Şengal'de geciken zafer

Kobani'den sonra gözlerin çevrildiği Şengal'de PKK ile KDP arasında Ezidi yurdunun geleceğinde kimin söz sahibi olacağına dair rekabet IŞİD'e karşı etkili savaşı önlüyor.

Kobani şehir merkezi 134 gün sonra Irak-Şam İslam Devleti’nden (IŞİD) kurtuldu. Geriye tespih taneleri gibi düşmüş 394 köyü yeniden toparlamak kaldı. Ki Kürtler yakaladıkları moral üstünlükle tüm köyleri geri alma konusunda kararlı. Kürt cephesinde gözler şimdi Ezidi yurdu Şengal’de. Ancak Şengal’in kurtuluşu, Kürt güçleri arasında koordinasyonsuzluk ya da bölgenin geleceğinde kimin olacağına dair rekabet yüzünden gecikiyor.

Musul’a bağlı olan Şengal’i 2003’teki Amerikan işgalinden bu yana Kürdistan’ın idari coğrafyasına katmaya çalışan ancak 3 Ağustos 2014’te IŞİD karşısında Peşmerge güçlerinin çatışmadan çekilmesi nedeniyle itibar kaybeden Mesut Barzani liderliğindeki Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY), özelde Kürdistan Demokrat Parti (KDP) bölgenin kurtarıcı gücü olarak geri dönmek istiyor. Barzani yönetimi bunu yaparken de zaferi bölgenin yükselen gücü PKK ile paylaşmak istemiyor. Barzani, Ezidilerin 3 Ağustos’tan sonra oluşturdukları öz savunma birliklerinin Peşmerge’ye paralel güç olarak ortaya çıkmasından da rahatsız.

Barzani her yıl aralık ayının ikinci cumasında kutlanan Ezidi bayramı ‘Cejna Êzi’de bir zafer hediye etmek için 19 Aralık’ta Şengal’i kurtarmaya yönelik bir operasyon başlatmıştı.

Barzani, 21 Aralık’ta Şengal Dağı’na çıkıp kurtuluş zaferini ilan ettiğinde aslında köyler ve nahiyeler geri alınmış ama Şengal merkezinin yüzde 75’i hala IŞİD’in elindeydi.

Barzani, “Elhamdulillah yollar açıldı, Şengal dağı ablukası kırıldı. Bugün tüm bölge temizlendi. Şengal şehrinin büyük bölümü kontrol altında” demişti. Peşmerge güçleri Rabia-Şengal ve Zummer-Şengal yolundan ilerleyerek Şengal Dağı’na varmıştı. Şengal kentinde ön cephede olanlar ise PKK’nin silahla kanadı HPG ve kadın kolu YJA Star, Suriye’nin kuzeyindeki Rojava’nın savunma gücü YPG ve kadın kolu YPJ, PKK’nin yardımıyla Ezidilerin oluşturduğu Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) ve kadın kolu YPJ-Şengal ve diğer Ezidi halk savunma birlikleriydi.

Şengal operasyonu Ezidiler arasında KDP’ye güvensizliği beklendiği gibi azaltmadı. Üstelik ilerleyen günlerde iki kamp arasına bir de Şengal’e ‘kanton statüsü’ verilmesi tartışması girdi.
KDP, PKK’nin güdümünde olması kuvvetle muhtemel olan Şengal kantonu fikrine şiddetle karşı çıkarken Ezidiler yeni bir soykırıma karşı bir güvence olarak öz yönetim ve savunma gücü oluşturma fikrini destekliyor.

PKK öteden beri Irak merkezi yönetimi ile Kürdistan Bölgesel Yönetimi arasında ihtilaflı olan şeritte farklı inanç ve etnik grupların kendi öz yönetimlerini kurması gerektiğini savunuyor. Bu öneri sadece Ezidiler değil Kakailer, Türkmenler ve Asuriler için de geçerli. KDP bu öneriyi Kürdistan’ın birliğini bozma ve PKK’nin kendine alan açma çabası olarak görüyor. PKK ise Kürdistan’ın birliğini bozmadan öz yönetimlerin mümkün olduğunu savunuyor. Bu tartışmaların nereden kaynaklandığı ve nereye varacağını Şengal’ın önemi, Ezidilerin tarihten tevarüs eden trajedileri, Kürt güçler arasındaki rekabetin boyutlarını anlamadan görmek zor.

