Kürtlere silah gider ama nasıl?

Batının Suriye'de Kürtlere doğrudan silah vermesi zor. Ama Kürtlerin ittifak kurduğu koalisyonlar üzerinden bu mümkün. ABD ve AB Kürtlerle temasta; İD'le savaşan tüm yerel güçlere yardımı öngören bir mekanizma aranıyor.
Kürtlere silah gider ama nasıl?

ABD’nin Irak ve Suriye’de İslam Devleti (İD) adını alan Irak-Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) yönelik operasyon hazırlığı sahadaki hareketliliği arttırdı. Para ve silah gelecek; o yüzden herkes bir ağın önünde takımını kurup pası beklemeye koyuldu. 

En iyi oyuncu kim? Şimdiye kadar rüştünü ispatlayan Rojava’nın bekçisi Halk Savunma Birlikleri (YPG). Temmuz 2012’de Rojava’da fiili özerklik tesis edildiğinde Türkiye’nin de manipülasyonlarıyla Kürtlere savaş açan Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) bileşenleri ve bazı bağımsız silahlı gruplar şimdi YPG ile koalisyon kuruyor. 

İlk koalisyon 10 Eylül’de ‘Fırat Volkanı’ adıyla Halep kırsalında faaliyet gösteren örgütlerle oluşturuldu. Kürt tarafında YPG, Kadın Savunma Güçleri (YPJ) ve daha önce ÖSO ile birlikte hareket eden Cephet-ül Akrad (Kürt Cephesi); diğer tarafta İslami Cephe’de yer alan Tevhid Tugayı’nın doğu kanadı, ÖSO’ya bağlı Liva el Süwar el Rakka (Rakka Devrimcileri Tugayı), Süwar Umna’a el Rakka, Kassas Ordusu, Rakka Cihad Tugayı, bağımsız hareket eden Kuzey Güneşi Taburları, Allah Yolunda Cihad Tugayı ve Cerablus Tugayı’nın katıldığı Fırat Volkanı adlı ‘ortak eylem merkezi’nin duyurusu Kobani’de bir törenle yapıldı. Kurtarılacak bölgeler Türkiye’nin Suriye’deki toprağı Süleyman Şah Türbesi’nin de bulunduğu Karakozak, Sırrin, Cerablus, Menbic ve Rakka diye sıralandı.

İlk değil ama farklı

Bu Kürtlerin diğer silahlı güçlerle ilk ortaklık olmadığı için şaşırtıcı değil. Ama zamanlama ve hedef açısından öncekilerden farklı. Kürtler, muhalif güçlerin Serekaniye’ye (Rasulayn) yönelik saldırılarını bitirmek için biri 19 Kasım 2012’de, diğeri 17 Şubat 2013’de olmak üzere iki anlaşma imzalamıştı. İlk anlaşma Serakaniye ile sınırlıyken 11 maddelik ikinci anlaşmanın 7. maddesi Esad güçlerine karşı güç birliğini öngörüyordu. Hâlbuki ÖSO’nun gözünde Rojava’nın en önemli siyasi aktörü Demokratik Birlik Partisi (PYD) ve silahlı kanadı YPG rejimin devrimi baltalamak için alttan alta desteklediği hareketti. Bu anlaşma sahada çok da işe yaramasa da nispeten PYD ve YPG etrafındaki algının kırılmasına yaradı. Kürtlerle çatışan tarafta Nusra Cephesi, Ahrar-ı Guveran, Gureba el Şam, Faruk Tugayı, Ahfad-ı Resul, Ümmet Tugayı, Fetih Tugayı, Mişel Temmo Tugayı, Azadi Taburu gibi gruplar başı çekiyordu.

2013’ün sonunda muhalif güçlerle İD arasında ortaklık bozulduğunda Kürtlerle yakınlaşma bir derece daha arttı. Nisan 2014’te ‘Şam Operasyon Odası’ adı verilen birimle YPG arasında 7 maddelik başka bir anlaşma yapıldı. YPG’nin Şam Operasyon Odası’ndaki muhatapları Nusra Cephesi, İslami Cephe ve Mücahitler Ordusu idi. Anlaşma ‘Nusayri rejimi’ ifadesinin kullanılması ve Şiilerin yaşadığı Nubbul ile Zehra bölgelerinin kuşatılmasını öngörmesi nedeniyle tepki çekmişti. 

Afrin’de de benzer bir ortaklık sergilendi. 22 Ağustos’ta bir tarafta YPG Genel Komutanı Sipah Hamo ile Afrin Kantonu Savunma Bakanı Abdo Çilo, diğer tarafta ÖSO komutanı Abdulcebbar el Akidi ile bazı yerel komutanların katıldığı toplantıda taraflar rejime ve İD’e karşı ortak mücadelede anlaştı. PYD kaynaklarından edindiğim bilgilere göre her cephede İD’e karşı ortaklık müzakereleri sürüyor. Mesela Cezire bölgesinde bazı aşiretlerle görüşüldü. Görüşmeye katılanlardan biri de İD’in Deyr el Zor’da 700 üyesini katlettiği Şaitat aşiretiydi.

