Sandığın aklayamadıkları: Suriye, Nijerya, Yemen'e silah

Seçimi her tür suçlamadan aklanma mekanizması olarak gören anlayışın ülkeyi düze çıkaramadığı yerler var, Tayland gibi. Sandığın verdiği gücün ülkeyi yönetmeye yetmediği kısır bir döngü bu.

Seçimi her tür suçlamadan aklanma mekanizması olarak gören anlayışın ülkeyi düze çıkaramadığı yerler var, Tayland gibi. Sandığın verdiği gücün ülkeyi yönetmeye yetmediği kısır bir döngü bu. Türkiye’de de yargı dahil tüm fren mekanizmalarını devre dışı bırakan iktidar otoriterleştikçe yönetme yeteneğini kaybediyor. Kurumsal yapıları oturmuş İsveç ya da Finlandiya gibi ülkeleri yüzde 20-30 oyla yönetebilirsiniz. Hatta Flaman ve Valonlar arasında nükseden bölünme sendromuna rağmen Belçika’da gemiyi yüzde 13 ile yüzdürebilirsiniz. Ama köşe taşları hala oturmamış Türkiye’yi yüzde 50 oyla yönetemeyebilirsiniz. Çoğunlukçu ve diktatöryel eğilim tersine çevrilmediği; yolsuzluk ve hukuksuzluklarla ilgili hesap verilebilirlik tesis edilmediği sürece sancılı sürecin devam etmesi mukadder. Farz-ı muhal, iktidar içerde kıra döke bir süre daha yoluna devam etmeyi başardı; peki sarpa saran dış ilişkiler ne olacak? Sandık, dış ilişkilerde kırılan fincanları onaran ve suçları aklayan bir mekanizma değil. Ne yazık ki iktidarın saplandığı anlayış dış politikaya da ayar çekilmesine izin vermiyor. Hükümet uluslararası alanda giderek kredibilitesini yitiriyor, güvenilir bir partner olmaktan çıkıyor.

Güvenilir müttefik mi?
Son zamanlarda Türkiye’nin daha fazla dışlanmasına yol açacak bir sürü skandal paklak verdi. Libya senaryosunu Suriye’ye taşıma çabası, iç savaşa müdahil olma biçimi ve şiddet düşkünü unsurlara geçit veren sapmalar, Ortadoğu’ya mezhepçi yaklaşım, Yemen’de yakalanan Türk silahları, THY’nin Nijerya’ya silah taşıması gibi tuhaflıklar silsilesi Türkiye’yi ‘öngörülebilir ülke’ olmaktan çıkartıyor.

Boş alana birkaç füze atıp Suriye’ye girme bahanesi yaratmanın tartışıldığı Dışişleri’ndeki ‘çok gizli’ toplantıyla ilgili sızıntıdan sonra kimse Türkiye’nin güvenilir ortak muamelesi görmesini beklemesin. (Devlet ciddiyeti ve savaş çıkartmaya namzet içerik açısından bu sızıntı berbat bir mesajdı.) En basitinden ABD artık Suriye dosyasını Türkiye değil Suudi Arabistan’la yürütüyor. “Ortadoğu’da hiçbir süreç Türkiye olmadan işletilemez” diye efelenen başdiplomatın sesi bundan böyle ancak Konya steplerinde yankı bulabilir. Dikkatinizi çekmiştir, geçen hafta ABD Dışişleri Sözcüsü Marie Harf, “Erdoğan’ı hala ABD’nin sadık bir müttefiki olarak görüyor musunuz” sorusuna “Türkiye bir NATO müttefiki” yanıtını verdi. Bu, Erdoğan’dan vazgeçildiğinin ilk itirafı. Bu kopuş 13 Mayıs’ta Erdoğan’ın Barack Obama’yı Suriye konusunda ikna için Hakan Fidan’ı yanında götürdüğü Beyaz Saray’daki toplantıyla başladı. Obama yönetimi, Gezi ve ‘Gülen dosyası’nda görüldüğü gibi Erdoğan’ı yalanlamaktan çekinmiyor.

Dahası mevcut sorunlu alanlara Yemen ve Nijerya gibi yenileri eklendi. İçeride geçiştirilse de Türkiye’nin ne hallere düşürüldüğünü gösteren Nijerya’ya silah sevkiyatıyla ilgili bir devam haberi vereyim: Malum THY Özel Kalem Müdürü Mehmet Karataş, Başbakan Başdanışmanı Mustafa Varank’a ‘’Onlarca malzeme taşıyorum, Nijerya’ ya gidiyor, Müslümaları mı öldürecek Hristiyanları mı, vebal altındayım” dediğine dair bir tape çıkmıştı. Suriye’deki kötü sicil nedeniyle akla şu soru geldi: “Boko Haram’a mı gidiyor?”

Nijerya, THY’yi yalanlıyor
THY silah sevkiyatını “THY, BM Güvenlik Konseyi’nin yasakladığı ülkeler ile otorite boşluğu ve çatışma olan ülkelere silah taşıması yapmamaktadır” diyerek yalanlamıştı. Ne var ki bu meselede söz sahibi diğer taraf Nijerya, THY’yi yalanladı! Nijerya Donanma Sözcüsü Kabiru Aliyu, THY’nin Nijerya’ya silah taşıdığını teyit etti. Aliyu’ya göre son kargo 11 Mart’ta Lagos’taki Murtala Muhammed Uluslararası Havalimanı’na indi ve 12 Mart’ta Donanma Üssü’ne taşındı. Sözcü, ordu dışında başka bir grubun bu yolla silah getirtip getirtmediğini bilmediğini söyledi. Punchng.com’a konuşan bir kaynak ise Boko Haram gibi grupların silah taşırken charter uçuşlarını tercih ettiği kaydetti. Burada 2 kritik nokta var: Birincisi Nijerya, THY’nin silah taşıdığını söylüyor. İkincisi THY, Boko Haram’dan pek farkı olmayan Nijerya ordusuna silah taşıyor. Boko Haram ve Ensar ile savaşan ordunun işlediği suçların haddi hesabı yok. Sivillerin katlinden ordu da sorumlu. Ayrıca Boko Haram’ın askeri ve sivil bürokraside kolları olduğunu hatırlatalım. Yani son alıcı ordu olmayabilir. Nitekim Dr. Peregrino Brimah, Ends.ng’de soruyor: “Hükümetteki üst düzey yetkililer Boko Haram’a silah teminine karıştılar mı?” Bilmem Karataş’ın uykusu biraz daha kaçmış mıdır? Ocak 2013’te de İran’a ait silah dolu 13 koyteynır Lagos’da ele geçirilmiş, teslimat adresinin Gambiya olduğu söylenmişti. Yine mayısta Bako Haram’ın güçlü olduğu Kano’da bir Lübnanlının evinde cephane bulunmuştu. Nijerya diğer ülkelere silah sevkiyatında da kullanılıyor.

Diyeceğim o ki Türkiye, İran’la aynı kulvara girip savunulması zor maceralara atıldı. Daha önce BAE ve Yemen’de Türk silahları yakalanmıştı. Türkiye’yi hayırla yad etmeyen coğrafya genişliyor. Hükümet “Halk beni akladı” diyebilir ama dünya başka telden çalıyor. En basitinden vurulan damga: ‘Sorumsuz ülke’. Dahasına dilim varmıyor...