İsrail Kaide'yi destekler mi, destekler!

İsrail'in Suriye'de Nusra ve ÖSO'ya verdiği destek BM raporlarıyla ifşa oldu. İsrail'in Suriye'deki savaşa müdahil olmasının arkasında Golan'da petrol çıkarma planını güvenceye almak da var.

İran, Suriye ve Lübnan’daki Hizbullah’ın yer aldığı ‘direniş cephesi’ ile İsrail arasındaki dolaylı-dolaysız savaşa Golan’dan cephe açılması senaryosu giderek ciddiyet kazanıyor. Dünkü yazımda Hizbullah ve İsrail’in Suriye’deki savaşa müdahil olmalarının ardından tarafların ‘birbirini tutma’ politikasından uzaklaşıp nasıl karşılıklı saldırılara giriştiğini anlatıp 2006’da Lübnan’ı ağır bir bedel ödettiren 34 Gün Savaşı’nın tekrarlanma ihtimalini irdelemiştim. İsrail 2013’ün başından itibaren Şam, Dera ve Kuneytra kırsalında oyunun kurallarını değiştirecek ve muhaliflerin önünü açacak şekilde cerrahi operasyonlar düzenledi. Buna karşılık Suriye yönetimi ateşkesin bozulmasını önlemek için Filistinlilere koyduğu Golan civarında konuşlanma yasağını kaldırdı. Hizbullah da Golan’ı özgürleştirmeye yönelik milis faaliyetlerine girişti. Bu gelişmelere bağlı olarak yeni potansiyel cephe hatları olarak iki bölge öne çıkıyor: İşgal altındaki Golan Tepeleri ile Şebaa Çiftlikleri.

BM RAPORLARI İSRAİL’İ DEŞİFRE ETTİ: MUHALİFLERLE 2 AYDA 59 TEMAS

Bir süre kendi düşmanlarının Suriye cehenneminde kırılıp geçmesini keyifle izleyen İsrail, İran ve Hizbullah’ın desteği ile rejim güçleri toparlanma yoluna girince silahlı gruplara destek sunmaya başladı. İsrail’in muhaliflere desteği Kaide’nin Suriye kolu El Nusra Cephesi ile Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) 27 Ağustos 2014’te Kuneytre Sınır Kapısı’nı ele geçirdiği saldırıda kendini iyice ele verdi. Golan’daki ateşkes hattını denetlemekle görevli BM Ateşkes Gözlem Misyonu (UNDOF) ise yayımladığı periyodik raporlarla İsrail ile muhalifler arasındaki işbirliğine ışık tuttu.

11 Mart-28 Mayıs 2014 arasındaki gelişmeleri içeren 10 Haziran 2014 tarihli rapora göre Golan’daki İsrailli askerler ile silahlı asiler arasında 59 kez temas yaşandı. Bu temaslarda isyancılar ateşkes hattını geçerek 89 yaralıyı İsrail’in kontrolündeki tarafa taşıdı. Tedavisi tamamlanan 19 kişi ve 2 ceset tekrar Suriye tarafına geçirildi. İsrail askerleri çatışmaya giren asilere iki kutu verdi. Kutularda mühimmat ya da iletişim aygıtlarının olduğu sanılıyor. Ki muhalif kaynaklar iletişim aygıtlarının kolayca kullanılabilmesi için üzerlerine Arapça kılavuz yapıştırıldığını söylüyor.

UNDOF’un 12 Haziran 2013 tarihli raporu ise İsrail’in silahlı asilere desteğinin daha erken başladığına işaret ediyor. Bu rapora göre Golan’daki İsrailli askeri yetkili, UNDOF’a yaralanan 20 militanın İsrail ordusu tarafından tedavi edildiğini bildirdi. BM Güvenlik Konseyi’ne sunulan bu raporlar Kaide ile İsrail arasındaki işbirliğini açık etmesine rağmen İsrail’in tadını çıkardığı ‘fiili dokunulmazlık’ sayesinde gündem oluşturamadı.

