Kosova, esir milletler ve sadık Kazaklar

Uluslararası Adalet Divanı'nın Kosova'nın BM kararı olmadan tek taraflı bağımsızlık ilanını uluslararası hukuk...

Uluslararası Adalet Divanı’nın Kosova’nın BM kararı olmadan tek taraflı bağımsızlık ilanını uluslararası hukuk açısından meşru görmesi klasik ‘toprak bütünlüğü’ ilkesine sığınanlar için ezber bozucu. Divan’a göre uluslararası hukuk bağımsızlık ilanına mani değil. Ancak sorun uluslararası hukukun, egemen güçlerin elinde, cahiliye dönemi Arapların helvadan yapıp taptıkları, acıkınca da yedikleri puta dönüşüyor olması. Bu açıdan Kosova bir samimiyet testi. Özellikle sıra Kafkasya’ya ve Kuzey Kıbrıs’a geldiğinde... Kosova’nın tek taraflı adımı ve 69 ülke tarafından tanınması ‘de facto’ bağımsız ülkeler ya da bağımsızlık arayanlar için bir emsal. Ama ABD ve Avrupalı müttefikleri ‘zinhar olmaz’ iddiasında.
Kosova kararının bir Soğuk Savaş geleneği ile çakışması da anlamlı. Amerikan Başkanı Eisenhower’un 1959’da ilan ettiği Esir Milletler Haftası’nı Başkan Barack Obama da yineledi. Obama, 18-24 Temmuz’da kutlanan bu hafta için şu notu düştü:
“Eisenhower ilk Esir Milletler’i Demir Perde’nin arkasında kişisel ve siyasi özerklik olmadan yaşayanlarla dayanışma için ilan etti. Soğuk Savaş bitti. Ama küresel özgürlük ve demokrasi arayışına doğru yolculuk tamamlanmadı.” Ne yaman çelişkidir ki bu esir halklardan bir kısmı 1991’de Demir Perde inerken özgür kaldı ama kendi kaderini tayin hakları inkâr edildi. Bu hakkı tanıyan BM Şartı, uluslararası hukukun temel dayanaklarından biri değil miydi? Uluslararası hukuk Baltıklar, Orta Asya ve Trans-Kafkasya için işletilirken Kuzey Kafkasya’da rafa kalktı. Çeçenya, Rusya Federasyonu’nu kuran birlik anlaşmasına katılmayıp bağımsızlıktan yana irade beyan etmiş, Abhazya ve Güney Osetya da kendilerini Gürcistan’a bağlayan Sovyet Anayasası’nın ilgasıyla fiilen bağımsız kalmıştı.
Kosova konusunda Sırbistan’la Slav dayanışması sergilemesi bir yana Moskova’nın asıl endişesi, Arnavutların bağımsızlık koşusunun Rusya halkları için emsal olması. Herkes Rusya’nın misilleme yapıp Abhazya, Güney Osetya, Ukrayna içindeki Kırım ve Moldova’dan kopmuş Transdinyester’i tanıyacağını sandı. Ama Rusya misilleme retoriğinden kaçındı. Kaderin cilvesi ki, Abhazya ve Güney Osetya’yı Kosova’nın bağımsızlığını ilan ettikten altı ay sonra Ağustos 2008’de Gürcistan’ın başlattığı savaşın ardından tanıdı. Karşı çıktığı Kosova silahıyla Batı’yı vurmuş oldu. İşin özü bu adım Rusya için bir bumerang, Kuzey Kafkasya’daki cumhuriyetlerin bağımsızlık taleplerinin önü açan iki tarafı keskin bir kılıçtı. Ama ABD’nin Gürcistan üzerinden stratejik taarruzlarına yanıt için ‘Gürcistan’ın toprak bütünlüğünden yana’ resmi söylemi çöpe atıp Abhazya ve Güney Osetya’ya devlet muamelesi yaparak risk aldı.
Şimdi neden Kosova’nın Rusya’yı kastığına bir bakalım; Bırakın zaptı asırlar almış ve hala direnişin fokurdadığı Kuzey Kafkasya’yı ya da Tataristan ve Başkurdistan’ı, Rusya’nın en sadık etnik gücü Rus Kazakları (Kozak) bile şaşırtıcı bir yol izliyor. Kimsenin aklına gelmezdi Kafkasya’nın işgalinde Çar’ın yanında yerliler gibi giyinip onlar gibi savaşan Kazakların bağımsızlık isteyeceği. Doğrusu Eisenhower ileri görüşlüymüş! Çünkü idari sınırları olmayan hayali ‘Kazakya’ Esir Milletler listesinde.
Kazaklar 13 bölgeye dağılmışlar ve özerk bölge olmaları bile zor. Geçmişe bakınca haritada 23 Mart-4 Mayıs 1918’de Don Kazak Cumhuriyeti görülüyor. Şaka gibi ama Aleksandr Yudin’in başını çektiği Kazak hareketi, Novoçerkesk’te bu cumhuriyeti diriltmek için anayasa taslağı bile hazırlamış. Rostov’daki Novoçerkesk’in eski Kazak başkenti olduğunu da not edelim. Yudin’in şakası yok: “Yakında sınırları çizeceğiz ve BM’den tanınma isteyeceğiz.”
Kazaklar ilk kez özerklik ya da bağımsızlığı gündeme Ekim 2008’de Kazak Halkı Milli Kongresi’nde almış ve Don Kazak Cumhuriyeti’nin anayasasının hazırlanması çağrısı yapılmıştı. Hatta internette bağımsız devlet için silahlı mücadeleyi savunanlar çıktı. 3 Temmuz’da Armavir’de 1143 Kazak’ın katıldığı bir toplantıda bu kez ‘Büyük Kafkas Kazak Hattı’nın tesisi istendi. Rusya içinde daha esnek bir özerklik. Kısacası Kosova’dan şutlanan toplardan biri de Kazakların ayağında. Yeni Soğuk Savaş’ta taraflar karşı kaleye gol atmaya çalışırken bakalım sepete kaç yeni devlet düşecek? Bekleyip göreceğiz.


