Kürt hesabı!

Türkiye'nin top atışına tuttuğu, ABD'nin uyardığı Kürtler şu meşhur Marea-Azez hattında sessiz sedasız demokratik özerkliğin temelini atıyor.

Suriye’de Kürtler insanı bir gün özgür ertesi gün mahkûm kılan gri alanlarda dans ederek bugünlere geldi. 1957’den beri yasadışı olduğu halde yasalmış gibi parti siyasetinin yapıldığı, yasalmış gibi yapılanların kırmızıçizgiler aşıldığı an aniden yasadışı muamelesi gördüğü bir siyasal cendereden geçtiler. Buna çatışma tecrübeleri de eklendi. Kendi davalarını uluslararası platformlara taşımanın yollarını da öğrendiler.
Suriye’de herkesin bir oyun planı var, Kürtlerin de…
Dünkü yazımda ABD Dışişleri ve Pentagon’un YPG’ye ayar çeken uyarılarına değinmiş, bunların Türkiye’nin öfkesini savuşturma, Kürtlerin Ruslara kaymasını önleme ve CIA’in eğitim donattığı sözde ılımlıların yok olmasını önleme amacı güttüğünü ama Amerikalıların oyunda kalmak için Kürtleri de kolayca gözden çıkaramayacağını belirtmiştim.
ABD özetle diyordu ki YPG Batı-Körfez destekli gruplarla çatışmasın, Azez’de ele geçirdiği yerleri geri versin, Ruslarla işbirliğinden kaçınsın ve tabi bizden özerklik için destek beklemesin!
Peki, bu uyarıların Kürt tarafındaki karşılığı nedir?
Rojava’daki özerklik hareketinin kilit isimlerinden biri olan TEV-DEM Yönetim Kurulu Üyesi Eldar Halil ve PYD’nin Avrupa’daki temsilcilerinden Zuhat Kobani’ye sordum. İkisi de uyarıların Türkiye’yi yatıştırma amacına yönelik olduğunu düşünüyor. Yani Kürt cephesinde endişeye mahal yok ama tedbiri elden bırakmak da yok.



‘ABD KÜRTLER OLMADAN YAPAMAZ’

Sizce ABD bu uyarıları neden yapıyor?
Eldar Halil: Elbette ABD bizim gibi düşünmüyor, çizgimiz hoşuna gitmiyor. Buna rağmen bizi kabulleniyor çünkü Suriye’de bizim dışımızda örgütlü bir grup yok. Azez ve çevresinde olanlar nedeniyle Türkiye’nin baskısı altında. Cenevre’ye de Türkiye yüzünden bizi almadılar. Türkiye göçmen krizini çok iyi kullanıyor. Batı Türkiye’yi razı etmek için bazı adımlar atıyor. Amerikalılar da bu tür demeçlerle Ankara’yı rahatlatmaya çalışıyor.

Peki, endişeli misiniz, ABD sizi terk eder mi?
Hayır endişeli değiliz, rahatız çünkü öz gücümüz var. Gücümüz Amerikalılara dayanmıyor. Bizi Cenevre’ye davet etmediklerinde ciddi ciddi konuştuk, “Sizinle çalışmayız” dedik. Bizi razı etmeye çalışıyorlar, bir takım sözler veriyorlar.

ABD siz olmadan bir şey yapabilir mi?
Rakka’da biz olmadan yapamazlar. Rakka, DAİŞ’in elinde olduğu sürece bizimle çalışacaklar, ondan sonra ne olur belli değil. Biz de her türlü senaryoya göre tedbirlerimizi alıyoruz.

