Issız bir kadın

Mültecilerin davalarına bakan avukatlardan edindiğim bilgilere göre onlarca Çeçen mülteci yabancılar şubesinde sınır dışı edilmek üzere tutuluyor. Arubika Süleymanova da onlardan biri...

Sakin, sessiz; hiçbir siyasi ya da sosyal faaliyete karışmadan kendi halinde yaşayan ıssız bir Çeçen kadını. Sessizliği acılarından. 

Adı Arubika Süleymanova. 56 yaşında. 1999’da Çeçenya’daki savaştan Azerbaycan’a kaçmış. Geride bıraktığı oğullarından birini 2006’da, ötekini 2012’de çatışmalarda yitirmiş. Kocası ve iki oğluyla birlikte 2012’de sığındığı Türkiye’de bir nevi ‘sürgün cezası’ çekiyor. Can güvenliği yüzünden geri dönemeyen diğer Çeçenler gibi.

Süleymanova ikamet tezkeresini yeniletmek üzere 16 Şubat 2015’te İstanbul Yabancılar Şube Müdürlüğü’ne gitmiş. O günden beri sınır dışı edilmek üzere Kumkapı Polis Merkezi Yabancılar Şubesi Misafirhanesi’nde tutuluyor. Sınır dışı edilmeden önce gerekli hukuki itirazlara imkan tanımak için Uluslararası Koruma Kanunu gereği bir ay idari gözetim altında kalması gerekiyor.

KAÇABİLİR… PEKİ NEREYE?

Bir ülke savaş yüzünden lime lime edilmeye dursun; bir halk savaş yüzünden dünyanın dört bir yanına savrulmaya görsün. Cesaretlerinden başka her şeyini yitirmiş Çeçen mültecilere hep ‘kullanışlı unsurlar’ gözüyle bakıldı. Bir dönem Rusya’ya karşı elverişli birer kozdular. Suriye’de çatışmalar çıkınca da iç savaşın parçası haline getirildiler. Ya Suriye’ye gidip savaşacaklardı ya da Rusya’ya iade edilecekti. Bir kısmı gidip çok fena işlere bulaştı. Rusya ile yeni sayfalar açıldı, Suriye’de de işler sarpa sardı. Artık bu kartın miadı doldu. Şimdi mültecileri postalama zamanı!

Mültecilerin davalarına bakan avukatlardan edindiğim bilgilere göre onlarca Çeçen mülteci yabancılar şubesinde sınır dışı edilmek üzere tutuluyor. Suç işleyenler hukuk çerçevesinde gereken muameleyi görmeli, buna kimsenin itirazı yok. Konu zaten Suriye’de savaşa katılanlar değil. Onlar zor kavşaklarda gereken iltimastan yararlanıyor. Kamu otoritesinin kendinden başka kimseye zarar verecek hali kalmamış bir kadınla uğraşıyor olması mesele.

İşte bu yüzden sormak lazım: Arubika Süleymanova’nın suçu ne?

Ne yaptı da ‘kamu düzeni açısından tehdit’ oluverdi?

Bir böbreği alınmış ağır şeker hastası bir kadın nereye gidebilir ki “Kaçma ve kaybolma riski var” denilerek içerde tutuluyor?

HAKLARI İHLAL EDİLDİ

Avukatı Musa Baykal’a göre Süleymanova’nın hakları ihlal edildi. Gözetim altına alınırken düzenlenen sağlık raporu tercüman olmadan hazırlandı. Azerbaycan’da tek böbreğinin alındığına ve şeker hastası olduğuna dair sağlık raporları görmezden gelinerek gözetim altında tutulabileceğine karar verildi. Uyarılara rağmen kendisine diyet yemeği verilmiyor.

Vali yardımcısının imzasını taşıyan sınır dışı etme kararında gerekçe olarak ‘Türkiye’ye giriş yasağı bulunmasına rağmen Türkiye’ye geldiği’ iddiası gösteriliyor. Halbuki Süleymanova, 5 Haziran 2012’de Azerbaycan’dan Türkiye’ye yasal yollardan girmiş. 2012’nin sonunda 3 aylık deport işlemi yapılmış. Cezasını ödeyip Türkiye’den çıkmış. 3 aylık süre sonunda Türkiye’ye yasal yollardan dönmüş. Üstelik oturma izni almış. Devlet oturma izni verdiği kişiye 3 yıl sonra “Yasaklı olduğun halde Türkiye’ye girdin” diyor. Yasaklıysa neden sınırdan geri çevirmedin?

