Katır ölür, insan susar!

Roboski'de devletin hırsı geçmedi, sıra katırlara geldi. Hayvan katliamı kadim bir taktik; iz bırakmak için, sonsuza dek susturmak için...

Şu katır meselesi insanın içini acıtıyor. İnsanlardan sonra hayvanları da katletmek mesajların en kötüsü. Geri kalanlar korksun, ebediyyen sussun diye; devletlerin başvurduğu en eski yöntem bu. Susturulmuş insanların hikâyelerine bakın; birçoğu ‘Tavuklarımızı, koyunlarımızı, köpeklerimizi bile vurdular’ diyecektir.

Bir devlet düşünün ki nesilden nesile kaçakçılıkla hayat sürmüş köylülerin katırlarını katlediyor. Bu suçsa suçu işleyen insan, cezayı çeken katır.

4 yıl önce Irak sınırında 34 Kürt gencinin uçaklarla bombalanıp paramparça edilmesiyle yürekleri yakan Roboski’de son günlerde askerlerin öldürdüğü katırların görüntüleri geliyor.

2011’deki Roboski katliamında yakınlarını kaybeden Ferhat Encü’nün verdiği bilgilere göre 23 Mart’ta 8 katır askerler tarafından öldürüldü. Daha sonra yine askerlerin açtığı ateş sonucu 2 katır kurşunlarla öldü. Diğer 6 katır da silahların çıkardığı sesten ürküp kaçarken uçurumdan düşerek can verdi. 5 Nisan’da 2 katır daha gitti. Katliamın ardı gelmedi. Sınır ticareti ile ilgisi olmayan katırlar da öldürüldü.

İFLAF TALİMATI

Peki neden? Devletin bir bahanesi var: Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Şırnak Tarım Gıda ve Hayvancılık İl Müdürlüğü’ne yazı yazıp sınır ticaretinde kullanılan katırların hastalık taşıyor olabileceği gerekçesiyle itlaf edilmesini buyurmuş. Hedefteki katır sayısı 78.
Katırlarda hakikaten hastalık var mı? Bunun için katırların toplanıp muayene edilmesi gerekmez mi? Ama buna bakan yok. Hayvanlar doğrudan asker kurşunuyla infaz ediliyor.

Bu ilk de değil. 4 Ağustos 2003’te Van-Başkale’de 75 katır kurşuna dizilip yakılmış. Yine 9 Kasım 2014’te 97 katır mahkeme kararıyla sağlık açısından risk oluşturduğu gerekçesiyle itlaf edilmiş. 25 Aralık 2014’te Şemdinli-Derecik’te katırlar yine savcılık kararıyla öldürülmüş.

‘BİZİ SUSTURMAK İSTİYORLAR’

Nedense devletin sağlık ve sınır güvenliği hassasiyeti sadece buralarda tecelli ediyor. Bu yüzden mesele başka yerlere gidiyor.
Ferhat Encü katır katliamını hem 2011’de kaçakçılığa giden 34 gencin bombalanarak öldürülmesinin yarattığı tepkilerle hem de Kürt barış süreciyle ilişkilendiriyor:

“Geçim kaynaklarımızı yok ederek bizi yıldırmaya çalışıyorlar. Roboski katliamıyla ilgili yürüttüğümüz mücadeleden vazgeçirmeye çalışıyorlar. Katırlarımızı katlederek irademizi kıracaklarını sanıyorlar. Aslında sadece katırları öldürmüyorlar. Köylerimizi fiilen kuşatma altında tutuluyorlar. Yaylaya ya da boşaltılmış köylere giden insanlar durduruluyor, sorguya çekiliyor. Dört bir tarafımızda askerler var. Bu baskının barış süreciyle de ilgisi olduğunu düşünüyoruz. Kürtlerle barışı istemeyenler çözüm sürecini Roboski’de sabote etmeye uğraşıyor. Düşünün katırın üstünde insan olduğu halde direk nişan alıp ateş ediyorlar. Katırlar sanıldığı gibi sınırı geçerken öldürülmüyor. Bazıları sınırın 2-3 km uzağında ekili arazilerimizin içinde vuruldu, bazıları sınıra 500 metre mesafede. Sivil idareden yardım istiyoruz, askerler karşısında yapabilecekleri bir şey olmadığını söylüyor. Roboski’de katledilen insanlar için adalet tecelli etmezken katırlar için mi edecek?”

Roboski çok gündemde kaldı. Devletin işlediği suçların sembolü haline geldi. Devletin yakasından düşmedi.

Öyle anlaşılıyor ki şimdi katırları katlederek kadim bir taktikten medet umuluyor. Amaç hak arayan Kürtlerin sesini kesmek! Peki, bu taktik işe yarar mı? Bakın Şırnak’ta HDP’den aday olan Ferhat Encü eğer seçilirse mecliste olacak. 34 gencin de katırların da hesabını soracak.