çerçevede olmasını istiyoruz.

KDP artık eski yöntemlerle işi yürütemeyeceğini bilmek zorunda. Yarın bir gün kamplarda kalanlar döndüğünde bunun tarihi ve sosyolojik sonucu PKK’nin olası bir seçimde yüzde 70’nin üzerinde bir oyla kazanması olacaktır. Kamplarda insanlar ‘Rojava’ya bağlanmak istiyoruz’ diyorlar. PKK ise bunu istemiyor. İstenilen Güney Kürdistan toprak bütünlüğü içerisinde Şengal’e bir statü tanınması. Askeri güçler ve idari kadroların Ezidilerden oluştuğu, bütçenin Kürdistan hükümeti tarafından oluşturulduğu bir model olabilir. Şengal, Kobani değil. Kobani’deki fikir yeni bir alternatifi ortaya çıkardığı için saldırıya maruz kaldı. Şengal ise tarihten beri sadece Ezidi olduğu için saldırıya uğradı. Bu yüzden bütün Kürt güçlerinin bizim karşımızda değil arkamızda durmaları gerekiyor.”

‘PKK DAYATMADA BULUNAMAZ’

Barzani yönetimi bütün bu gelişmelerden ‘hariçten gelen güç’ olarak gördüğü PKK’yi sorumlu tutuyor. Safin Dizayi’ye “Kürt hükümeti Şengal’de kanton modeli tartışmalarına çok sert tepi gösterdi. Ezidilerin bir tür özerkliğe gitmelerinin ne gibi sakıncaları ya da tehlikeleri olabilir? KDP Şengal’e özel bir statü öneriyor mu” sorusunu yönelttim. Yanıtı şu oldu: “Kanton ya da başka bir yönetim şekli PKK veya dışarıdan başka biri tarafından dikte edilemez. PKK’nin bir Kürt grup olduğu ve sınırlı kapasite ile bölgedeki savaşa katkı sunduğu doğru ama kendi siyasi iradelerini Iraklı Kürtlere dayatamaz. Bu tür bölgelerin geleceğinden sorumlu seçilmiş bir Kürdistan parlamentosu ve hükümeti var. Ayrıca yol haritasını ve bölgelerin haklarını tayin eden bir Irak anayasası var.”

Kendilerini güvende hissetmeyen Ezidilerin hissiyatı ve PKK’nin uzun vadeli hedefleri dikkate alındığında öz yönetimle ilgili tartışmaların bitmesi zor gözüküyor. Peki, bu minvalde restleşmeler sürerken Şengal’i kurtarma çabaları ne alemde? Bu konuya da yarın bakalım.