GÖÇ YOLLARINDAN YENİDEN ŞENGAL’E

Kürt halkının bir parçası olan ve Kürtçe konuşan Ezidiler, Şengal Dağı etrafında Musul’a bağlı Şengal, Hanesor ve Sinunê’nin yanı sıra Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin mevcut idari sınırları içinde kalan Şeyhan bölgesinde yaşıyor. Bölgede nüfusları 400 bin civarında olan Ezidiler başta Türkiye, Suriye, Almanya, Rusya, Beyaz Rusya, Ermenistan ve Gürcistan olmak üzere dünyaya dağılmış durumda. Toplam nüfusları 700-800 bini buluyor. Tarihte zorla din değiştirmeleri veya düzene boğun eğmeleri yönünde Müslüman Araplar, Müslüman Kürtler ve Osmanlıların baskılarına maruz kalan Ezidiler için Şengal Dağı katliamlar karşısında yegâne sığınaktı. 3 Ağustos 2014’te IŞİD’den kaçanlara kucak açan örtüsüz çıplak dağ kadim misyonunu bir kez daha yerine getirdi.

Musul ve Şengal’i de içine alan Neyneva (Ninova) ovalarından başlayıp Türkiye sınırlarındaki Karacadağ ve Serhat’a, Nusaybin’den Ceylanpınar’a, Midyat’tan Suruç’a uzanan göç yollarında yaşayan Ezidiler, Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermenilerle birlikte kıyıma uğrayınca tekrar Şengal ve çevresine döndü. Ezidi Kültür Vakfı yöneticisi sosyolog Azad Barış’a göre “Ezidi ulusal kimlik bilinçlenmesinde 1850’lerde Batı ile kurulan temaslar ve Osmanlı’ya asker vermeme kararı bir milat sayılır. ‘Vicdani ret’ Ezidiler açısından ‘doğayla zararsız ilişki kurma’ inancından kaynaklanıyordu. Ezidi cemaatin tarihinde ilk resmi yazılı metin niteliği taşıyan bu ‘toplu vicdani ret’ deklarasyonu bugün bile birçok akademisyen tarafından önemli bir bilinçlenme başlangıcı ve tarihi kaynak olarak görülüyor.”

ARAPLAŞTIRMA SİYASETİ

Yine Azad Barış’ın verdiği bilgilere göre “Birinci Dünya Savaşı’nda işgalci güçlere karşı örgütlü olmayan bir direniş gösterildi. İkinci Dünya Savaşı sırasında ise Ezidiler iyi ilişkiler geliştirdikleri İngilizlerin yardımıyla tarihlerinde ilk kez özerklik talep etti. Dawudê Davud adlı direnişçinin önderliğinde Ezidiler bir araya geldi. Mir ailesinden dönemin kadın yöneticisi Meyan Xatun, İngilizlerle ittifak kuran Dawüdê Dawud ve Hemoyê Şero'ya karşı hamle yaparak ittifakı sekteye uğrattı. Davud ve Şero'nun teslim alınmasıyla Ezidi ulusal direnişi kesintiye uğradı.”

Baas dönemiyle birlikte ‘din değiştirme’ baskısının yerini bu kez Arap etnik kimliğinin dayatılması aldı. 1975’ten sonra Saddam Hüseyin’in politikası şunu öngörüyordu: “Ezidi inancına göre yaşayabilirsiniz ama siz Kürt değil Arapsınız.”

Araplaştırma politikasının dayanakları arasında 11-12. yüzyılında yaşamış Şeyh Adî bin Musafir’in Lübnanlı bir Arap olduğu ve Ezidilerin Yezid bin Muaviye gibi Emevi (Beni Ümeyye) soyundan geldiği iddiasıydı.