Abhaz ve Güney Oset liderleri geçen hafta Venezüella liderine konuk oldu.
Fotoğraf: REUTERS



Silahlar önce Kafkasya’ya

Rus silah stokunun yüzde 88’i ıskarta. Ordu komutanı Aleksander Postnikov’a göre cephane yenilenecek ve öncelik Kuzey Kafkasya’da. Bölgeye T-90A tankı, zırhlı araç, hava savunma sistemi BUK dahil yeni askeri donanım sevk edilecek.

Barış mönüsü: Peynir, bal, şarap
Kafkas barışına lezzetten giren Ermeni, Türk ve Gürcü girişimci grubu yol alıyor. İki yıl önce Kafkas Peyniri markasıyla işe koyulan ekip şimdi ‘Kafkas Balı’ ve ‘Kafkas Şarabı’ ile mönüyü zenginleştirmeyi hedefliyor. ‘Barış peyniri’, 17-20 Temmuz’da Kafkas İş ve Kalkınma Ağı’nın (CBDN) Tiflis’te organize ettiği fuardaydı. Peynire ilgiden memnun kalan girişimciler ortaklığı balla tatlandırmaya karar verdi. Barış mönüsü genişliyor anlaşılan...

Mülteci atlar
Saf kan Karabağ atı kaldı mı bilinmez. Azeriler, Ermenilerle savaşta Karabağ’ı terk ederken ‘milli’ saydıkları bu atları geride bırakmamak için mücadele etmişti. Şimdi bu atları tamamen kaybetme endişesi taşıyorlar. Mülteci atların cinsini korumak için 2007’de özel bir program başlatılmıştı. Kısa bir süre önce DNA testi için 137 atın saç örneği Almanya’ya gönderildi. Hedef atların saf olduklarını ispat edip Avrupa’ya yılda 10-20 at satabilmek, elde edilen gelirle cinsin devamını sağlamak.

Tuapse’den Gagra’ya feribot
Karadeniz kıyısında eski Adıge kenti Tuapse ile Abhazya’nın turistik kenti Gagra arasında feribot seferleri başladı. 7 saatlik seferle Rusya-Abhazya arasında deniz yolu da açılmış oldu. Soçi-Adler’den Gagra’ya tren seferleri de 26 Haziran’da başlamıştı. 

Soğuk Savaş koridorunda
Abhazya ve Güney Osetya liderleri Sergey Bagapş ile Eduard Kokoyti, geçen hafta Rusya dışında ilk resmi ziyaretlerini Latin Amerika’ya yaptı. İki cumhuriyetin bağımsızlığını tanımış olan eski Sandinista gerillası Nikaragua Devlet Başkanı Daniel Ortega ve Venezüella’nın solcu lideri Hugo Chavez’in davetlisiydiler. Bir dizi ikili anlaşma yapıp devletlerarası ilişkilerin temelini attılar. Ziyaret iki Latin Amerika ülkesinin büyükelçilerini Sohum ve Shinval’e göndermesinin hemen ardından gerçekleşti. İki Kafkas lideri, Soğuk Savaş’tan baki koridordan dünyaya açılıyor, fırsat kapısı uzak diyarlara çıksa da komşu tecridinden böylece kurtulmuş oluyorlar.