Amerikalılar Kürtlerden ne istiyor, mesela Rakka’dan sonra rejimle de savaşmanız isteniyor mu?
Amerikalılar DAİŞ’ten kurtulmak istiyor; şimdiye kadar rejimle savaş meselesini gündeme getirmediler. Geçen yıl (Barzani’nin eğitip Rojava’ya göndermek istediği) Peşmergeleri gündeme getirdiler, reddettik ve sonra bir daha bu meseleyi açmadılar. Türkiye ile ilgili çatışma olmasın diye telkinde bulunuyorlar. Tabi Amerikalılar da beş yıldır hiçbir şekilde sınır hattında Türkiye’ye sorun çıkarmadığımızı biliyor, şimdi de çıkarmıyoruz.

YPG Afrin ve Halep’te Rusya ile işbirliği yapıyor mu?
Rusya’nın bizim eylemlerimiz üzerinde etkisi yok. Rusya burada değil. Sadece hava saldırıları oluyor ama koalisyon güçlerinin yaptığı kadar değil. Şunu vurgulamama izin verin: Biz kendimiz için çalışıyoruz, bir başkası için değil.

Rusya ile işbirliğinin düzeyi nedir? Bir taraftan da Moskova’da Rojava yönetimine temsilcilik açma imkânı verdiler…
İyi şeyler yan yana geliyor ama stratejik ilişki yok, Ruslarla ileriye yönelik bir plan yok, sadece teknik ve pratik meselelerle ilgili temaslar var.

Afrin ve Halep’te Kürtlerin Suriye ordusundan da yardım gördüğünü söyleniyor…;Afrin’de Ruslardan yardım almadık. Ancak bazen bizimle diğer gruplar arasında çatışmalar olduğunda onlar da fırsattan istifade vuruyorlar. Bu bizim önümüzü açmak için değil. Halep’te de rejime işbirliği yok.

Muhalif gruplar neden Şeyh Maksud ve Eşrefiye’ye saldırıyor? Orada YPG’nin Kastel yolunu kapatıp rejimin Halep’teki muhalifleri çembere almasına yardımcı olduğu öne sürülüyor.
Ateşkes süreci başlayınca saldırıya geçtiler. Yolu kesmek isteyenler onlar. Halkımızın Halep’in merkezine gidip gelmesini önlemek için bunu yapıyorlar. Rejimle değil Kürtlerle savaşıyorlar. Kürt halkının özerk yönetimi geliştirmesin diye saldırıyorlar. Saldıranlar DAİŞ değil, saldıranlar arasında Nusra az, daha çok Türkiye destekli gruplar var. Bu saldırılarda kimyevi maddeler de kullandılar.

Salih Müslim 27 Şubat 2016’da Tel Ebyad’a saldıran DAİŞ’in Türkiye’den yardım gördüğüne dair ellerinde görüntülü belgeler olduğunu söyledi. Ne tür bir yardımdan söz ediyorsunuz?
Türkiye sınırından gelerek Tel Ebyad’a saldırdılar. Sıfır noktasında öldürülen DAİŞ üyeleri var. Nasıl geldiklerini herkes gördü, gruplar halinde araçlarla sınıra gelip saldırdılar. Herkes biliyor.

AZEZ’E HAREKAT ABD’NİN BİLGİSİ DAHİLİNDE YAPILDI

Benzer soruları PYD temsilcisi Zuhat Kobani’ye yönelttim.

ABD’den gelen uyarılar, bir şeylerin değiştiği anlamına mı geliyor?
Zuhat Kobani: ABD, Türkiye’yi kaybetmek istemiyor. Bu açıklamalarla ayar çekiyor. Çünkü baskı altında. Biraz Türkiye’yi idare etmeye çalışıyor. Amerikalılar da kendi oyunlarını oynamak istiyor. Aynı şekilde Cenevre’de de frene bastılar. Türkiye’nin baskısı yüzünden. Ben Amerikalılara ‘Suriye’de Kürtler dışında dostunuz var mı’ diye sordum, ‘Yok’ dediler. ‘Suriye’nin kuzeyi dışında hiçbir etkinliğiniz yok, ama buna rağmen Kürtlerin masada olmasını kabul etmiyorsunuz.’ Bize Cenevre’ye inancımız olup olmadığını soruyorlar, çünkü aslında kedileri de bir şey çıkacağına inanmıyor. ‘Siz de katılacaksınız ama uygun bir zamanda’ diyorlar. Amerikalılara dedik ki ‘Biz Türkiye’ye tehdit değiliz, bizi kabul etmeleri için arabuluculuk edin.’ Her şey çelişkili. Burası Ortadoğu, biliyorsun. 

