Rus şefkati

Kafkasya bir hayaldi Ruslar için. İnanılmaz bedeller ödeterek ve ödeyerek zaptetti, kafesledi.

Kafkasya bir hayaldi Ruslar için. İnanılmaz bedeller ödeterek ve ödeyerek zaptetti, kafesledi. Aradan 146 yıl geçmiş. Muktedir Başbakan Vladimir Putin’in sözlerine bakıyorum, Kafkasya hâlâ bir ‘hayal’ ülkesi. Yeni bir stratejiyi masaya sürüyor. Amaç, için için kaynayan Kafkasya’yı dizginlemek. Ama hedef çok daha büyük. Putin gönlündeki Kafkasya’yı resmediyor. Resimde özetle şunlar var:
- Kafkasya, kuzey ve güney arasında uluslararası bir koridor, Rusya ile Avrupa arasında bir köprü olacak. Avrupa’yı Asya ve Körfez’e bağlayacak.
- Dağıstan’ın başkenti Mahaçkale, Hazar’daki en büyük liman olacak.
- Karaçay-Çerkes’in başkenti Çerkes ile Abhazya’nın başkenti Sohum arasında yol yapılacak. Abhazya, Rusya için ithalat ve ihracatın kapısı olacak.
Biçilen stratejik kaftanın ete kemiğe bürünmesi için de şunlar yapılacak:
- 10 yılda 400 bin kişiye istihdam alanı açılacak. Yüzde 20-35’te gezinen işsizlik 15 yılda yüzde 5’e çekilecek.
- Kafkasya’nın her bölgesi turizm merkezine dönüşecek. Hazar ile Karadeniz arası 100 bin kişinin tatil yapabileceği kayak tesisleriyle örülecek. İlave 160 bin kişiye iş sağlanacak.
- Finans projelerinde yüzde 70’e varan devlet garantisi verilecek.
- Bölge ekonomisi yılda yüzde 10 büyüyecek. 2015’e kadar bölge bütçeleri dört kat, maaşlar 2.5 kat artacak.
- 2013’e kadar Çeçenya’ya Rosneft tarafından 550 milyon dolara petrol rafinerisi kurulacak. Çeçenya petro-kimya endüstrisinde lider bölge olacak.
- 2011’de gençlik projeleri için 3.2 milyon dolar ayrılacak. Rusya’nın lider üniversiteleri her yıl Kafkasya’dan 1300 öğrenciye kontenjan açacak. Böylece gençlik direnişe yüz çevirecek.
- Sağlık sistemi 35 hastanenin yapıldığı Çeçenya’daki gibi yenilenecek.
Putin 6 Temmuz’da yeni stratejiyi projelendirmesi için Kuzey Kafkasya Federal Bölge Özel Temsilcisi Aleksandr Hloponin’e görev vermişti. O da projelerini 6 Eylül’de patronuna sundu. 

Rusya’nın gelgitleri
Rusya, Kafkasya’ya yüklediği stratejik derinliğin içini ilk kez askeri değil sivil bir projeyle doldurmaya azmetmiş gözüküyor. İşler pratiğe dökülürse alkışlanır doğrusu. Bu dönüm noktası olur, o ana ‘zorbalığın sonu’ diye çentik atılır. Ama Rusya gözlerini medeni çözüme açsa da iki yol arasında bocalıyor: Masanın üzerinde çözüme uzanan el, altında demir yumruk. Bu yüzden yeni stratejinin fantezi olarak kalma riski çok yüksek. Yeni stratejiyi konuşurken bile şiddetin gücüyle eski çark dönüyor. Sınır tanımaz yöntemleriyle gençleri direnişçi saflarına iten silovikinin düzenine dokunan yok. Kan ve işkenceyi, adam kaçırma ve yargısız infazı, direnişçiler barınıyor diye evleri havaya uçurup orman yakmayı, tehdit ve şantajla iş çevirmeyi meslek edinmiş, rütbesini ve primini bu arsızlığa borçlu güvenlik ve istihbaratçılara dur diyemeyen bir strateji yeni olsa ne yazar?
Bir yaman çelişki daha var: Sivil hamle ile çarlık Rusyası’na çark atbaşı giden iki trend. Daha geçen hafta Aleksey Yermolov’un anıtı Petigorsk’a dikildi. Yermolov Kafkas halklarının ‘cellat’ diye andığı Çar’ın generallerinden biri. Daha önce Yermolov, Minvodi’de anıtlaştı. Bir diğer ‘cellat’ Amiral Lazarev, soykırıma uğrayan Şapsığların vatanında şehir ismi. Kentin isminin değiştirilmesi talebini tersledikleri gibi bir de Lazarev anıtı diktiler. Bölge halkına düpedüz hakaret. Bu çılgınlık yaraların deşilmesi ve eski kılıçların parlatılmasından başka neye yarar?
Beri tarafta bölge insanının hayırla yâdetmediği Kazak birlikleri yeniden kuruluyor.  Bir de Çeçenya’da Vostok ve Zapad birlikleriyle bağımsızlık yanlısı Çeçenleri susturdukları gibi Dağıstanlıyı Dağıstanlıya kırdırmak için yerel birlikler planlanıyor. Dağıstan’da iş, terörle mücadele şefinin oğlunun dahi direnişçi safına geçtiği bir noktaya gelmişken hâlâ devlet terörü çare görülüyor. Cumhuriyetlerin SSCB’de kazanıp 1991 sonrası bazı ilavelerle korudukları özerklik damarları teker teker kesiliyor. Özetle Rusya eski ile yeni arasında bocalıyor. Yeni strateji, eski çark üzerinde yürütülürse kaderi şarampol olur. Sonuçta Kafkasya, merhametin bile ayı pençesiyle
geldiği yer olmaktan kurtulamaz.


