Kürt denklemi

ABD Irak ve Suriye'de daha büyük oyun kurgusu için Kürtleri yakın planda tutuyor. Gelişmeler Ankara'ya rağmen ilerliyor.

ABD’nin şu anda Ortadoğu’ya müdahale için elindeki en önemli araç IŞİD ile mücadele. Ve bu konuda inisiyatifi kaybetme endişesi taşıyor. Nedeni Rusya’nın “IŞİD’e karşı koalisyonda ben de varım” demekle kalmayıp tüm denklemleri değiştirecek şekilde sahada hem kendi askeri varlığını tahkim etmesi hem de Suriye ordusunun savaş kapasitesini arttırması.
ABD açısından IŞİD’e karşı Türkiye’nin sunduğu ortaklık İncirlik’in açılmasına rağmen güven vermiyor. Irak ordusu ve Şii milisler İran’ın yönlendirici etkisine açık. Sünni zemin ise kaygan. Suriye sahnesine savaşçı yetiştirmek üzere başlatılan Eğit-Donat ise fiyasko. Bunlara ilaveten Rusya, Suriye ordusunu IŞİD’e karşı sonuç alabilecek yegâne güç olarak sunmaya başladı.
Bu tablo karşısında ABD’nin elinde güvenilir saha unsuru olarak Kürtler kalıyor.
Haliyle KDP ve PKK arasındaki sorunlardan kaynaklanan Başur-Rojava uyumsuzluğunu giderip etkili bir cephe oluşturma ihtiyacı artıyor.
Bu noktada geçen hafta Erbil’de ABD’lilerin Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani ile PYD Eşbaşkanı Salih Müslim ve TEV-DEM yetkililerini buluşturması önemli. Görüşmeler Barzani’nin YPG’ye alternatif olsun diye eğittiği Suriyeli Peşmerge gücünün Rojava’ya dönüşüne yeşil ışık yakıldığı iddiasıyla gündeme gelse de asıl mesele bunun ötesinde.

PEŞMERGEYE GEÇİT YOK

Konuştuğum Suriyeli Kürt kaynaklara göre görüşmelerde Peşmerge gücünün Rojava’ya dönüşü gündeme bile gelmedi. YPG Sözcüsü Redur Xelil daha da keskin konuştu: “Peşmerge gücünün Rojava’ya gelmesini kabul etmedik, etmeyeceğiz. Böyle bir şey söz konusu olamaz.” Peşmerge gücünün dönüşü konusunda daha önce konuştuğum TEV-DEM ve YPG yetkililerinin dillendirdiği koşulu Xelil de tekrarladı:
“Rojava’da ikili askeri bir yapıya izin verilemez. Peşmerge gücü sadece YPG’ye katılmak için gelebilir.” İkili askeri yapıdan kasıt Güney Kürdistan’da Barzani’nin liderliğindeki KDP ve Celal Talabani liderliğindeki KYB’nin ayrı ayrı Peşmerge gücüne sahip olması. Bugün ortak yönetim tesis edildiği halde hakimiyet alanları bölünmüş durumda; Süleymaniye ve Kerkük’te KYB Peşmergesi, Erbil ve Duhok’ta KDP Peşmergesi. KDP, Rojava’da PYD’nin iktidarı tekelinde tutmak için başka bir güce izin vermediği savını işliyor. Xelil ise ‘YPG’nin PYD’nin silahlı kanadı’ olduğu tespitini reddediyor: “YPG, Rojava’nın yegâne meşru savunma gücü.”
Rojava yönetimi ÖSO, Nusra ve IŞİD gibi grupların saldırdığı; Türkiye ve Güney Kürdistan’ın da abluka uyguladığı zor zamanlarda bile Peşmerge’ye izin vermedi.
Geçen ekimde Duhok’ta varılan anlaşmaya göre KDP çizgisindeki Kürt Ulusal Konseyi’nin Rojava yönetimine, Suriyeli Peşmergenin de YPG’ye katılımını sağlamak üzere ortak bir konsey kurulacaktı ama olmadı.
Aradan geçen zamanda yeni koşullar YPG’nin elini güçlendirirken Barzani’nin baskıyı sürdürme şansı azaldı. Şöyle ki ABD, Türkiye’nin itirazına rağmen açıkça YPG’ye silah verdi ve ortak operasyon odası kurdu. Türkiye’nin PKK’ye savaş başlattığı 23 Temmuz 2015’ten itibaren de YPG’yle ortaklık etkilenmedi. Yani PKK’ye operasyonlara zımnen onay veren ABD, YPG’yi ayrı tutan politikasını sürdürüyor.
İkinci olarak YPG, Kobani’yi güvenceye aldıktan sonra haziranda IŞİD’i Tel Ebyad’dan da atarak sahadaki kırılganlığı azalttı. Daha genel anlamda IŞİD ile mücadele YPG’nin küresel değerini arttırdı.
Buna karşın Barzani kendi koltuğunun geleceği ile ilgili krizle meşgul. Anayasaya göre başkanlık süresinin iki dönemle sınırlı olması yüzünden Barzani’nin durumu belirsiz. KDP savaş halinde olduklarını ve Barzani için istisna yapılması gerektiğini savunurken KYB, Goran Hareketi ve İslamcı muhalefet Barzani’ye üçüncü dönemin kapısını açma konusunda isteksiz. Elbette kimse “Barzani gidici, biz işimize bakalım” gibi bir mantıkla hareket etmiyor. Kürdistan entitesinin doğuşundaki liderliği nedeniyle Barzani siyasetteki belirleyiciliğini korumaya devam edecektir, başkan olsun ya da olmasın. Kast ettiğim; siyasal iklim Rojava’dan yana güçleniyor. Barzani’nin statüsüne gelinceye kadar Rojava konusunda Güney Kürdistan siyaseti ayrıştı. KYB ve Goran artan oranda PYD ve YPG’ye arka çıktı. Ayrıca Peşmergenin Şengal’den kaçışı, Ezdihan’ın IŞİD’in eline düşüşü ve YPG’nin katliamdan kaçanlara koridor açması deprem etkisi yarattı. Bütün bunlar Barzani’nin Rojava’yı cezalandıran politikasında geri adım atmasında etkili oldu.
Erbil buluşması belki Suriyeli Peşmergenin dönüşüne imkân vermedi ama Kürtler arasında siyasi yakınlaşmaya yeni bir ilmek attı. PYD’nin önceki gün Rimelan’da başlayan kongresine KDP de temsilci gönderdi. Kongreyi izleyen bir gazeteci “Barzani’nin temsilci göndermesi olumlu bir adım olarak not edildi” dedi.

