Hayatı sıfırlananlar

Musul'dan Erbil'e doğru kaçışlar sürdüğü gibi dönüş trafiği de önceki günlere göre daha fazla. Ancak bu kez Telafer'den kaçış yaşanıyor.

Erbil'in çıkışında Kani Kırcala'da yol kenarında bir bakkalın yanında tabureye ilişmiş oturuyor. Başında bir tülbent, altında bir etek. Her şey iğrelti duruyor. Makyajıyla, duruşuyla, konuşmasıyla farklı bir sosyal kesimden geldiği belli. Evini terk etmiş bir kadın. Hemen tembihliyor: "İsim yazma, fotoğraf çekme, kim olduğumu belli etme." Takip ve öldürülme korkusu.

"Nuri Maliki'nin listesinden milletvekili adayıydım. Musul'u ele geçirenler bunu affetmez. Maliki'ye çalışmış insanların şehirde kalma şansı yok" dedi. Gemileri yakmış, Musul'a dönmeyecek. Hayatı sıfırlamak böyle bir şey.

Yabancı savaşçıların desteğinde Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) Musul'u bastığında ve ardından Sünni aşiretler, Baasçılar, İzzed İbrahim Duri'nin liderliğindeki tarikat ehli Nakşiler ve Rıfailer kendi bölgelerinde kontrolü ele aldığında eşiyle birlikte Duhok'a gidip geçici olarak bir ev tutmuş. Şimdi BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin yardımıyla sığınabileceği bir ülke arıyor. Kendisi Tai aşiretinden bir Sünni ve Şiilerle akrabalıkları var. Şii lider Ammar el Hekim'in amcasının oğlunun enişteleri olduğunu söylüyor. "Beş gündür buralarda dolaşıyoruz" diyerek çaresizliğini dile getirse de Musul'u ele geçirinler aleyhine bir şey söylememek istemiyor. İki korku var: Birincisi Maliki yönetimiyle birlikte çalışmış ya da ona hizmet etmiş kişilerin başına nelerin geleceğini bilmiyorlar, ikincisi Maliki'nin Ramadi ve Felluce'de yaptığı gibi hava operasyonuna başlamasının kendilerine felaket getireceğini düşünüyorlar. Şammar aşiretinden ve memur emeklisi olan eşi ise IŞİD hakkında daha olumlu. Hatta bu isyanın arkasındaki isim olarak adı geçen Saddam'ın sağ kolu İzzed İbrahim el Duri ile IŞİD lideri Ebubekir el Bağdadi arasında kıyas yaparken geride her şeyi bırakıp kaçtıkları adamlara da övgü diziyor: "Duri Musul'da, Bağdadi Bağdat'ta. Duri Nakşileri yönetiyor ama şimdi IŞİD ile birlikte hareket ediyor. Bağdadi'nin getireceği sistem Duri'ninkinden iyidir. Bağdadi daha adil. Şehre gelen IŞİD'çılar arasında Afganlar, Çeçenler, Avrupalı mücahitler de var. Geri gittiler deniliyor ama hala oradalar. Bu insanlar halka bir şey yapmadı, insanlara zarar vereceklerini sanmıyorum. Grup liderleri camilere gidip çağrı yaptılar; mezhep, din, ırk ayrımı yapmayacaklarını söylediler." Kaide ve bölünme sonrası IŞİD'in yıllardır hücre yapılanmasıyla yeraltında çalıştığını, sonra zamanı gelince meydana çıktığını anlatırken "Bunlar bir süredir halktan açık açık vergi toplamıyor muydu" diye sorduğum da şu yanıtı verdi: "Evet silahlı gruplar zorla esnaftan vergi (aslında zekat adı altında haraç) topluyordu ama onların IŞİD olduğunu sanmıyorum."

Telafer düştü, biz kaçtık

Musul'dan Erbil'e doğru kaçışlar sürdüğü gibi dönüş trafiği de önceki günlere göre daha fazla. Ancak bu kez Telafer'den kaçış yaşanıyor. Kelek'te BM ve yardım kuruluşlarının kurduğu kampta çok sayıda Telaferli var. Şii-Sünni karışık olan Telafer'den kampa gelenler arasında Şii yok. Telaferlilerden bazıları IŞİD ile Şii Türkmenlerin çatıştığını belirtirken bazıları düne kadar aynı sokakları paylaşan Sünni Türkmenlerle Şii Türkmenlerin birbirini öldürdüğünü anlatıyor. Çatışmaların Maliki'nin helikopterle gönderdiği Asaib-ul Hak milislerinin gelmesiyle şiddetlendiği de başka bir iddia. Rivayet muhtelif. Önceki gün telefonla ulaştığım Telafer'in Şii aşiret liderlerinden Salim Kasım "Şiilerin bölgesine gece saat ikide bombardıman başladı, sabah dokuza kadar sürdü. 8 kişi öldü, 40 yaralandı. Teslim olmadık, silahlı adamlarımızla direniyoruz" dedi. Bazıları Telafer'deki Sünnilerin IŞİD'ın safına geçtiğini iddia ederken Kasım "Telafer'in dörtte üçü Şii, üçte biri Sünnidir. Teröristlere karşı birlikte karşı koyuyoruz" ifadelerini kullandı. Dün Salim Kasım'ı aradığım da durum tamamen değişmişti:

- Şu anda durum nedir?

"Dün gece yine bombardıman oldu. Polis ve askerler evlerine döndü. Biz de Telafer'i terk ettik."

- Telafer tamamen düştü mü?
"Evet maalesef teröristlerin eline geçti."

- Şu anda neredesiniz?

"Biz Sincar'a sığındık. Şiilerin yüzde 99'u kaçtı."

- Peki Sünniler?

"Onların da yüzde 30'u kaçtı."

- Telafer'i savunmak için Bağdat'tan Şii milis gücü Asaib-ül Hak'ın gönderildiği doğru mu?

"Doğrudur, onlar Musul düştükten iki gün sonra geldiler."

Musullu gazeteci Muhammed Paşa ise "Askerler giderken onlarla birlikte gidenler çok ama Telaferlilerin ne kadarının evlerini terk ettiğini bilmiyoruz. Çok çelişkili bilgiler var" dedi.

Saddam'ın valisi dönüp 'Koltuk benim' deyince...

Süreç mezhep savaşına dönüştükçe kuzeydeki Şii adacıklar ve Sünniler içine karışmış Şiilerin durumu nazikleşiyor. Musul'dan telefonla ulaştığım Sünni bir Türkmen de kentteki durumu anlatırken infaz edilen bir Şiiden bahsetti: "Musul'da Selahaddin Tugayı, IŞİD, Nakşibendi, Rıfai, Tusugi ve başka gruplar var. Ne zaman ne olacağı belirsiz. Dün askeri kamp etrafında gezinen bir Türkmen Şii'yi yakalayıp öldürdüler. İşgal başlağında vali olan Haşim Cemmas ortalık karışınca geri döndü. Bugün tekrar koltuğuna oturacağını ilan etti ama onu da öldürdüler. Ayrıca Duri'nin oğlunu Musul valisi yapacağına dair de dedikodular dolaşıyor." Muhammed Paşa ise Cemmas'ın öldürüldüğünü duyduğunu ama gerçek olup olmadığını bilmediğini, Musul'daki grupların vali koltuğu için herhangi bir isim üzerinde anlaşıp anlaşmadığından haberdar olmadığını belirtip ekledi: "Durum çok karışık. Dedikodu çok."