Mestia savunma kuleleriyle ünlü bir Svan yerleşim merkezi.

Saklı dünya Svanetya dünyaya açılıyor ama...
Kafkas sıradağlarının güney eteklerinde saklı bir bölge Svanetya. Svanlar yaşıyor. Bölgenin kalbi 2 bin 500 nüfuslu Mestia. Burayı özel kılan canlı Svan kültürü, 9. yüzyıldan kalma taştan kuleler ve Hıristiyan kültür mirası. UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası’na dahil ettiği bu kulelerden 250’si ayakta. 897 tarihli deriden İncil’in de muhafaza edildiği bir de yerel müzesi var. Gürcü lider Mihail Saakaşvili, onlarca yıldır kendi halinde özerk yaşayan bölgeyi 2004’te zapturapt altına aldı. Acarya’ya yaptığı gibi. Şimdi bölgeyi dünyaya açıp para basmak için kolları sıvadı. Bölgenin başkanı Goçe Çelidze’ye bakılırsa Tiflis bu yıl ulaşım altyapısı ve turistik tesisler için kesenin ağzını açmış: Yıl sonuna dek 38 milyon dolar harcanacak. Bir de havalimanı yapılıyor. Hedef 1 Aralık’tan itibaren Tiflis ve diğer kentlerden doğrudan uçuşları başlatmak.
Mestia halkı bir yandan bölgenin gelişmesinden memnun, diğer yandan mülkiyet sorunları nedeniyle tedirgin, hatta öfkeli. Sorun şu ki, insanların yüz yıllardır yaşadığı ata mülkünün tapusu yok. Tarlalar elden gidiyor. Hatta bir yabancı yatırımcıya gayrimenkul satmaya çalışan dört kişi tutuklanmış. İnsanlar mülklerinde gaspçı konumuna düşmüş. AFP’ye konuşan bir Svan “Devlet neden bize danışmıyor? Çiftçiye iş verilmeden elinden toprak alınıyor” diye içerliyor. Kültürü dünyaya açma çabasının kültürün sonu olacağından endişe edenler de az değil. Gerilimin temelindeki gizli nedeni de ben söyleyeyim: Svanlara onlarca yıldır ‘Sen Gürcüsün’ dayatmasıyla yürütülen asimilasyon politikası. 

Tankian Türklerle yüzleşme fırsatını kaçırdı
Serj Tankian, Grammy ödüllü rock grubu System of a Down’ın vokalisti olarak ünlenmiş bir isim. Grup dağıldığından beri solo çalışıyor. Beyrut’ta doğmuş, ABD’ye göçmüş. 1998’de New York’ta Slayer’la birlikte çıktığı bir konserde ‘Köpekler ve Türkler giremez!’ afişi nedeniyle Türkiye’de kara listeye alınmıştı. Bu afişi üstlenmedi. Sonra Holly Mountain parçasına çekilen ve Türklere hakaret eden faili meçhul klip nedeniyle yine istenmeyen adam ilan edildi. Bu klip de fanatik bir hayranın marifetiydi. Sonuçta belli bir kesimin gözünde Tankian nefreti körükleyen kişi olarak kaldı. Geçenlerde Türkiye’den konser daveti almış. Ama reddetmiş. 1998’de Slayer’la birlikte gelme planından vazgeçtiği gibi. Gelseydi belki buzlar erirdi. Atina’da yayımlanan Ermenice Azat Or gazetesine ret gerekçesi için şunları söylüyor: “Şarkı söylemek yeterli değil. Eğer müziğimle beraber fikirlerimi özgürce dile getirebilirsem Türkiye’de şarkı söylerim.” Özetle Türklere ‘soykırım yaptınız’ diyemediği sürece  ‘Türkiye’de sahneye çıkmam’ diyor.

Rekabet hak getire
Küresel Rekabet İndeksi’nde Trans Kafkasya yaya kaldı. 139 ülke arasından Ermenistan 98, Gürcistan 93’üncü sırada geldi. 57’inci sıradaki Azerbaycan’ın
durumu nispeten hallice.