IŞİD’E KARŞI KOALİSYONDA PKK NEREDE?

Erbil buluşması Kürtlerin sorunlarını çözmenin ötesine geçen daha büyük bir kurguyu içeriyor. Mesele sadece PYD-KDP yakınlaşması olsaydı toplantıya ABD Dışişleri Müsteşar Yardımcısı Brett McGurk ya da Bağdat Büyükelçisi Stuart Jones’ın katılımı kâfi gelirdi. Ama ABD Özel Kuvvetler Komutanı James Terry ve Irak'taki Özel Kuvvetler Komutanı Tony Thomas da katıldı. Kürdistan tarafında Başkanlık Divanı Başkanı Fuad Hüseyin ve istihbarat şefi Mesrur Barzani de vardı.
Suriyeli bir Kürt kaynağa göre Erbil buluşması IŞİD’e karşı önemli hamleler için işbirliğini arttırmaya yönelik bir ön toplantıydı. Burada 4 ana gücün rolünden bahsediliyor: ABD, Irak ordusu, Peşmerge ve YPG. Ancak toplantıda Bağdat yoktu.
Önemli hamleler denilince akla ilk gelen Musul. Ne ABD ne de Irak hükümeti burada Sünnileri olası bir harekât planının içine katabilmiş değil. O yüzden Musul operasyonu ha bire rötar yiyor. Peki, YPG’nin olası bir Musul operasyonunda yeri nedir? Mevcut koşullarda YPG’nin Musul için de seferber olması öngörülmüyor. Ancak PKK çizgisindeki güçler arasında bayrak sınırda YPG’den HPG’ye geçiyor. HPG güçleri son dönemde Peşmerge ile birlikte Şengal’den Mahmur, Kerkük, Tuz Hurmatu, Celevle ve Hanekin’e kadar geniş bir hatta varlık gösterdi. ABD’nin muhatabı YPG ama üzerinde konuşulan operasyon alanında olan HPG.
Ezcümle bölgesel aktörlerin oyun düzenine baktığımızda Kürtler oyunun en kıymetli aktörü. PKK ile sorunlarına rağmen İran, Rojava karşıtı bir duruştan kaçınıyor, hatta fırsatını bulunca gülücük atıyor. Rusya ise siyasi çözüm çabalarında PYD’ye yer açmak için uğraşıyor. Esad ne yapıyor derseniz; o da günün sonunda Kürtleri kazanabileceğini düşünüyor. Son demecinde “Teröristleri yenilgiye uğrattıktan sonra Kürtlerin taleplerini ulusal düzeyde tartışabiliriz. Bunda sorun yok. Suriye’nin birliği çerçevesinde olduğu sürece her hangi bir taleple ilgili vetomuz yok” diyerek açık kapı bıraktı. Türkiye’nin Rojava’daki özerkliği boğma siyaseti ise Kürtleri Ankara’nın yıkmak için elinden geleni yaptığı Suriye rejimine itiyor. Rojava’nın geleceğine şimdiden yatırım yapan ABD de Kürtlerin Şam’a kaymasını istemiyor. Kürtler hiç bu kadar aynı anda hem aranan hem vurulan aktör olmamıştı. Boşuna ‘Kürtlerin zamanı’ demiyoruz!