IŞİD Kafkasya'ya da bela oluyor

IŞİD'in 2014'te hilafet ilanı cihatçı dünyada Kaide'yi nasıl eritmeye başladıysa Kafkasya'da da Kafkasya Emirliği'nin üzerinde oturduğu halıyı altından çekti.

Çeçenya’daki bağımsızlık hareketini bastıran savaştan bu yana hak hukuk tanımaz ‘siloviki’ düzeninin Kafkasya’ya bıraktığı miras şiddete meyyal Vehhabi-Selefi militanizmi oldu. Sıkı yönetim ve şiddet döngüsü bölgeyi yiyip bitirdi. 2007’den beri bu militanizmin taşıyıcı gücü Kafkasya Emirliği örgütü ziyadesiyle can attığı halde 2014’te Soçi Olimpiyat Oyunları’nı sabote edemeyecek kadar geriledi.

Ancak Kafkasya’nın şiddet tarihi son zamanlarda IŞİD’in bölgeye el atmasıyla yeni bir sayfa açıyor. Kafkasya Emirliği’nin örgütlenmesinde Kafkasya 7 vilayete bölünerek her bir bölgeye bir emir tayin edilmişti. Bunlardan Dağıstan, Çeçenya, İnguşetya ve Kabardey-Balkar vilayetlerinin emirlerinin IŞİD lideri Ebubekir Bağdadi’ye biat ettiğine dair bir video yayımlandı. ­Eğer doğruysa Çeçenya Emiri Hamzat’ın Bağdadi’ye biat etmesi Kafkasya Emirliği için ciddi bir darbe sayılır. Hamzat örgütün iki numaralı ismiydi. IŞİD Kafkasya Emirliği'nin adının bundan böyle Kafkasya Vilayeti olduğunu kaydetti. Bu açıklama Nusra ve IŞİD’i destekleyen internet siteleri arasında savaş kopardı.

Suriye cephesinde ‘Şişani’ (Çeçen) soyadını kullanan Kafkasyalıların gerek IŞİD gerek Kaide’ye bağlı Nusra’nın savaş kapasitesini arttırdığı malum. Şimdi Kafkasya Emirliği’nin adım adım IŞİD’in Kafkasya koluna dönüşmesi bu bölgenin acılarına yeni acılar katacak. Çeçenlerin ulusal bağımsızlık davasını Kafkasya genelinde şeri devlet kurmak için cihadi selefi bir harekete dönüştüren Şamil Basayev’in ardından Doku Umarov, direniş cephesini bir biat ilişkisi olmasa da küresel Kaide ağına yaklaştırdı. Kafkasya’dan Suriye’ye gidenler de Kaideci Nusra ile IŞİD arasında bölündü. Bu bölünmeyi fitne olarak nitelendiren Umarov’un halefi Ali Abu Muhammad (Ali Ashab Kebekov) IŞİD’e katılımları önlemeye çalıştı ama başaramadı. Kebekov’un Ocak 2015’te Rusya güvenlik güçleri tarafından öldürülmesinin ardından örgütteki birimlerin ibresi IŞİD’e kaydı. Kebekov’un yerine geçen Gimrili Magomed Süleymanov’un kopuşları önlemesi de zor.

Kafkasya Emirliği ise Emir Hamzat’ın ayrılmadığını, ayrılanların da örgütten kovulmuş kişiler olduğunu savunarak kopuşları küçüksedi. IŞİD’in Kafkasya’ya girmesinde Rus istihbaratının parmağını arayan Kafkasya Emirliği, “Kafkasya Emirliği önemli komutanların kaybı ve finans kaynaklarında yaşanan ağır sorunlar itibariyle eski etkinliğini gösterememektedir. Ancak Rusya için hala önemli bir düşmandır. Rusya, Kafkasya’da IŞİD’e kayan silahlı grupların şu an için ciddi bir tehdit oluşturmadığını çok iyi biliyor” açıklamasını yaptı.

Son zamanlarda başta Kobani ve Tel Ebyad olmak üzere birçok yerde çok sayıda savaşçısını kaybeden IŞİD savaşçılıklarıyla öne çıkan Kafkasyalılara özel önem veriyor. Bu önem, Gürcistan vatandaşı, Kistin asıllı Tarkhan Batiraşvili nam-ı diğer Ömer Şişani’nin 2013’te IŞİD’in operasyanlar komutanlığına atanmasıyla kendini göstermişti. Bir süre önce militan devşirmek için bazı Kafkasyalı üyelerini bölgeye gönderen IŞİD, mayıstan itibaren Rusça yayınlanan ‘ISTOK’ (Kaynak) adlı dergiyle gözünü iyice bu bölgeye dikti. IŞİD ‘kartal yuvası’ Kafkasya’dan istediği kadar adam devşirebilirse hem Suriye’nin en önemli destekçisi Rusya’ya cephe açmış hem de Ortadoğu’daki kan kaybını telafi etmiş olacak.

Çeçenya’da iki acımasız savaş, Kafkasya genelinde gözdağı, keyfi tutuklama, adam kaçırma, işkence ve yargısız infazlarla kendini gösteren siloviki (güvenlik-istihbarat) düzeni, FSB’nin kolu gibi çalışan diyanet kurumlarının kifayetsizliği yüzünden selefi İslamcılık 20 yılda zemin buldu. Kafkasya’nın kültürüne ve tarihsel süreçlerine ters olmasına rağmen... Kötü düzenin beslediği cihatçı nesil şimdi Ortadoğu’da Rusya’nın müttefiki Suriye’nin canına okuyor. Bu kanlı oyunun ikinci perdesinin açılacağı yer tabi ki bu militanların anavatanları.

Rus güvenlik birimlerine göre 400’ü Çeçenya’dan olmak üzere Rusya Federasyonu’ndan Suriye’deki savaşa katılanların sayısı 1500’ü buldu. Bunlar arasında Tatarlar, İnguşlar, Dağıstanlılar, Kabardeyler ve sonradan Müslüman olmuş Ruslar da var. Bunların kaçının IŞİD kaçının Nusra safında olduğu bilinmiyor. Katılım sayısından ziyade bu örgütlere liderlik katkıları daha önemli. Ömer Şişani dışında en az 4 örgütün liderliğini ‘Şişaniler’ yapıyor. Rusya’nın sınır hatları yani eski SSCB coğrafyasından da Suriye cephesine ciddi boyutlarla cihatçı gitti. Sadece Özbekistan’dan 3000 kişi cihatçı grupların saflarında savaşıyor. Sınır tanımayan ‘mobil mücahitlerin’ geri dönüşü sadece kendi ülkelerini değil Rusya’yı da rahat bırakmayacak.

Rusya’nın bu şekilde burnunun sürtünmesini hem Suriye’ye verdiği destek hem Kırım’ı Ukrayna’dan koparması yüzünden dört gözle bekleyenler var. Rusya’nın tek şansı, müstesna Kafkas kültürünün IŞİD’in sahip olduğu türden bir ideolojiye geçit vermemesi. Tabi bu kültür özellikle 1994-1996’da Çeçenya’daki savaşa katılan cihatçı Araplar ve Arap dünyasında eğitim alan gençlerin dönüşüyle güçlenen selefi akımlar nedeniyle bir hayli aşındı. Neyse ki kökleri hala orada…