Gözetim altında tutulmasına gerekçe olarak da kaçma ya da kaybolma riski öne sürülmüş. Kaçma niyeti olan biri neden ikamet tezkeresini uzatmak için polise gitsin? Bir kadın Başakşehir’de polisin bildiği ikamet adresinde birlikte yaşadığı eşi, iki oğlu, iki gelini ve 5 torununu bırakıp nereye kaçabilir?

GEREKÇE, OĞLUNA 300 DOLARLIK YİYECEK PARASI

Avukat Baykal’a göre Rusya Federasyonu, Süleymanova hakkında kırmızı değil yeşil bülten çıkarttı. Yeşil bülten zanlıları yakalayıp gönderme değil sabıkalı ve suç işlemeye eğilimli şahıslar haklarında uyarı ve istihbari bilgilerin Interpol’e üye devletlere iletilmesi amacıyla düzenleniyor. Bu bültenin de 2010’da Çeçenya’da Hüseyin Gakayev’in komutasındaki gruba 300 dolar gönderdiği iddiasına dayandırıldığı tahmin ediliyor. Süleymanova’nın bir oğlu Gakayev’in grubunda savaşmış. Bu parayı oğluna gönderdiği sanılıyor. Süleymanova oğluna yiyecek desteğinden 2 yıl sonra Türkiye’ye gelip oturma izni almış ve bugüne kadar güvenlik tehdidi sayılabilecek bir vukuata karışmadan yaşamış.

Çeçenlere yardım suçsa Türkiye’de devlet, hükümet, mülkü idareler, belediyeler ve sivil örgütler bu suçun alasını işledi! Bu suçun faturası kesilecekse 56 yaşında bir kadına sıra gelmez. Avrupa’da Süleymanova’nın konumunda onbinlerce Çeçen var ve hiçbir ülke onları bu tür gerekçelerle Rusya’ya teslim etmiyor. Ayrıca Çeçenya’da direnişe katılmayan mı vardı? Devran döndü, eski direnişçilerin bir kısmı Moskova yanlısı Ramzan Kadirov’un adamı oldu, dağda kalanlar ise ‘haydut’. Kadirov’un koltuğu devraldığı babası da bir zamanlar direnişçiydi.

KADİROV’DAN KAÇIYORLAR

Devlet için Suriye’de ölüm makinelerine dönüştürülen Çeçenler tehdit değil ama oğluna yiyecek-içecek parası göndermiş bir kadın tehdit! Zaten tehdit potansiyeli olanı polis ve istihbarat çok iyi biliyor.

‘Çeçenya’da savaş bittiğine göre bu mülteciler neden dönmüyor’ diye sorulabilir. Meşru bir soru. Ancak sorun şu: Kadirov bir süreden beri toplu cezalandırma siyaseti güdüyor. Oğullarını dağdan indirmeyen ailelerin evlerini başlarına yıkıyor. Resmen bu insanların evleri yakılıyor. Toptan cezalandırma taktikleri yüzünden Süleymanova gibi insanların dönmesi kolay değil. Bunun için güvenlik garantisi şart. Ki ailenin Türkiye’ye gelme nedeni de Kadirov’un ‘direnişçileri’ kaçırmak üzere Bakü’ye gönderdiği timler. Bir dönem Bakü’de kayıplara karışan çok mülteci oldu. Savaş resmen bittiği halde Çeçenya’dan Avrupa’ya kaçışların sürmesinin nedeni istikrarı sağlayan ama barış getirmeyen devlet terörü.

Bu gerçeği dikkate alarak Türkiye, kendisine sığınmış insanları Cenevre Sözleşmesi ve Uluslararası Koruma Kanunu gereğince ölüm tehdidi veya işkence ihtimali olan bir yere göndermemeli.