ABD’nin ‘YPG, Azez’deki toprakları bıraksın’ çağrısına ne diyorsunuz?
Aslında ABD’nin Azez operasyonundan haberi vardı. Türkiye sert tepki verip top atışlarına başlayınca ABD de böyle bir tutum sergiledi.

ABD neden yeşil ışık yaktı?
Çünkü biz ilerlemeseydik rejim ilerleyecekti. Kürtler rejimin önünü kesti.

Ancak Suriye ordusunun da Kürtlerin ilerlemesine yardım ettiği yönünde iddialar var…
Rejimin kendisi gelmek ister ama gelemiyorsa Türkiye destekli gruplardan ziyade Kürtlerin o bölgede olmasını tercih eder.

Rejimin önünü kestiniz ama rejimin işine gelen bir sonuç üretti…
Bu rejim açısından stratejik değil taktiksel bir yaklaşım. Sonuçta Kürtler orayı ele geçirince Türkiye’nin müdahale ettiği alan ortadan kalkıyor. Kürtler (daha güneyde) Tel Rıfat’a kadar giderek Türklerin önünü kesmiş oldu. Ama rejimin de kendi hesapları var. Şam tarafında farklı sesler çıkıyor: Kürtlerin haklarını savunanlar var, sorunu diyalogla çözeriz diyenler var. Elbette rejim kendini yeterince güçlü hissettiği zaman Kürtlere de yönelecektir. O yüzden biz her türlü duruma hazırlıklıyız.

Afrin’de Rusya ya da Suriye ordusundan silah desteği hiç olmadı mı?
Hayır. Ortadoğu’da paran olsun, silah ayağına kadar geliyor. Silahı halkımız alıyor. Halkımız bunun bir varoluş savaşı olduğunu görüyor ve ciddi katkı sağlıyor.

Rusya ile paslaşma yok mu?
Kürtlerin ilerlemesi Rusya’nın da işini geliyor. Elbette Ruslar Kürtleri yanında tutmaya çalışıyor. Biliyorsun en son federalizmi dillendirdiler. Bu şekilde siyasi projelerini ortaya koymuş oldular.

