Mezhebi kırım!

Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) yani Kaide, Suriye'nin Rakka kentinde devlet pratiği yapıyor! Rakka ile 60 km doğudaki Maadan arasında otobüs seferleri başlatmış

Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) yani Kaide, Suriye’nin Rakka kentinde devlet pratiği yapıyor! Rakka ile 60 km doğudaki Maadan arasında otobüs seferleri başlatmış. Bilet meccanen; 50 Suriye Lirası, yani 80 kuruş. Irak sınırına dek Fırat’ın yeni efendileri onlar. Kaide’nin Suriyelilerin kalbine girebilmek için Fırat gibi bir akarı olmalı! Sınırdaki Ebu Kemal kapısından Irak’ın Anbar ve Ninova vilayetine uzanan bölgede IŞİD lideri Ebu Bekir el Bağdadi’nin bir kendi mührüyle para bastırmadığı kaldı. Sınırda ele geçirilen pek çok köy Kaide’ye Suriye-Irak hattında geçiş sağlıyor. Al Monitor’dan Haris Hasan’a göre ‘Kaide, Ninova’nın başkenti Musul’da tedarik ağı kurdu. Birkaç aydır esnaftan ‘vergi’ topluyor. Haracı reddedenlerin öldürüldüğü, kaçırıldığı ya da evinin bombalandığı bir vergi politikası! Toplanan para ayda 8 milyon dolar.’ Iraklının parası Suriye’ye, Suriyelinin silahı Irak’a... Fırat’ta akış çift yönlü! Ve Musul’u hepten Sünnileştirmek için de Şii Türkmen ve Şebekler hedefte. Şiddet sarmalında bu yıl Irak 6 bin evladını toprağa verdi. Şimdi bu şebeke Fırat boyunca kurduğu saha hakimiyetiyle hem Suriye hem Irak’ın başına bela.

Maliki’nin günahı
Bu tabloyu neden çizdim? Irak Başbakanı Nuri Maliki geçen hafta Washington’da Obama yönetimiyle işbirliğinin yollarını ararken Kaide tehdidini ciddi bir argüman olarak kullandı. ABD’yi Apachi, Firehell ve insansız uçak satmaya razı etmenin en etkili yolu Kaide’yi göstermek. Maliki, ABD’nin 2003’te dağıttığı güvenlik teşkilâtının yerine kurulan kurumların Kaide’yi bertaraf edecek donanımda olmadığını söylüyor. ABD’li yetkililer de sorunun sadece donanımdan ibaret olmadığının farkında: ‘Kaide Sünnilerin yönetimden dışlanmasından besleniyor, bunun sorumlusu Maliki.’ Mesela eski Bağdat Büyükelçisi James Jeffrey “Sünniler kamudan temizlenirken Maliki buna engel olmadı” diyor. Mezhepsel taassup, Kaide ile mücadelede Sünni kesimleri de mağdur ediyor. Yine Hasan’ın izlenimine bakılırsa Musullular Kaide karşısında kendilerini korumasız hissediyor: ‘Şii hükümetin uzantısı’ saydıkları polise güvenmedikleri gibi karakola giderlerse Kaide’nin hışmına uğramaktan korkuyor. Ayrıca polisin ‘satışa açık’ hali sayesinde Kaide bombaları kentlere sokabiliyor. Polise ‘Kaide rüşveti’ CIA raporuna da girmiş.

Burada ‘mezhepsel kırım’ için de bir parantez şart: Kaide’ye göre Şiilerin kanı helal! Şiiler iktidara geldi ama şiddetin de kurbanı oldu. Kaide şiddetinin geri beslemesiyle mezhebi düşmanlık büyüyor. 2006’de Şii türbelerin bombalanmasıyla tetiklenen çatışmalarda olduğu gibi Şiiler yer yer Kaide saldırılarına misilleme yapıyor. Mesela Basra’da Sünni temizliğini hedefleyen cinayetler yaşandı. Musul’daki Şii temizliğine misilleme olarak Basra’da Sünni temizliği! İddialara göre Sünnilere misilleme yapan örgüt Maliki’nin Sadr hareketini bölmek için desteklediği Asaib Ehlil Hak. Bu dosyanın ABD’de Maliki’nin önüne konulduğunu sanıyorum.

Bölgesel rol arayışı
Amerikalıların elinde başta bir koz daha var: Maliki, ABD’liler 2011’de çekilirken Güçlerin Statüsü Anlaşması’yla ABD’ye üs bulundurma imkânı vermemişti. Ama şimdi Kaide’ye karşı mücadele için bir Amerikan üssünün sağlayabileceği olanakları istiyor. ABD, İncirlik’teki insansız uçaklarla elde ettiği bilgileri Bağdat’ta paylaştığını söylese de işbirliğinin düzeyi düşük. Obama’nın ajandasında Irak’ın işgal ettiği yeri görmek için Dışişleri Bakanı John Kerry’nin sadece bir kez Bağdat’a uğradığını ve Iraklıları denetlemekle görevli diplomat sayısının 260’tan 59’a düşürüldüğünü hatırlatmak kâfi. Yine de Bağdat, ABD’nin daha fazla gerilere itebileceği bir yer değil. Kaide’nin yanı sıra Suriye krizinin gidişatı ve İran’la diyalog süreci Irak’ı yakın planda tutmayı gerektiriyor. Maliki de hem bölgesel bir rol kapmak hem de 2014 seçiminde ABD’nin desteğini almak için bunu avantaja çevirmek istiyor. “Ne muhaliflerin ne de Esad’ın safındayım” diyerek Cenevre sürecinde etkin olmak isterken İran’la arabuluculuğa hevesleniyor. ABD ise çekinceli. İran’ın Irak’a nüfuzu, İran’ın Suriye’ye silah sevkıyatında Irak hava sahasını kullanması ve Asaib Ehlil Hak’ın gönderdiği savaşçılarla Irak’ın bir nevi Suriye’deki çatışmaya dahil olduğuna dair kuşkular var. Nitekim 6 senatör Obama’yı mektupla uyardı. Suriye’ye savaşçı gönderildiği suçlamasını reddeden Iraklılar, hava sahsıyla ilgili eylemsizliği de tersinden baskı unsuruna çeviriyor: “Elimizde savunma sistemi ve F-16 olmadığı için İran’ı durduramayız.” (Irak’a vaat edilen F-16’ların teslimatı 2014’te başlayacak.) Sonuçta perde arkasında Maliki ne kopardı bilmiyoruz ama kamuoyu önünde Obama misafirine garanti vermedi. Ancak ortaklığın devamına vurgu yaparak kapıyı açık bıraktı. Obama, 2014’te 2010’daki gibi İran’ı dengeleyecek Maliki benzeri birini bulamayabilir. Maliki yılda 960 bin dolar ödediği Podesta’nın yürüttüğü lobinin faydasını belki o zaman görür.