Mısır'da herkes yol ayrımında

Mısır dün meclis seçimlerine gitti. 2011 başkanlık seçimin kaderi çıkacak sonuca bağlı. Mübarek'in destekçisi ABD de yol ayrımında.
Mısır'da herkes yol ayrımında

Camp David Anlaşması, ABD için Ortadoğu’ya giriş biletiydi. Bu biletin tedavülden kalkmamasının faturası Mısır’a her yıl gönderilen 1 milyar dolarlık hibeler oldu. ABD, hem Ortadoğu’daki müttefikinin, hem de İsrail’in selameti açısından Kahire’de sıkıyönetimle çarkını döndüren rejimin bugünlere gelmesini sağladı. Ama artık Mısır hem de ABD yol ayrımında. 1978’teki Camp David’den altı ay sonra İsrail’le barış anlaşmasını imzalayan Enver Sedat’ın 1981’de öldürülmesi üzerine iktidarı geçmiş Hüsnü Mübarek hasta ve gidici. Mübarek sonrası için yeni bir dizayn gerekiyor. Dünkü parlamento seçimlerinin aylardır beslediği gerilim, 2011’deki devlet başkanlığı seçiminin bir nevi öncü sancıları.

ABD’nin seçeneği: Değişim
Parlamentonun yeni bileşkesi, 2011 seçiminin kaderiyle de yakından ilintili. Genel kanaat Mısırlıların ‘Gülen İnek’i diye andığı Mübarek’in iktidardaki Ulusal Demokratik Parti (UDP) içinde yetkiler verdiği oğlu Cemal’le hanedanlığı sürdürmeyi deneyeceği yönünde. Müslüman Kardeşler’in benzetmesiyle ‘hile tiryakisi’ Mübarek’in oluşturduğu düzen de Cemal’i iktidara taşır taşımasına da hem yeni iç dinamiklerin bunu hazmedip hazmedemeyeceği, hem de dış faktörlerin bunu destekleyip desteklemeyeceği meçhul. Cemal’in Washington’la sorunu olmasa Mübarek hanedanlığının ABD’nin Mısır’ı avucunun içinde tutmasına daha ne kadar hizmet edeceğinin garantisi yok. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun başkanıyken Nobel almış Muhammed el Baradey yıldızı parlatılan bir alternatif. Gel gör ki Mübarek rejiminin koyduğu takoz Baradey’in şansını tüketiyor. Anayasaya 2007’de eklenen maddelere göre bir adayın en az 5 yıl önce kurulmuş bir partinin en az bir yıldır üyesi olmak gerekiyor. Bağımsız aday olmak için de meclisin 250 üyesinin desteğini alma şartı var. Bu maddeler kalkmadığı sürece Baradey üzerine kurulan hesaplar kumdan kule gibi dağılıyor. Dünkü seçimlerde de UDP’nin öten çanına ot tıkılamadığına göre anayasa değişikliği iktidarın Baradey’le uzlaşması gibi yeni koşullar ortaya çıkmadığı sürece zor.

Önümüzdeki süreçte Washington’ın Müslüman Kardeşler’e tutumu da belirleyici bir rol oynayacak. Malum Hasan el Benna’nın kurduğu bu hareket, Mısır’da yasaklı ama bağımsız adaylarla girdiği mecliste en büyük muhalif grup. Şimdiye dek Mübarek rejimi, “Biz gidersek İslamcılar gelir, İsrail’e yapılan barış ve Amerikan müttefikliği suya düşer” kartıyla Müslüman Kardeşler üzerindeki kısıtlama ve baskılara örtülü destek almayı başardı. Son seçimde de bu kart tedavüle sokuldu. Seçim öncesi 1300’ü aşkın Müslüman Kardeşler üyesi demir parmaklıkların arkasına gönderilirken İslamcı 10 TV kanalına kilit vurulurken UDP’nin üst düzey yetkilisi Fethi Surur, bu gidişattan rahatsızmış gözüken ABD’yi sıtmaya razı etmenin derdindeydi: “ABD Mısır’a baskı yaparsa bu devletin bölünmesine ve bir din devletine dönüşmesine yol açabilir.”