HERKESİN BİR HESABI VAR
Zuhat Kobani’nin dediği gibi Ortadoğu çelişkiler yumağı. Burada akşamın hesabı sabaha, sabahın hesabı akşama uymuyor.
Özetle herkesin bir hesabı var:
- ABD Türkiye ile ittifak ilişkilerini fazla örselemeden Kürtler üzerinden bölgeye nüfuz etmek, Suriye’nin geleceğine parantez açmak, Suriye yönetimi üzerinde baskı mekanizması oluşturmak ve tabi Rusya’yı dengelemek istiyor.
- Suriye yönetimi, silahlı isyan sürecini besleyen Türkiye’ye yanıt olarak Kürt kartını görüyor. Şam açısından Ankara, Rojava özerk yapılanmasını düşman bellediği sürece Kürtlerin bölgeyi kontrol etmesi sorun değil. Şam Rojava’nın ne denli kırılgan hatlar üzerinde oturduğunu çok iyi biliyor. Bu kırılganlıklar sayesinde Kürtlerin itaatini sağlayacağını düşünüyor. Ama bunun için Kürtlerin Amerikalılarla iştigalinin daha ileri gitmemesi gerekiyor.
- Rusya’nın hesabı Suriye’ninkinden ayrı değil.
- Ya Kürtlerin hesabı?
Kürtler fiili özerkliği yarına aktarmak için bütün seçeneklere açık; barışsa barış, savaşsa savaş, işbirliği ise işbirliği.
Tam da Kürt hesabı derken bu noktada bir parantez açmak istiyorum. Hani Türkiye’nin tampon bölge olsun diye diline pelesenk ettiği Azez-Marea hattı yok mu, işte bu bölgede Kürtler alttan alta demokratik özerkliğin temelini atmaya çalışıyor. YPG liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri’nin Minnig (Menag) Hava Üssü ve çevresindeki köyleri ele geçirmesine öfkelenen Türkiye’nin top atışlarına ve ABD’nin ‘çekilin’ uyarılarına rağmen!
Kilis sınırı ile Halep arasında Azez, Cerablus, Menbic, El Bab, Tel Rıfat ve Marea gibi yerleri içine alan bölgeyi Kürtler “Şehba” diye anıyor. Halep’in güneyinde Sefira bölgesindeki Kürt yerleşimleri Tel Aran ve Tel Hasıl’ı da buraya dahil ediyorlar.
Kürt kaynaklara göre Türkiye'nin kırmızıçizgilerle YPG'yi engellemeye çalıştığı bu bölgede Kürt, Arap, Türkmen, Ermeni ve Çerkeslerin katılımıyla Şehba Rûsipiler (İhtiyarlar Heyeti) Kurucu Meclisi oluşturuldu. Meclis ilk kongresini 28 Ocak’ta Afrin’de yaptı. TEV-DEM’in organize ettiği kongreye 150’si delege yaklaşık 300 kişi katıldı. PYD, kanton yöneticileri ve Cenevre konferansına alternatif bir cephe olarak oluşturulan Suriye Demokratik Meclisi temsilcilerinin de katıldığı toplantıda 49 kişilik Şehba Yürütme Kurulu oluşturuldu. Askeri alanda Demokratik Suriye Güçleri ve siyasi alanda Demokratik Suriye Meclisi’nin Şehba bölgesinin yegâne temsilcisi olduğu ilan edildi.
Afrin’den yürütülen bu örgütlenme, IŞİD’in temizlenmesi sonrası Tel Ebyad’da Arap, Kürt ve Türkmenlerin katılımıyla oluşturulan meclisi andırıyor. Yani Şehba meclis, Ankara’nın yüksek hassasiyet gösterdiği bu bölgede de ‘demokratik özerklik’ modeline doğru bir ön hazırlık. Bu bölgede Cerablus, Menbic ve El Bab IŞİD’in, Azez ise Türkiye destekli grupların elinde. Haliyle meclis Türkiye destekli gruplar ile IŞİD’i ‘temizlenmesi gereken’ unsurlar olarak görüyor. Türkiye’nin kararlılığı sürerken bu projenin yürümesi kolay değil. Bu kararlılık Türk-Suud destekli örgütlerin Kürt bölgelerine karşı yürüttüğü savaşta da kendini gösteriyor. Günlerdir Nusra Cephesi, Ahrar el Şam, Şam Cephesi, Nurettin Zengin Taburları, Sultan Murat Tugayı, Sultan Fatih Taburları, Festakim Kema Ümirte Taburları, Tugay 13, Fevc el Ula, Tabur 116 ve Ebu Amara Taburları’ndan oluşan güçler Şeyh Maksud ile Eşrefiye’ye saldırıyor. Nusra dışında bu örgütler aynı zamanda Cenevre’de Esad yönetiminin karşısına oturtulmak istenen gruplar. Herkes ateşkesi fırsat bilip ateş gücüyle alan büyütmenin peşinde. Kürtlere göre bu gruplar demokratik özerklik projesinin önünde engel.
Onlara göre Kürtler rejimin yıkılmasının önünde engel.
Rejime göre Türk-Suud destekli gruplara karşı Kürtler “ehven-i şer”.
ABD’ye göre Kürtler IŞİD’e karşı en etkili aktör.
Evet, harbiden herkesin bir hesabı var. Hesap içinde hesap, oyun içinde oyun.