NUSRA İLE DOĞRUDAN TEMAS

Al-Monitor yazarı Halid Atallah’a konuşan Kuneytralı bir eylemci ise BM raporlarını detaylandıracak şekilde İsrail ile muhalifler arasındaki alışverişi şöyle anlatıyor: “Kuneytra’nın alınmasıyla sonuçlan taarruzun öncesinde Nusra Cephesi liderlerinden Ebu Darda ile İsrail ordusu arasında saldırıya hazırlık babında temaslar ve koordinasyon oldu. Çatışmaya kısmen katılan bir ÖSO komutanına göre İsrail askerleri, sınır bölgesinin haritalarını ve Suriye ordusunun güneydeki stratejik noktalarının yerlerini Ebu Darda’ya iletti. İsyancıların Nusra Cephesi önderliğinde Kuneytra sınır kapısına taarruzu İsrail ordusu ile Ebu Darda üzerinden sağlanan koordinasyonla gerçekleşti. Çatışmalar esnasında İsrailliler bir dizi rejim noktasını yoğun bombardımana tuttu, savaşçıların ilerleyişini engellemeye çalışan bir savaş uçağını düşürdü, başka uçaklara da ateş açtı.” 23 Eylül’de düşürülen uçak bir MiG-21 idi.

Atallah’ın sözünü ettiği Suriyeli muhalife göre İsrail, isyancılara haberleşme cihazları ve tıbbi malzeme verdi. Savaşçılar bu cihazlar sayesinde daha iyi iletişim sağladı. Tıbbi yardım Suriye’nin güney ve güneybatısında kurulan 4 yeni sahra hastanesine gönderildi. Sahra hastanelerinde tedavi edilemeyenler Golan’a, oradan da İsrailli askerlerin yardımıyla ambülanslarla hastanelere götürüldü.

Anlatılanlara bakılırsa Nusra, sadece sınır kapısı değil güneyde Dera kırsalındaki Tel el Hara’yı ele geçirmesini İsrail’in teknik ve taktik desteğine borçlu. Ki İsrail, Suriye ordusunun bölgede çalışır durumdaki son radar istasyonunu 5 Eylül’de bombalamıştı. Bu şekilde Suriye ordusunun gözleri köreldi ve Nusra rahat hareket ederek 7 Ekim’de Tel el Hara’yı ele geçirdi.

İsrailli araştırmacı Ehud Ya’ari de 7 Ekim 2014’te Business Insider’daki yazısında İsrail ile Nusra arasında deklare edilmeyen bir anlaşma olduğunu, militanlarla Celile kıyısındaki Tiberiye’de gizli toplantılar yapıldığını ve silah desteği verildiğini aktardı. Burada şunu da eklemek istiyorum: Nusra sınır bölgesinde stratejik noktalar ele geçirdikten sonra Lübnan’ı da daha kolay tehdit eder hale geldi.

ÖSO’YA SİLAH YARDIMI

İsrail yardım elini ÖSO’ya bağlı gruplara da uzattı. Ağustos 2014’te Times of Israil, ÖSO komutanlarından Şerif el Safuri’nin İsrail’le tıbbi ve askeri yardımlarına karşılık İsrail’le işbirliği yaptığını yazdı. ÖSO’ya bağlı Harameyn Tugayı’nın komutanı Safuri, 22 Temmuz 2014’te sınırda Nusra’nın eline geçtikten sonra bu örgütün kurduğu Dera Şeriat Mahkemesi’ne ifade verdi. Internete yüklenen video kaydında Safuri, İsrailli askeri yetkililerle görüşmek için 5 kez İsrail’e gittiğini, kendisine telefon, ilaç, giysi, 30 tüfek, 10 RPG, 47 roket, 5.56 mm’lik 48 bin mermi verildiğini anlatıyor.

İsrail medyası İsrail’in bu yardımlarla yetinmeyip Golan’da asiler için kamp kurduğundan da bahsediyor. İsrailli gazeteci Richard Silverstein’in 7 Aralık 2014’te kendi blogunda aktardığı bilgilere göre İsrail, Golan’da ateşkes hattının 300 metre ötesinde 70 ailenin kalabileceği bir kamp kurdu. Ancak Suriye yönetimi, bölgedeki ateşkesi gözetlemekten sorumlu olan UNDOF’a kampın askeri amaçlar için kullanıldığına dair şikayette bulundu.

Jewish Press’in El Ahd sitesinden aktardığı bilgiye göre de 2013’te yaralandıktan sonra İsrail’de tedavi edilen ÖSO komutanlarından Abdulllah el Beşir gizlice askeri eğitimden geçirildikten sonra tekrar Suriye cephesine gönderildi. Halbuki herkes onun öldüğünü sanıyordu.