Tehdit değil bostan korkuluğu Beyaz Saray’a danışmanlık yapan Robert Satloff’a bakılırsa Obama, selefi George W. Bush’tan farklı olarak Mısır’daki siyasi sürecin şeffaf ve açık, kurulacak hükümetin de meşru olmasını istiyor. Eğer gerçekse bu değişiklikte ABD’yi cesaretlendiren unsurlar olmalı. İlk akla gelen ABD’nin Irak’taki deneyimi. Washington, ‘Kayıp Mehdi’nin kendilerine iktidarı bahşedeceğine inanan Şiilere Irak’ta koltuğu altın tepside sunduğunda bölgede ‘Büyük Şeytan ABD eliyle ikinci İran’ın doğduğuna dair endişeler ayyuka çıkmıştı. Ne var ki ABD açısından kızılca kıyamet kopmadı ve sanıldığının aksine Irak, İran’ın dümen soyuna girmedi. Türkiye’de de vakti zamanında Benna’nın yasaklı kitabı Risaleler’le beslenmiş ekip şimdi iktidarda ve ABD’nin ‘model ortağı’. Kısacası korkulacak bir durum yok.

Mısır Çalışma Grubu’ndan Amerikalı eski diplomat Michele Dunne, İslamcıların Mısır’da iktidarı ele geçirmesinin korkunç tehdit olduğuna dair senaryoya ‘bostan korkuluğu’ deyip Obama yönetiminin de giderek bu fikre burun kıvırdığını söylüyor.

Bunlar, Ortadoğu’da ağırlığını giderek kaybeden Mısır’ın kontrollü olarak dönüştürüleceğinin işareti. Yeni dizaynda muhtemelen İslamcılara hatırı sayılır yer açılacak.

***

Sandığın seyri
Kayıtlı seçmen sayısı 35 milyon. Toplam 5720 aday yarıştı. İlk defa mecliste kadınlara ayrılan 64 sandalye için 132 aday başvurdu. UDP ve Vefd’in yanı sıra Müslüman Kardeşler bağımsız adaylarla seçime katıldı. Muhalif Gad (Yarın) sandığı boykot etti. 518 sandalyeden oluşan meclise, 508 milletvekili seçim ile 10 milletvekili de Mübarek’in kontenjanıyla girecek. Meclisteki 254 sandalye, işçi, çiftçi ve beyaz yakalılar için ayrılan kotayı oluşturuyor. İlk turda oyların yüzde 50’sinden fazlasını alan aday doğrudan seçiliyor. 5 Aralık’ta en yüksek oyu alan iki aday yarışacak. Mevcut mecliste UDP’nin 318, Müslüman Kardeşler’in 86, Vefd’ın 12 vekili var.

***

Müslüman Kardeşler siyasete küsüyor
Yoğun baskı ve kısıtlama altındaki Müslüman Kardeşler 518 koltuk için sadece 130 bağımsız aday gösterdi. 800 adayla yarışan iktidar partisi, bu kadarına bile tahammül edemeyip bağımsız adayları diskalifiye için savcılığı harekete geçirdi. Adaylar dahil 1300’ün üzerinde Müslüman Kardeşler üyesi tutuklandı. 1954’ten beri resmen yasaklı olup yıllardır sıkıyönetim rejiminin duvarlarını aşamayan örgütte ise siyasete devam mı tamam mı sorusu yanıt arıyor. Demokrasiye karşı ‘İslam Şurası’na vurgu yapan selefi kanat, siyasete veda edip örgütün enerjisini irşat, eğitim ve yardım işlerine hasretmekten yana. Örgütün yeni lideri Muhammed Bedii selefilere yakın olmasına rağmen bazı etkili isimler, yollarını ayırdı. İslamcılar boykot konusunda da bölündü. Kardeşler, meydanı UDP’ye bırakmamak için ulemadan Yusuf el Kardavi’nin boykot çağrısını reddetti.

***
Selâmet Azrail’in elinde!
Birçok kişi 82'lik Mübarek’ten kurtulmak için Azrail’e duacı. Robert Fisk’in naklettiği bir şaka durumu özetliyor: Raket oyunu meraklısı Mübarek, Ezher şeyhini çağırıp sorar: ‘Cennette squash kortu var mı?” Şeyh Allah’a danışmak için 2 gün mühlet ister. Dönünce başkana “İyi ve kötü haberimim var” der. Mübarek önce iyisini ister ve Şeyh yanıtlar: “Cennette bir sürü squash kortu var.” Gülümseyen Mübarek kötü haberi sorar. “İki hafta içinde maçın var!”