Kırımlı Gandi'nin ülkesi ya Çeçenyalaşırsa!

Tarih, fırsatları bir kadeh zehirle birlikte sunuyor. Ukrayna ile Rusya arasında seçim yapmaya zorlanan Kırım Tatarlarının durumu çok nazik.

Tarih, fırsatları bir kadeh zehirle birlikte sunuyor. Ukrayna ile Rusya arasında seçim yapmaya zorlanan Kırım Tatarlarının durumu çok nazik. Tatarlar, Ukrayna’dan kopuşun kritik dönemeci olan dünkü referandumu boykot etti. sandığa gitseler bir türlü, gitmeseler başka türlü. Bir yanda bugüne kadar Kırım Tatarlarının tarihi topraklarında kaybettikleri hakları geri verme konusunda ciddi adım atamayan Ukrayna yönetiminin acizliği, diğer yanda tarihi trajedilerin sorumlusu Rusya’nın Tatarlara uzattığı zeytindalı, diğer yanda ‘Kırım Ukrayna içerisinde kalmalı’ diyen Türkiye’nin resmi duruşu. Ve daha da korkutucu olan ‘Çeçenyalaşma’ tehlikesi. Tatarlar arasında giderek güçlenen ‘Hizb-ut Tahrir’ ile ‘Tekfir ve Hicret’ gibi örgütlerden gelen tehditleri kimse hafife almasın. Böyle bir ikilem karşısında Tatar milli hareketinin Gandi’si Mustafa Abdülcemil ne yapsın?

1944’te Nazilerle işbirliği suçlamasıyla Orta Asya’ya sürülen Tatarların anavatanlarına dönebilmesi için şiddetsiz bir yolu tercih etmiş Abdülcemil’le ilk kez 1997’de Florya’da Atatürk Köşkü’nde karşılaşmıştım. Bende bıraktığı intibâ: Uzun ve çileli bir yolun yolcusu; sessiz, mütevazi ve derin! Son sürgünün yaşandığı 1944’e gelinceye dek 1810, 1840, 1855, 1860, 1874, 1880 ve 1905 kırımlarını yaşamış Tatarlar için Rusya’ya yeniden bağlanma fikri çok ağır. Onlar için yeni bir türbülans. 

İlk kez tehdit değil teşvik!
Abdülcemil’in 12 Mart’ta Vladimir Putin’le yaptığı 40 dakikalık telefon görüşmesi olumlu bir sinyaldi. Kırım Tatarlarını Rusya Federasyonu’na katılma konusunda teşvik eden Tataristan’ın ilk Devlet Başkanı Mintimer Şaymiyev’in girişimiyle Moskova’ya giden Abdülcemil, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün korunması talebini iletirken Putin de Tatar halkının korunması konusunda talimat verdiğini anlattı. İki lider gerektiğinde yine görüşme konusunda anlaştı. Putin, Tatarları kazanmak için şimdilik tehdit değil teşvikin diliyle konuşuyor. Bu teşvik sadece koruma garantisi değil genişletilmiş haklar içeriyor. Kırım Parlamentosu’nun 11 Mart’ta kabul ettiği kararname, dürüst olmak gerekirse, Kırımlıların Kiev’den şimdiye kadar koparamadığı garantiler sunuyor: “Kırım Tatar dili resmi dil olacak. Parlamentoda yüzde 20 sandalye ile temsil hakkı tanınacak. Tatarlar hükümette de temsil edilecek. Belediye meclislerinde temsil garantisi olacak. Tatar yoğunluklu bölgelerde öz yönetim oluşturulacak. Kırım Tatar Milli Meclisi’ne yasal statü tanınacak. 1944’te sürgün edilen Tatarların dönmeleri teşvik edilecek. Dönenlerin hukuki, maddi ve toprak sorunları çözülecek; 5 yıl boyunca mali yardım yapılacak. Tatar dilinde ilk, orta ve yüksekokullar açılacak. Tarihi ve kültürel anıtlar onarılacak. Tatarca yayınların gelişmesine yardım edilecek.” Bu sözler tutulur mu, orası şüpheli. Ama en azından hakların hangi nispette olacağını Rusya Federasyonu’na bağlı cumhuriyetlerdeki durumdan tahmin edebiliriz. Buralarda devlet anadilde eğitimin yanı sıra tiyatro, folklor ve müzik gibi kültürel alanlarda kendi kimliğini koruma imkânı sunuyor. Demokrasi derseniz, o alan güdümlü! Özerk parlamentoları halk belirliyor ama artık ‘devlet başkanı’ sıfatını kullanamayan cumhuriyet başkanlarını Kremlin atıyor. Parlamentonun atananı onay yetkisi ise sombolik. Garanti olmasa da bu paket karşısında Tatarların hepten reddiyeci bir cephe tutturmaları zor. Zaten Kazak Tatarı ile Kırım Tatarı arasındaki tutum farklılığı var.

Radikal İslamcı tehdit
Zor dönemeçte bir diğer kritik husus Çeçenyalaşma tehlikesi. Bunu Abdülcemil, FT’a dillendirdi: “Aramızda Selefiler, Vahhabiler, Suriye’de savaşmış örgütler var. Bana ‘Topraklarımıza düşman girdi, biz hazırız’ diyorlar. Onurları için ölmek isteyen insanları durduramayız.” Kırım’da İslamcı militanizm birkaç yıldır tırmanışta. Ekim 2009’da Ukrayna polisi, Abdülcemil’e suikast ve bombalı saldırılar planlamakla suçlanan 7 kişiyi yakalamıştı. İçişleri’ne göre zanlılar Tekfir ve Hicret ile Hizb-ut Tahrir’le bağlantılıydı. Hizb-ut Tahrir’in Kırım’da 1000 kadar üyesi olduğu söyleniyor. Rus medyasına göre, bu grup, olaylar sırasında Kırım ve Batı Ukrayna’daki kamplarda eğittiği onlarca militanını göstericileri korumaları için Kiev’e gönderdi. Rusya Kırım’a müdahale edince de Suriye’de Esad’a karşı savaşanlardan bir kısmı döndü. Yine Ukraynalı faşist Sağ Sektör’ün Tatarları kışkırtmak için camilere saldırı planlandığı önü sürüldü. Suriye’de aynı zamanda rejimin müttefiki Rusya’ya karşı savaştığını düşünen Kırım, Kafkasya ve Orta Asyalı militanları Kırım sahnesine sürmek isteyen aktörler de vardır. Putin’e “Suriye’den desteğini çekersen Soçi Olimpiyatları’nın güvenliğini garanti ederiz” diyen Suudi istihbaratçı Bender bin Sultan’ın nam-ı diğer ‘Bender Bush’un şantajını hatırlamakta fayda var. Birileri Rusya ile hesabını Kırım’da cephe açarak görmek istiyorsa bundan en fazla Tatarlar zarar görür. Bu senaryoda korkarım Tatarların payına düşen yine soykırım ve sürgün olur.