Suriye cephesi: Karanlık bir dehliz, küçük bir umut!

Kanlı satrançta son tablo rejimin aleyhine. Bu sıkışmışlık üzerinden rejimi masaya çekmeyi uman muhalifler Kahire'de toplandı. Bir umut, o umudu yok eden onlarca faktör.

Suriye’deki durum Lübnan iç savaşından beter bir manzara sunuyor. Lübnan’da 1976’dan itibaren FKÖ ile Falanjistler, Şii Emel ile FKÖ, FKÖ ile (Maruni) Lübnan Kaplanları,  (Maruni) Lübnan Güçleri ile Suriye ordusu (Arap Caydırıcı Gücü), Falanjistlerle Lübnan Kaplanları, Lübnan Güçleri ile Dürziler, Dürzilerle Suriye ordusu, Suriye ordusu ile FKÖ birbiriyle savaşmıştı. O kördüğümü çözmek 14 yıl aldı. Taif Anlaşması ile barış sağlandıktan sonra da Lübnan kızgın sac üzerinde kıvranan ülke olmaktan kurtulamadı.

Bugün Suriye’deki savaş düzeni Lübnan’dakinden çok daha çetrefilli.

Son iki ayda cephe hatları kabaca şöyle şekillendi:

- Kuzeyde Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye’nin marttan beri silahlandırdığı Fetih Ordusu İdlib, Cisr el Şuğur ve Lazkiye kırsalında rejim güçleriyle savaşıyor.

- Suudi Arabistan ve Batılı istihbarat servislerinin Amman’dan koordine ettiği ‘Güney Cephesi’ Dera, Süveyde ve Kuneytre’de rejim güçleriyle savaş halinde. Busra el Şam’ın ardından Süveyde’de rejim 52. Tugay üssünü kaybetti. Önceki gün Güney Cephesi bölgedeki El Seala Hava Üssü'nü neredeyse alıyordu. Suriye ordusu saldırıyı püskürttü.

-Deyr el Zor, Rakka, Haseke ve Humus kırsalında IŞİD ile rejim güçleri çatışıyor. 

-Rojava’nın savunma gücü YPG, Kobani ile Cezire kantonları arasında kalan Tel Ebyad ile Kamışlı’nın güneyindeki bölgelerde IŞİD’i temizlemekle meşgul. 

-Halep kırsalında Şam Cephesi ile IŞİD çatışıyor. Şam Cephesi Aralık 2014’te Türkiye’de İslami Cephe, Mücahitler Ordusu gibi grupların katılımıyla kuruldu. 

-Kalamun’da Nusra gibi örgütleri önemli ölçüde temizleyen Hizbullah da rejimin yedeğinde cephe genişletiyor.

Bunlara ilaveten çok sayıda farklı aktörle yürütülen cephe savaşları var.

BİR TAŞ OYNAYINCA 10 TAŞ ZIPLIYOR

Satranç tahtasında bir taş oynayınca herkes yeni çatışma pozisyonları alıyor. Kaideci Nusra ve Ahrar el Şam’ın ağır bastığı Fetih Ordusu koalisyonu Türkiye üzerinden gelen silahlarla İdlib ve Cisr el Suğur’u ele geçirince IŞİD de Ramadi’de Irak ordusundan zapt ettiği silahlarla Suriye cephesine dönüp üç koldan saldırılarını tırmandırdı:

-Palmira’da rejim güçlerini püskürtüp antik kenti ele geçirdi.

-Kuzeydoğuda Haseke’de intihar saldırılarıyla rejim güçlerine yüklendi.

-Kuzeybatıda Türkiye ile Halep arasındaki lojistik destek hattını ele geçirmek için harekete geçti.
IŞİD’in Türkiye sınırlarına yönelen bu son hamlesi çok kritik. IŞİD, Halep’in kuzeyinde Soran’ı ele geçirdikten sonra Maree’ye saldırmaya başladı. Maree’yi düşürebilirse sıradaki en önemli hedef Azez olacak. Azez Türkiye’den giden yardımların dağıtım merkezi. Burası düşerse IŞİD’in Kilis-Öncüpınar’ın karşısındaki Selame Sınır Kapısı’nı ele geçirmesi an meselesi olur. Öncüpınar-Selame sınırı şimdiye kadar kuzey cephesinin en önemli lojistik destek hattı olarak işlev gördü. Bu hattı tutan Halep’te de söz sahibi oluyor. İdlib’de rejime darbeler vurunca kazandığı moral üstünlükle Halep’te Kürtlerle uğraşmaya başlayan Fetih Ordusu, IŞİD’in bu hamlesini püskürtmek için güçlerini kuzeye kaydırmak suretiyle Azez için seferber oldu. Haliyle IŞİD’in önündeki bariyer büyüdü. IŞİD hâlihazırda Türkiye sınırında Karkamış’ın karşısındaki Carablus ile Akçakale’nin karşısındaki Tel Ebyad kapılarını kontrol ediyor. YPG’nin Tel Ebyad’a yönelik sandviç operasyonunu dün yazmıştım.