Kim ne bekliyor?

Kürtleri rejimle işbirliği yapmakla suçlayanlar neden YPG’ye el uzattı ve YPG Kürtlerin özerklik çabasına şiddetle reddeden güçleri Rojava’dan uzak tutma stratejisinden vaz mı geçti? Bir kere şubatta Halep’ten çıkartılan İD geri dönüp İslami Cephe, Nusra ve ÖSO’nun buralardaki varlığını bitirmeyi ve bunların elinde kalan iki sınır kapısı Bab-el Heva (Cilvegözü) ile Selame’yi (Öncüpınar) ele geçirmeyi planlıyor. Bu bölgeleri tutan grupların az bir kısmı YPG ile el sıkışsa da olası gelişmeler Kürtlerle işbirliğini zorunlu hale getiriyor. 

Kürtler için ise mücbir sebep olarak şunlar sıralanabilir: 
ABD’nin operasyon planlamasının asıl odağında Irak var. İD eğer Irak’ta darbe alırsa çekileceği yer Suriye’deki kaleler özellikle Deyr el Zor ve Rakka. Bu durumda en fazla baskı altında kalacak bölgeler Deyr el Zor’dan yukarı Cezire Kantonu, Rakka’ın kuzeyindeki Kobani Kantonu ve Halep kırsalında bir ada gibi kuşatılmış olan Afrin Kantonu. Suriye’de üç cephede birden savaşmak zorunda kalan YPG ittifaka yeşil ışık yakıyor. Nusra dahil. “Nusra da mı” diye teyiden sorduğumda PYD yetkilisi şunları söyledi:
“İD’e karşı mücadelede ciddi olan herkesle ittifaka açığız, Nusra dahil. Biliyorsunuz Serakaniye’ye saldıranlar arasında Nusra da vardı. YPG ile çatıştılar, sonunda Serakaniye’de ortak bir yönetim kuruldu. Nusra anlaşmaya yanaşmadı. Tüm Rojava’yı ele geçirmek istedi, savaştık, yenildiler. Ama YPG esnek. Bizim için önemli olan iki şey var: Birincisi saldırı kimden gelirse gelsin YPG, Rojava’yı savunur. İkincisi işbirliği Rojava’yı teslim ettiğimiz anlamına gelmez. Biz Rojava’nın askeri anlamda merkez, siyasi anlamda da demokratik özerklikle model haline geldiğini düşünüyoruz. Onlarla müzakerelerde bunu söylüyoruz.”

Siyasi programları birbirine zıt güçler arasındaki yakınlaşmanın belki de en önemli nedeni yaklaşan Amerikan müdahalesiyle ilgili. YPG’nin PKK ilintisi nedeniyle doğrudan silah ve yardım alması zor. Türkiye’nin de bu konuda ciddi itirazları var. Bu yüzden doğrudan değil ama YPG’nin içinde yer aldığı operasyon odalarına verilecek silahlardan Kürt cephesi de nasibine düşeni alabilir. Sahada Amerikan öncülüğündeki koalisyonun karşısına yardım almaya namzet muhatap çıkarma telaşını biraz da bu açıdan bakmak lazım.
Mekanizma aranıyor

Edindiğim bilgilere göre hem ABD hem AB Kürtlerin nabzını yokluyor. Robert Ford’un yerine ABD’nin Suriye özel elçisi olan Daniel Rubenstein ve AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton’ın yardımcıları Avrupa’da Kürtlerin temsilcileriyle görüşmeler yaptı.

Avrupa’daki görüşmelerde Kürtlere şu üç mesaj verildi:
- İD’in bölgede hâkimiyet kurmasına izin verilmeyecek.
- İD’e karşı sadece Suriye Ulusal Koalisyonu’na değil yerelde savaşan tüm güçler desteklenecek.
- Derik’te mülteciler için kurulan Nevruz Kampı’na insani yardım gönderilecek.
PYD yetkilisi görüşmeden hemen YPG’ye silah verileceği sonucunu çıkarmanın erken olduğunu belirtse de iyimserliğini “Geniş çaplı bir tartışma var, bize yönelik iyimser adımlar sözkonusu. Yeni bir strateji oluşturma sürecindeler. Yardımlar için bir mekanizma kurmaya çalışıyorlar” sözleriyle dile getirdi.
Bu iyimserliğin kaynağı henüz adı konulmamış olan mekanizma. Burada daha önce ÖSO üzerinden kurulan yardım kanalı ile yetinilmeyeceği anlaşılıyor. Eğer denildiği gibi yapılırsa YPG’ye doğrudan silah verilmese de teslimat ortak operasyon odalarına yapılabilir. Rüzgâr Kürtlerden yana ama bu işin çok ‘ama’sı var.