Kürt kuşağı mümkün mü?

YPG, Cezire'den Afrin'e yekpare bir Kürt kuşağı mı oluşturuyor? İdealize edilen bölge ile bölgenin gerçekleri çatışma riski arz ediyor.

Rovaja’nın savunma gücü YPG’nin Tel Ebyad’da IŞİD’i temizlemesinin ardından ‘Irak sınırından Hatay’a kadar bir Kürt kuşağı mı oluşturuluyor’ sorusu gündeme oturdu. Bu senaryo, Kürtlerin Arap ve Türkmenlere etnik temizlik yaptığı iddiası eşliğinde işleniyor. Elbette verimli toprakları ve bağrındaki petrolle kıymete binen Cezire’den Afrin’e uzanan bölgedeki coğrafi kopuklukları giderip Batı Kürdistan’ı (Rojava) inşa etme hedefini idealize edenler az değil. Ancak bölgenin fiziksel ve demografik gerçekleri yekpare bir Kürt entitesi yaratmanın önündeki en önemli engel. Aslında Kürtler 2012’den beri bu realiteye uygun bir yol haritası izledi. Kanton sistemi varlığını coğrafi, etnik ve dinsel çeşitliliği esas alan yaklaşıma borçlu. Olası etnik temizlik girişimi sadece Tel Ebyad’da Kürt-Arap ya da Kürt-Türkmen çatışmasına yol açmakla kalmaz Rojava’nın özellikle Cezire kantonunda Araplarla kurulan ittifakı da yok edebilir. Malum mevcut sistemde yönetime Kürtler, Araplar, Süryaniler, Keldaniler ve Çeçenler ortak. 

Bu nazik duruma rağmen Kürtler Tel Ebyad’la Kobani ile Cezire kantonlarını birleştirdikten sonra Fırat hattından batıya geçecek mi? Kürtler, IŞİD’i Cerablus’tan da çıkarıp Azez bölgesinden Afrin kantonuna bir koridor açarı? Kürtler bunu yaparsa hangi koşullarda yapar?

YPG son hamlesi ile Cezire’nin batı sınırı Serekaniye’den (Rasulayn) Cerablus’a kadar kuş uçuşu 180 km’lik alanı birleştirdi. Böylece Güney Kürdistan sınırından Fırat’a yani Cerablus’a kadar yaklaşık 400 km YPG’nin kontrolüne geçti. Afrin ile Cerablus arasındaki mesafe ise 110 km.

KÜRTLERİN 4 KOŞULU

Afrin 11 Temmuz 2012’de rejimden PYD liderliğindeki Kürt hareketinin kontrolüne geçmişti. 7 Haziran 2013’de YPG Afrin etrafındaki Kürt köylerinin kontrolünü de muhalif güçlerden alarak doğuda Tel Rıfat’a kadar koridoru açtı. Afrin’in 600-700 bin olan nüfusu Halep’e bağlı başka bölgelerdeki çatışmalardan kaçan Kürtlerle birlikte yaklaşık iki katına çıktı. Kürtlerin ezici çoğunluğu teşkil ettiği Afrin’in etrafı Arap ve Türkmen yerleşimleriyle çevrili.

Elbette Kürtler Cezire’den Afrin’e coğrafi bütünlük olmasa bile koridor açılmasını dört gözle bekliyor. Kürtler bunu hem akrabalar arası gidiş-gelişler hem stratejik gerekler nedeniyle dile getiriyor. Koridor olmadığı sürece YPG açısından Afrin’i korumak zorlaşıyor. Aynı şey Tel Ebyad ile Cerablus arasında kalan Kobani için de geçerliydi.

Kobani Dış İlişkiler Bakan Yardımcısı İdris Nassan’a göre YPG’nin Fırat’ın batısına geçmesinin 4 koşulu var:

  • Bölgesindeki muhalif güçlerle işbirliği ve koordinasyon sağlanması.
  • Bölge halkının/aşiretlerin talebi.
  • Afrin’in tehlike altına girmesi. 
  • Uluslararası koalisyonun destek vermesi.

 

İSLAMCILARLA İTTİFAK ZOR

İslamcı örgütlerle IŞİD’e karşı ortaklık ihtimal dahilinde olsa da sahadaki koşullar Kobani-Cezire arasındaki olduğu gibi Kobani-Afrin arasındaki kopukluğu giderip bir Kürt kuşağı oluşturmaya kolaylıkla imkân sunmuyor.