KAHİRE TOPLANTISI: MUHALİFLER NAMINA YENİ BİR UMUT!

Yeni askeri dengelerden dolayı Suriye rejiminin düne göre müzakere masasına daha yakın olduğunu düşünenler var. Bu hesapla muhalifleri yeniden organize etmeye yönelik 8-9 Haziran’da Kahire’de dikkat çekici bir toplantı gerçekleştirildi. Mısır Dışişleri Bakanı Sami Şükri’nin ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya daha önce Suriye’nin Dostları Grubu’nun dışladığı Demokratik Değişim İçin Koordinasyon Kurulu’ndan Hasan Abdülazim ve Dr. Heysem Menna, PYD Eşbaşkanı Salim Müslim, YPG sözcüsü Redur Halil, eski Dışişleri Sözcüsü Cihad Makdissi’nin de yer aldığı 170 kişi katıldı. Dostlar Grubu’nun Suriye’nin meşru temsilcisi olarak tanıdığı İstanbul merkezli Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu’ndan (SMDK) da bireysel katılım oldu.

Toplantı, bırakın Suriye içindekileri diasporik muhalifleri bile temsil edemeyen SMDK’ya alternatif oluşturma girişimi olarak yorumlandı. Toplantıya katılan muhalif temsilcilerden Ahmed Jakkal’ın bana verdiği bilgilere göre 2012 Cenevre Mutabakatı çerçevesinde bir yol haritası kabul edildi. Yönetimin temsilcileriyle 2 aylık bir müzakere takviminin sonunda Esad’ın yer almadığı bir geçiş hükümeti, yasamadan sorumlu bir konsey, yüksek yargı konseyi ve askeri konsey kurulması öngörülüyor.

Bir takım itirazlara rağmen Kürt, Türkmen ve Süryanilerin ‘millet’ olarak tanınması, eşit vatandaşlık prensipleriyle bu halkların haklarının teslim edilmesi önerisi kabul edildi. Rojava’nın özerkliği kabul edilmezken Kürtleri teskin için güçlendirilmiş yerinden yönetim esasına göre bir yapılanma vaat edildi. Redur Halil’e “Kürtler tatmin oldu mu” diye sorduğumda “Taleplerimiz tam olarak karşılık bulmadı ama olumlu bir gelişme söz konusu” dedi. Yol haritasını BM’nin gözetiminde bir konferansla ilerletmeyi uman muhalifler sahada sıkışan rejimin bu kez daha ciddiyetle masaya oturmak zorunda kalacağını düşünüyor.

Buna paralel olarak İstanbul’da toplanan SMDK da temsil kabiliyetini arttırmak için yeniden yapılanma çabasına girişti. Ama işleri çok zor.
Beri tarafta SMDK Başkanı Halid Hoca, ÖSO Yüksek Askeri Konsey’i feshettiğini duyurdu. ÖSO’nun artık esamisi okunmadığından Yüksek Askeri Konsey de anlamsızlaşmıştı. Hoca yeni bir askeri konsey için Amman’da İslam Ordusu, Sukur el Şam, Feylak Humus, Feylak Kuds, Ecnad el Şam, Ahrar el Şam ve Fursan el Hak gibi örgütlerin komutanlarıyla bir araya geldi. ABD, Ocak 2015’teki ikinci Cenevre konferansında SMDK’yı rejimin karşısına tek temsilci oturtmak için ısrar etmişti. Suriye Ulusal Konseyi gibi SMDK da sırasını savdı. Mısır’daki girişim gerçekten bütünlüklü bir muhalefet yapısı doğurur mu şüpheli. Derde deva olabileceği ve yeni bir sayfa açabileceği konusunda umutlanmak için sahadaki gerçekleri göz ardı etmek gerekiyor. Malum gerçekler:

-Rejimle savaşan silahlı örgütlerin gündemleri Kahire’dekilerden çok farklı.

-Ortada iflah olmaz bir muhalefet sorunu var.

-5 yılda rejime alternatif üretilemedi. En iddialı alternatif maalesef Kaide ve IŞİD.

-Her bir kanat başka bir ülkenin vekili haline geldi.

-Sahada cihatçı selefiler inisiyatifi ele aldı.

-IŞİD bütün bölgenin başına bela oldu.

-Mesele rejim ya da Suriye meselesi olmaktan çıktı. 

-Ve topraklar değil ama nüfusun büyük kısmının olduğu kentlere hükmeden rejim beyaz bayrak çekmiş değil.

Hal bu iken ‘Suud ve Katar’ın parasıyla savaşı körükleyelim, Esad masaya gelip yetkileri bırakıp gitsin’ demek bu saatten sonra gerçekçi değil. (Kahire toplantısına katılanların bir kısmı bu vekâlet savaşına şiddetle karşı, onların hakkını yemeyelim.) Zaten bu bakış açısı yüzünden işler bu noktaya geldi. Menna gibi isimlerin altını çizdiği gibi önce vekâlet savaşının aktörleri bu kirli savaşa son vermeli. Ötekine yaşam hakkı tanımayan bir savaş düzeninden bir geçiş yönetimi çıkarmak imkânsız.