'Selman Doktrini'ne Yemen şerhi

Suudiler korkunç bir dokunulmazlık içinde Yemen'i yakıyor. Dünyadan ağıt yok. Lakin Yemen teslim olmuyor. 'Bir fiskelik' halk, Kral Selman'ın bölge liderliğine geçit vermiyor.

Suudi Arabistan’da Selman’ın tahta geçmesinin ardından Riyad’ın yeni dış politikasının parametreleri ‘Selman Doktrini’ diye pazarlandı. Çok cafcaflı olduğunu bakmayın, ABD’nin İran ve Suriye’ye karşı eylemsizliğinden mütevellit bir hayal kırıklığına delalet eden basit ilkeler: 

- Bölge ülkeleri kendi tarihlerini kendileri yazar.

- Önce Suudi çıkarları gelir.

- Suudi Arabistan artık ABD’nin ne diyeceğini umursamıyor.

Kral Abdullah kendi dertleriyle cebelleşirken Suudi yönetimi, ABD’ye yeni müttefikler buluruz resti çekmişti. Çin ve Rusya’ya yapılan ziyaretler, Fransızlarla nükleer ve silah anlaşmaları ABD Başkanı Barack Obama’ya diş geçirme denemeleriydi. NeoCon’sever Suudiler, Obama’nın görev süresinin dolup gitmesini iple çekiyor. O zaman eski ABD elçisi ve istihbarat şefi Bender bin Sultan hazretlerinin siyaset tarzına dönülmüş olacak: Kirli ve sinsi.

Geçenlerde Rusya ve Fransa ile yeni anlaşmalar yaparak selefinin müttefikleri çeşitlendirme politikasını sürdüren Kral Selman oyunun kurallarını değiştirmeye dönük daha gözü kara adımlar da attı. Bunlardan biri Türkiye ile birlikte Suriye’de ılımlı-Kaideci ayırımını bir kenara bırakıp Esad yönetimini devirmeye yetecek kadar ‘muhalif’ güçleri silahlandırma, diğeri de Yemen’e saldırma kararıydı.

ABD’nin desteği olsun ya da olmasın ben koalisyon kurup Yemen’i dize getiririm diyen Selman 10 ülkenin desteğiyle bir savaş ortaklığı kurup Bushların Amerika’sından esinlenme ‘Kararlı Fırtına Operasyonu’ ile marttan beri Yemen’i vuruyor.

Hedef:

İran’a gözdağı verip Şii hilaline ket vurma;

Yönetimi ele alan Husileri yenilgiye uğratıp Riyad’ın kuklası Mansur Hadi’yi koltuğuna döndürme;

Bölgesel liderliğini sağlama alma;

İçerde saray operasyonlarına karşı çatlak sesleri bastırma…

Suudiler Suudi olalı bir kahramanlık yüzü görmedi. Hesapta dünyanın en fakir ülkeler ligindeki Yemen’in belini kırıp bölgesel liderliklerini tescilleyeceklerdi. Ama kararlı fırtına Suudiler için çöl fırtınasına dönüştü. Evet Yemen yıkılıyor, insanlar ölüyor, Suudiler kendilerinde olmayan tarihi şehirlerin ciğerlerini söküyor, UNESCO Dünya Mirası listesindeki Sana’nın o gizemli evleri yerle yeksan oluyor. Sadece 6 Temmuz’da Aden’de pazar yerini vuran Suudi uçakları 45 sivilin canını aldı.
BM’ye göre 100 günde 1500’ü sivil 3000 kişi öldü, 14 bin kişi yaralandı, 1 milyon kişi yerinden oldu. 25 milyonluk nüfusun 21 milyonu insani krizle yüzyüze kaldı. Sıtma ve dang gibi hastalıklar yayılıyor. Yani durum felaket! Selman’ın kaprislerine rağmen Riyad’la güvenlik anlaşmalarının gereğini yapmaktan geri durmayan ABD, Suudi ölüm kuşları için Yemen’deki hedefleri belirleme ve füze saldırılarına kalkan olma şeklinde desteğini sürdürüyor. Dünyanın geri kalanı da bu kralın tacını parlatan bu yangını seyrediyor.

PANİKLEME ZAMANI…

Erdoğan’ın destek verdiği Kararlı Fırtına’nın bilançosu bu. Ortadoğu’daki her değişime öncülük etme ve yönetme iddiasındaki ‘Büyük Türkiye’nin hikayesini Suud işte böyle yazıyor. Savunma bütçesi 89 milyar doları bulan Suudiler her şeye rağmen nüfusunun yüzde 80’ine yiyecek ekmek ve içecek temiz su temin edemeyen Yemen’i teslim alamadı. Üstelik Yemenliler 6 Haziran’da Amerikan Patriotlarını aşıp Hamis Muşayt kentindeki Kral Halid Hava Üssü’nü Scud füzesi göndererek Selman’ın ordularının psikolojisini alt üst etti. Saldırıda Kraliyet Hava Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Muhammed bin Ahmed el Şaalan öldü. Resmi haber ajansı SPA komutanın yurtdışında kalp krizinden gittiği yalanıyla hezimeti önemsizleştirmeye çalıştı. Kral Halid Hava Üssü’nün yanı sıra sınıra yakın iki havaalanı tahliye edildi. Suud Arabistan’ın iki farklı askeri üssü de füzelerle hedef alındı. Operasyonla ilgili umutsuzluk artarken koalisyonun sözcüsü Tuğgeneral Ahmet Asiri duruma “Acelemiz yok, ABD ve NATO Afganistan’da istikrarlı bir yönetim tesis etmek için 10 yıldan fazla uğraştı” izahatı getirdi. Bir umutsuzluk itirafı.
İbni Suud’in 25’inci oğlu Selman, babasının Suudi Arabistan kurulurken nasıl Yemen’de Kral Yahya tarafından durdurulduğunu, selefi Abdullah’ın 2009-2010’da Husiler karşısında nasıl utanç içerisinde geri çekildiğini unutmuşa benziyor.

Tabi kaçak devlet başkanının meşruiyetini tesis adına bir ülkeyi cezalandıran bir savaş, Suudilerin bayıldığı ‘çek defteri diplomasisi’ gibi başarı garantisi sunmuyor. Bu ‘çek defteri diplomasisi’ yanı rüşvetle satın alma taktikleri bir parantezi hak ediyor:

Daha önce WikiLeaks’in sızdırdığı belgeler ışığında Lübnan’da Suriye ve Hizbullah düşmanı siyasilerin nasıl satın alındığını ve farklı ülkelerde onlarca gazetenin nasıl Suud’un sesi haline getirildiğini yazmıştım. Irak’ta Nuri Maliki’nin iktidara gelmesini hazmedemeyen Suudiler, Sünni bloka liderlik eden İyad Allavi’ye taraftarlarına dağıtması için 2 bin hac vizesi/davetiyesi göndermiş. Mısır’da ise devrik lider Hüsnü Mübarek’in hapse gönderilmemesi karşılığında İhvan yönetimine 10 milyar dolar yardım teklif edilmiş. Ele geçirilen gizli belgeler sızdıkça bakalım daha ne numaralar göreceğiz.

‘Selman Doktrini’nin İran’ın durdurulması, Suriye’nin kırpılması ve Rusya’yı kafalamaya yönelik boyutları ise hayli cesur ve küstahça.