TÜRKİYE-İSRAİL ORTAKLIĞI

Ürdün ve Türkiye’deki askeri eğitim kamplarında da İsraillilerin parmağı olduğu öne sürülüyor. Mesela Fransız gazetesi Le Figaro, seçilmiş 300 savaşçının Ürdün’de CIA, İsrailli komandolar ve Ürdünlü uzmanlar tarafından eğitildiğini yazmıştı. Şam’ı düşürme planı çerçevesinde eğitilen ilk grup 17 Ağustos 2013’te, ikinci grup iki gün sonra Dera sınırından Suriye’ye sokuldu. Anti-tank eğitimi vermeye öngören ABD-İsrail ortak programının 2012’den beri Ürdün ve Türkiye’deki kamplarda yürütüldüğü söyleniyor.

GOLAN’I VERELİM

Bu türden işbirliği nedeniyle de son zamanlarda İsrail’e övgüler dizen muhalif figürlerin sayısı artıyor. Mesela muhalefetin önde gelen isimlerinden Kemal Lebvani, Mart 2014’te El Arab gazetesine demecinde İsrail’in askeri ve nakit yardımlarına karşılık Golan’ı satmaktan bahsederek “Neden Golan’ı İsrail’e satmayalım çünkü Suriye ve Golan’ı kaybetmekten iyidir” demişti. Lebvani’ye göre Esad’dan kurtulmanın tek yolu İsrail’le ortaklık. İsrail’in Hizbullah’tan 6 militan ve İranlı generali öldürdüğü saldırıdan sonra 22 Ocak’ta Times of Israel’den Elhanan Miller, Amman’dan bir ÖSO komutanının Skype aracılığı ile İsrail’e şöyle seslendiğini yazdı: “Suriye halkını kazanmak için elinizde tarihi bir fırsat var. Sizinle aynı safta savaşmak istiyoruz. Şiiler Suriye’de durmayacak. Bizim kadar sizi de tehlikeye atacak projeleri var.”

Türkiye’ye 2011’de verilen gazın bir benzeri bugün İran ve Hizbullah korkusuyla İsrail’e veriliyor. Türkiye’ye gelen ilk muhalifler de sahada henüz İran ve Hizbullah yokken “İran askerleri ve Hizbullah militanları Sünnileri öldürüyor, boğazlarını kesiyor, kadınlara tecavüz ediyor” propagandasını yapmıştı.

PETROL İÇİN TAMPON BÖLGE

İsrail’in Suriye’de süreçlere müdahil olmasıyla Golan’da petrol çıkarma planlarının çakışması da pek tesadüf sayılmaz. İsrail’in Şubat 2013’te lisans verdiği Genie Enerji şirketine bağlı Afek Petrol ve Doğalgaz, Aralık 2014’te sondaj çalışmalarına başladı. Fastcompany.com’a göre şirketin ortakları arasında eski ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney, medya baronu Rupert Murdoch, eski İsrailli Altyapı Bakanı Tuğgeneral Effie Eitam ve İngiliz bankacı Lord Jacob Rothschild de var. İsrail, Golan’da yürüttüğü petrol arama çalışmalarının selameti için Suriye içinde 15-16 km derinliğinde bir tampon bölge oluşturmak istiyor. İsrail’in tampon bölge kurma niyetine dair haberler 2013’te Şam’da belli hedefleri bombalamasının ardından İsrail basınında yer almıştı. Middle East Eye’da yazan gazeteci Dr. Nafiz Ahmed’e göre Suriye’de tırmanan çatışmanın Golan’a sıçraması İsrail’e kendi güvenliğini korum adına bölgeyi fiilen kontrol imkânı sunuyor. Yani teröre karşı güvenlik önlemi diye pazarlanan tampon bölge fikri İsrail’in 1967’deki Altı Gün Savaşı’nda ele geçirdiği ve 1981’de BM kararlarını çiğneyerek ilhak ettiği Golan’daki petrol planlarıyla doğrudan ilgili.

Evet oyun içinde oyun dönüyor. Birbiri içine geçmiş hesaplar arasında imkansız ortaklıklar şekilleniyor. Suriye’nin neden yandığına, Kaide’ye bağlı Nusra’nın kısa sürede nasıl Dera ve Kuneytra’da hakimiyet sağladığına, boşaltılan Çerkes köyü Bir Acem’in İsrail’in koruyucu kalkanı altında nasıl Nusra’nın eğitim üssüne dönüştüğüne, ‘One Minute’ün gölgesinde dönen dümenlere ve Esad düşmanlığının Türkiye ile İsrail’i nasıl ortak kıldığına bir de bu hesapların ışığında bakmak lazım.