Suriye’deki Baas Partisi’nin Araplaştırma politikasına benzer şekilde Saddam da dağdaki köyleri boşaltarak Ezidileri ‘mucemma’ adı verilen yerleşim merkezlerinde topladı. Gönülsüz de olsa Ezidiler Irak ordusuna katıldı ve İran-Irak savaşında 5 bin kayıp verdi. Hala esir alındıktan sonra akıbeti bilinmeyen Ezidi askerler var.

1991’de ABD’nin Irak’a ilk müdahalesi sırasında Ezidiler idari olarak ikiye bölündü. Duhok’un güneydoğusundaki Şeyhan Kürt yönetiminin, Şengal ise Irak hükümetinin denetiminde kaldı. Bu durum 2003’deki Amerikan işgaline kadar sürdü. Aralarında kısıtlı bir iletişim vardı. 2003’ten sonra aşamalı olarak Şengal’in kontrolü Peşmerge’ye geçti. Kerkük gibi ihtilaflı bölgeler arasında yer alan Şengal’in statüsü yeni Irak Anayasası’nın 140. maddesine göre 2007’ye kadar düzenlenecek nüfus sayımı ve referandumla belirlenecekti. Ancak plan uygulanamadı. Anayasaya göre Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin idari sınırları dışında kalmasına rağmen Şengal’de fiili hakimiyet artık KDP ve Peşmerge’deydi. Musul’un yanı başındaki Ezidilerin yaşadığı Başık ve Bazan gibi yerler ise merkezi hükümetin kontrolünde kalmaya devam etti. IŞİD’in Haziran 2014’te Musul’a girmesi ve Irak ordusunun dağılması üzerine Peşmerge güçleri Şengal’den Zummer ve Hanekin’e kadar tüm ihtilaflı bölgelerde kontrolü ele aldı.

KÜRT KİMLİĞİNE DÖNÜŞ

2003’ten sonra KDP’nin hâkimiyetine paralel olarak Araplaştırma siyaseti tersine döndü. Kürtçe dil okulları açıldı. Arap kimliğine tutunan bazı Ezidilerden Kürtçe okullara tepki de geldi. Ezidilerin Kürt kimliğine dönüşüne direnenler ağırlıklı olarak Irak genelinde en fazla okur-yazar çıkarmış olan Başık ve Bazan’dan geliyordu. KDP’nin kadrolaşma siyaseti meyvesini verdi ve yavaş yavaş duvarlarda Mesut Barzani’nin fotoğrafları yerini aldı. Peşmerge içine de Ezidiler yerleştirildi. Yine de Baas’la birlikte yürümüş bazı Ezidiler Arap oldukları savında ısrar etti. Hatta önde gelen bazı Ezidilerin “Biz Arab’ız” demesi bunca yıl sonra etnik kimlik meselesinin hala billurlaşmadığını ortaya koydu. Bazı Ezidiler “Biz Arap’ız” deyip günlük konuşmada Arapçayı birinci sıraya koymuş olsa da dua ederken kullandıkları dil her zaman Kürtçe.

Neticede Baas rejiminin tarihe karışmasıyla tartışmalar ‘Kürdi’ bir kulvara kaydı. Çoğuna göre Kürtlük yeni bir aidiyet değil bastırılmış bir aidiyetti. Tam tersi Ezidilerin Kürtleştiği de başka bir tez. Ezidileri polis ve Peşmerge teşkilatına alıp aralarından vekil çıkartan KDP’nin yoğun çalışmalarıyla Ezidiler Kürdi bir dönüşüme uğrarken bu kez sorun Ezidiliğin geri plana itilmesiydi. KDP, Ezidi bayramlarını milli bayram olarak kabul edip folklorik unsurları önemsedi ama aidiyette Ezidilik ve Kürtlük arasındaki tartışma bitmedi. Ezidilerin öz yönetim arayışının Kürtleri nasıl böldüğüne yarın devam edelim.