Muhalif güçlerle ortaklığın zemini kaygan. Cerablus’tan Afrin’e doğru ilerlerken önce IŞİD, sonra İslami Cephe’nin hakimiyet bölgesi geliyor. Güneydeki Rakka’dan kuzeyde Türkiye sınırına doğru Bab, Menbic, Rai ve Cerablus’da IŞİD’den başka örgüt yok. IŞİD’in hakim olduğu alanın hemen batısında Halep ile Türkiye sınırı arasında Azez, Tel Rıfat ve Maria gibi yerler ise İslami Cephe bileşenlerinin kontrolünde. Bu bölgede kısmen Kaideci Nusra da var. Nusra’nın asıl temerküz ettiği alan biraz daha güneybatıda İdlib’i çevreleyen bölgeler. Nusra burada güneyden Afrin’e, doğudan Hatay’a yaslanmış durumda. 

YPG ile İslamcı örgütlerle olası bir işbirliği, bu grupların IŞİD karşısında çok zor durumda kalmasına bağlı. IŞİD son haftalarda İslami Cephe’nin mevzilerine düzenlediği saldırılarla Soran’ı ele geçirdi. IŞİD’in amacı Tel Ebyad’da kaybettiğini Kilis-Öncüpınar’ın karşısındaki Selame Kapısı’nı alarak telafi etmek. Buna karşı Halep’teki diğer muhalif güçler Selame’yi kaybetmemek için cepheyi güçlendirdi. Türkiye üzerinden gelen silahlarla beslenen bu örgütler en donanımlı oldukları bir dönemde IŞİD’e karşı koyuyor.

Ayrıca YPG’nin Kobani ve Tel Ebyad’da Burkan el Fırat güçleri ile kurduğu ittifakın bir benzerini İslami Cephe ile kurmasının önünde ideolojik ve siyasi engeller var. Bu gruplar PYD ve YPG’yi sol kökenli oldukları gerekçesiyle reddetmenin ötesinde ‘rejimin Kürt şebbihası’ olarak niteliyor. Türkmenlerin yer aldığı örgütler ise Türkiye’deki resmi tutuma paralel olarak YPG’yi ‘terör örgütü’ olarak görüyor.
İslami Cephe sıkışırsa en azından IŞİD’in Cerablus’tan çıkartılması aşamasında YPG ile ortak hareket edebilir ama sonrasında Kürtlerin bu bölgeyi kontrol etmesine razı olmaları zor. Bir Kürt koridorunun Cerablus’tan Afrin’e kadar uzanmasına ise kesinlikle karşılar. Bu da YPG’nin mutabakat olmadan Batı’ya ilerlemesinin çatışma riski taşıdığı anlamına geliyor. Burada IŞİD’e karşı geçici ortaklık ile Kürt kuşağına verilecek tepki birbirinden farklı.


AŞİRETLERLE ÇATIŞMA RİSKİ

Bölge sakinlerinin olası tepkilerine gelince: Kürt köylerinin bulunduğu Azez gibi bölgelerde varlık gösteren Kürt Cephesi (Cephe el Akrad) YPG’nin doğal müttefiki sayılsa da yerel unsurlarla mutabakat olmadan Kürtlerin bu bölgeye yönelmesi Arap ve Türkmen aşiretleriyle çatışma riski taşıyor. Kürt nüfusunun çok az olduğu Cerablus, Arap ve Türkmen ağırlıklı. Cerublus 20 Temmuz 2012’de ÖSO ve Nusra tarafından ele geçirilmişti. Nusra içindeki Kaidecilerin ayrışmasıyla ortaya çıkan IŞİD, Temmuz 2013’te Rakka’da diğer grupları tasfiye ettikten sonra Bab ve Menbic’le birlikte Cerablus’u da ele geçirdi. Bunun üzerine ÖSO ve Nusra’yı destekleyen aşiret üyeleri kaçtı. Cerablus’un nüfusunun yüzde 80’i şimdi Gaziantep ve Kilis gibi yerlerde yaşıyor. Biraz güneyde Bab ve Menbic’in de ezici çoğunluğu Arap. Menbic Türkmen ve Çerkes nüfus da barındırıyor. Bab ve Menbic eskiden beri koyu dindar bölgeler. Bu da İslamcı örgütlerin işini kolaylaştırıyor. Türkmen aşiretler ise YPG’ye Araplardan daha mesafeli. Türkmenler Azez, Bab, Menbic, Cerablus ve Kürt Dağı civarında 150’ye yakın köye dağılmış durumda


AFRİN HEP TEHDİT ALTINDA

 Saldırıların Afrin’e yönelmesi halinde YPG mutabakat olmadan da batıya doğru ilerlemek zorunda kalabilir. IŞİD’in Afrin’e varmadan önce Marea ve Tel Rıfat’daki İslami Cephe’yi temizlemesi gerekiyor. Arap ve Türkmen köyleri ile çevrili olan Afrin, IŞİD’in tehdidi altında olduğu kadar İslami Cephe’nin zaman zaman ablukasıyla yüzleşiyor. İslami Cephe YPG ile başka bölgelerde sorun yaşayınca Afrin’e girip-çıkan araçları durdurabiliyor. Daha önce Nusra, Afrin’e güneyden girmeye kalkıştı ama başaramadı. Afrin Kobani’den farklı olarak dağlık bölgede yer aldığı için daha korunaklı.


