Suriye tahterevallisindeki dehşet dengesi

Suriye tahterevallisindeki dehşet dengesi

İdlip te Suriyeli asiler askeri eğitim alıyor. Ürdün de de Suriyelilere askeri eğitim veren bir kamptan bahsediliyor.

Afganistan’daki Rus işgalinden beri Kaide ideolojisinden beslenen ‘Küresel Mücahitler’in tanığıyız. Bir ‘Mobil Mücahit’ nesli oluştu. Kâh ‘kahraman’ oldular kâh ‘terörist’. İşin içine silah girince ‘Sınır Tanımayan Mücahitler’in sahnede yerini alması uzun sürmüyor. Irak’ta 10 yıl boyunca hem işgalcilere hem iktidara gelen Şiilere karşı epeyce savaş deneyimi kazanan milisler Suriye’den uzak duracak değillerdi ya! Silah ve mücahit transferinde rol alanlar bir bir konuşmaya başladı: Suriye’den Irak’a akmış silahlar geri dönüyor. Suriye artık Kaide’nin de yeni master alanı. Özgür Suriye Ordusu’nun kendisini Kaide’den uzak tutmasının da bir anlamı yok. Barışçıl çözüm seçeneklerinin çalıştırılmadığı süreç uzadıkça halihazırda kendi ‘taburları’ arasında bile güven krizi yaşayan Özgür Suriye Ordusu’nun kontrol edemediği silahlı hücreler çoğalacaktır. Kaide’nin durumu fırsat bilmesi bir yana iç savaşın neden bu kadar hızla büyüdüğünü anlamak için sadece rejimin toplumsal olayları kanla bastırma alışkanlığına bakmak yetmiyor. Maalesef Suriye’de ‘silahlı direniş’ için koşullar hep elverişli oldu. Hama’ya yıllardır ağıt yakarız ama 1982’de rejimin binlerce insanı öldürdüğü katliama giden yolda olup bitenleri bilmek istemeyiz. 1979’da Halep’te askeri akademiyi basıp 50 Alevi öğrencinin katli dahil onlarca suikasta imza atmış şiddete meyyal grupların 30 yıl sonra aniden arz-ı endam etmesi şaşırtıcı değil. 


Vicdanları Araf’ta bırakan 2 video

Geçen hafta adresime peşi sıra iki e-posta düştü. Birinde Humus’ta bombardımanda çenesi parçalanmış bir çocuk ile bir ayağı kopmuş başka bir çocuğun video görüntüsü var. Dehşetengiz bir manzara. Öteki videoda ise olan şu: Muhaliflerin kurduğu Özgür Suriye Ordusu’nun silahlı milisleri, halkın önünde rejimin gayri resmi milis gücü Şebbiha üyesi olduğu gerekçesiyle bir genci idam ediyor. Bu da akıl almaz bir manzara. Kuşkusuz videolar propaganda savaşının parçası, ama Suriye’de olup bitenlerin de özeti. Hem vicdanlar hem siyasi akıl işte bu iki görüntü arasında bocalıyor. Sahada barut kokusuyla kendinden geçenlerden geçilmezken Batı-Arap ittifakı silahlı gruplara kredi açıyor. Ve rejim değiştirme uğruna Ortadoğu’da cehennemin kapıları yeniden aralanırken birileri Türkiye’ye ‘zebanilik’ rolü biçmeye çalışıyor. Bir süredir Arap finansmanıyla Ürdün’de bir kampta milislerin eğitildiği haberleri geliyor. Dün de Sabah gazetesi Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Hatay’da firar eden Suriyeli askerlere kamp kurduğunu yazdı. Bunların TSK kadrosuna geçici görevle alınmaları da söz konusu olabilir. Mülteci kampları dururken neden TSK’nin himayesinde bir kampa ihtiyaç duyuldu? İddia doğruysa şimdiye dek sivil muhalefete siyasi üs, askeri muhalefete sığınma sunan ve İncirlik’teki Amerikan casus uçaklarının Suriye üzerinde uçmasına izin veren Türkiye’nin “Askeri destek sağlamıyoruz” savına kim inanır?

Kartlar yeniden açıldı

Suriye konusunda son bir haftada kartlar yeniden karıldı. Dışarıdan müdahalelerle rejim değişikliği için yol arayan kampla, barışçıl çözüm isteyen kamptaki aktörler birbirlerinin sınırlarından geçti. Yeni koalisyon hamleleri yapıldı. BM Genel Kurulu’nda Suriye’de rejimi kınayan ve Arap Birliği’nin Esad’ın yetkilerini devretmesini öngören planını destekleyen tasarı kabul edilince Rusya ve Çin’in eli zayıfladı. Rusya, insani yardım koridoru konusunda yumuşama sinyali verirken Çin, Şam’a elçi gönderip uyarılarda bulundu. Ancak diplomatik sis dağılınca herkesin pozisyonunu koruduğu anlaşıldı. Çin ve Rusya BM Güvenlik Konseyi’nde askeri müdahaleye kapı aralayan tüm girişimleri bloke etmeyi sürdürecek. İnsani yardım koridoru Suriye’nin rızası olmadan açılamayacak. Ki Batılılar koridorun Türkiye’den, Ankara ise Akdeniz’den açılmasını tercih ediyor. Türkiye üzerinden bir koridorun tampon bölgeye dönüşme riski var. ‘Bingazi modeli’ni Suriye’ye taşımak Türkiye’yi direk savaşa sokmak demek.

Esad’ın nefes boruları

Rusya ve Çin’in yanı sıra Esad rejiminin ömrünü uzatan başka kanallar da işliyor: Irak ve Lübnan, Suriye’nin ekonomik ambargoyu delmesine yardımcı oluyor. İran’ın müttefiki Venezüella geçen hafta dizel yakıt taşıyan tanker göndererek Esad’a nefes aldırdı. Ajanslar haberi “Tank yakıtı Hugo Chavez’den” diye verse de Suriyelilerin ısınması dizel yakıta bağlı. İran savaş gemisi ise Süveyş’ten geçip Tartus’a demir attı. Benzer psikolojik desteği kasımda Rus donanması atmıştı. Rusya ocakta da silah göndermişti. Esad, 26 Şubat’ta yeni anayasa paketini referanduma sunarak müttefiklerinin elini güçlendirecek. Bu şekilde Suriye tahterevallisinde dehşet dengesi bir süre daha devam edecek. Bu denge Tunus’taki Suriye’nin dostları konferansıyla değişir mi? Zor.