HAVA DESTEĞİ ŞART

Bu bölgede YPG’nin olası seferberliğinde hava desteği sunun ABD’nin tutumu da belirleyici bir faktör. ABD ile Kobani’de başlayan ortaklık Tel Ebyad’da anlamlı bir boyut kazandı. ABD sahada Kürtlerle yakaladığı ortaklığı henüz diğer muhalif güçlerle yakalamış değil. İslami Cephe ya da Fetih Ordusu’ndaki Kaide ve aşırı selefi unsurlar bu işbirliğini önlüyor. Burada Türkiye’nin de ABD’ye itirazları var. 

KAZANIMLARI KORUMAK MI, BÜYÜTMEK Mİ?

Suriyeli Kürt kaynaklar Fırat’tan ötesi için İslami Cephe bileşenleriyle işbirliği zemininin henüz oluşmadığını söylüyor. Ancak bu işbirliği oluşmasa da YPG’nin uygun koşullarda IŞİD’i Cerablus’tan çıkarmak için harekete geçeceğini düşünenler de var.

YPG’ye Afrin yolunu açacak işbirliği biraz da Tel Ebyad’da Arap ve Türkmenlerin geleceğinin ne olacağına bağlı. Tel Ebyad’da Arap ve Türkmenleri memnun eden sivil ve güvenlik şemsiyesi oturtulamazsa Cerablus ve ötesiyle ilgili planlar suya düşebilir. Mevcut koşullarda Kürtler koridorun düşünü kuruyorlar ama Afrin yolunda bir Kürt-Arap ya da Kürt-Türkmen savaşı çıkarmak da istemiyorlar. Herkes şunun farkında: Kürtlerin yönetimi tekellerini alması ya da etnik temizliğin tetikleyeceği olası bir Kürt-Arap çatışmasında özellikle Cezire bölgesinde Arap aşiretleri rejimle ya da diğer silahlı gruplarla saf tutabilir. Cezire bölgesinde Arapların oranı yüzde 30 civarında. O yüzden Kürtlerin diğer halklarla birlikte 2012’den beri elde ettikleri tüm kazanımları riske atacak adımlar atması beklenmiyor. Şimdiye kadar izledikleri stratejik akıl bunu gerektiriyor.
 

GÖRÜŞ

Fehim Işık / Gazeteci-Yazar: Kürtlerin Rojava'da işgal amaçlı ilerleme planları hiç olmadı. Başından beri kendi bölgelerinin güvenliğini ve birlikte yaşadıkları halklarla demokratik, özgür yaşamı inşa etmenin siyasetini sürdürüyorlar. Tel Abyad'ın IŞİD'in elinde olması hem Kürtler, hem de bölge açısından güvenliği ciddi anlamda tehdit eden bir durumdu. Tel Abyad'a bu nedenle yöneldiler. Afrin ile Kobani kantonları arasındaki Cerablus için de aynı şey söylenebilir. Zamanını kestirmek kolay değil ama güvenlik nedeniyle, daha da ötesi IŞİD gibi barbar bir örgütün etkisini yok etmek için bile olsa Rojava'da YPG ve YPJ güçlerinin öncelikle Cerablus'a yöneleceklerini tahmin etmek mümkün. Bu durumun iddia edildiği gibi bir petrol hattı oluşturma ile değil ama özgür ve demokratik yaşamı inşa etme ile ilgisi vardır.

Dr. Veysel Ayhan/Uluslararası Orta Doğu Barış Araştırmaları Merkezi Başkanı: İŞİD'in bölgedeki varlığı nedeniyle Kürt hareketinin bölgedeki Arap halklarının askeri yapıları ile birlikte Fırat'ın ötesini de özgürleştirme operasyonu düzenlemesi kaçınılmaz gibi durmaktadır. Nitekim Fırat'ın ötesi özgürleşmedikçe, Fırat'ın doğusunun da kendini güvende ve özgür hissetmesi mümkün görünmemektedir. Aynı şekilde YPG-YPJ güçleri Rakka'nın da Azez gibi İŞİD'den özgürleştirilmesi operasyonlarının bir parçası olacaklarını daha önce açıklamışlardı. Bundan dolayı Suriye Kürt hareketi, alan savunma stratejisinden çıkıp tüm Suriye halklarının özgürleştirilmesinde ana aktörlerden biri halene gelecek olan bir sürecin içerisine girmiş bulunmaktadır. Dolayısıyla Kürtler açısından bakıldığında Afrin'e de güvenli bir geçiş koridorunun açılması, hem bölgede yaşayan halkın temel ihtiyaçlarının karşılanması hem de güvenliklerinin sağlanması açısından hayati bir öneme sahiptir.