Suud çölüne gladyatör aranıyor!

Pakistan ordusu kıymete bindi. Yemen savaşını büyütmek için Suudi Arabistan 'gel' diyor, İran 'sakın gitme'. Pakistan, Yemen macerasıyla kendi evini ateşe verebilir. Bu yüzden Şerif zorda.

Pakistan’ın nükleer silah geliştirmiş, savaş görmüş, militan kovalamış ordusu kendi başına bela. Bugünlerde herkes Pakistan’ı çekiştiriyor. Suudi Arabistan, Yemen’e karşı yürüttüğü ‘Kararlılık Fırtınası’ operasyonunda oyunun kuralını değiştirmek için Pakistan’ı yanında görmek istiyor. Özellikle kara harekâtı için şiddetle ihtiyaç duyulan Pakistan ordusu kilit konumda.

Suudilerin gözünde Pakistan ordusu yıllardır Tehrik-i Taliban ve Leşker-i Cenkvi gibi örgütlere karşı edindiği tecrübeyle gerilla savaşında ustalaşmış Husileri kovalayabilecek yegâne güç.

Ancak Yemen’e karşı asker gönderdiği takdirde Pakistan içinde Şii-Sünni çatışmasının çıkacağından korkan Başbakan Navaz Şerif karar vermekte zorlanıyor. Şerif’in umudu Türkiye ve İran’ın dahil olduğu bir diplomatik çözüm sürecinin başlaması ve kısa sürede sonuç alması. Suud Kralı Selman ise Pakistan’ın savaş uçağı, donanma gemisi ve askerlerle savaşa katılması için bastırıyor. Buna karşın İran da boş durmuyor. İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, Pakistan’ı bu adımı atmaktan alıkoymak için temaslarda bulundu. ‘Kararlılık Fırtınası’na katılmayarak tarafsızlığını ve arabulucu olma potansiyelini koruyan Umman’ın ardından dün Pakistan’a giden Zarif, İslamabad’da Başbakan Navaz Şerif, Rawaldindi’de de Genelkurmay Başkanı Rahil Şerif ile görüştü.

ORDU GÖNÜLSÜZ

Caydırıcı bir hamle yetmez çözüm önerisi de ortaya koymak gerekiyor. Nitekim Zarif ateşkes, insani yardım, Yemenliler arasında diyalogun başlaması ve milli mutabakat hükümeti kurulmasından oluşan 4 aşamalı bir öneriyi dillendirdi. Zarif’in askeri kanatla görüşmesi doğrudan Yemen macerasının önünü kesmeye yönelik tam bir nokta atışıydı.

Ordunun Yemen’e karışmak istemediği konuşuluyor. Orduda Şii kökenli çok sayıda komutan var. Mezhepçi bir kavganın doğrudan parçası haline gelmek ordu içinde hesaplaşmalara yol açabilir.

Siyasetteki hava da İran’ın istediği kıvamda. Parlamentodaki tartışmalar sırasında vekiller Suudi Arabistan’la bağların korunmasının önemine değinse de asker göndermeyi savunan çıkmadı. Bir tek Cemaat-i İslami Partisi, Mekke ve Medine’nin hamisini koruma argümanıyla Suudi koalisyonuna katılmayı savunuyor. Parlamentoda 4 vekille temsil edilen Cemaat-i İslami, 2013’te öldürülen Tehrik-i Taliban lideri Hekimullah Mehsud’un ardından gözyaşı dökmüş bir parti. Suud için yanıp kavrulmaları normal.

Pakistanlılar açısından koalisyona katılım için kritik eşik kutsal mekanların saldırı altında kalması. Ki Husilerden böyle bir tehlike söz konusu değil. Parlamentonun genel eğilimi Pakistan’ın taraflar arasında diyalog için uğraşması, askeri katkının lojistik, danışmanlık ve istihbarat desteğiyle sınırlı kalmasından yana.

ŞERİF’İ ZORLAYAN FAKTÖRLER

Peki parlamento ve ordudaki hava savaşa karşıysa Şerif neden Kral Selman’a hayır demekte zorlanıyor? İşte burada anormal ilişkiler tarihine dair film şeridini onlarca yıl geriye sarmak gerekiyor. Şerif’i iki arada bir derede bırakan faktörleri şöyle sıralayabilirim:

  • Halihazırda Pakistan ordusu enerjisinin önemli bir kısmını Veziristan, Swat ve Bacur’da baş belası örgütlere karşı savaşta harcıyor. Yemen macerası ordu için çok ciddi bir yük. Müdahalenin ne getireceği de belirsiz. Suud planı zafer vaat etmiyor. Pakistan ordusu vakti zamanında hem Güney Yemenlilere hem Husilere karşı yürütülen savaşta bir şekilde yer aldı. Bölgeye yabancı değiller ve müdahalenin ne getireceğini kestirebiliyorlar.
  • Selefi-tekfirci grupların bombalı saldırılarıyla zaten terörize olmuş Şii nüfus Yemen’de Husilere saldırıyı kendilerine yapılmış sayacaktır. 182 milyonluk Pakistan nüfusunun 25-30 milyonu Şii. Yemen’e asker gönderildiğinde kırılgan mezhep hatları çatırdayacaktır. Ülkede bu kadar sorun varken Pakistan yönetimi İran’ı da işin içine çekecek büyük bir krizi göze alamaz.
  • Suudi Arabistan’la ekonomik, askeri ve dini eğitim alanlarındaki bağlar nedeniyle Pakistan’ın boynu kıldan ince. Suudi Arabistan geçen yıl Pakistan’a 1.5 milyar dolar kredi açtı. Suudiler “Pakistan’daki adamımız” diye andıkları Navaz Şerif’in iktidara dönüşünü bu şekilde ödüllendirmişti. Şerif’i darbeci Pervez Müşerref’in tıktığı hapishaneden çıkartan ve sürgün yıllarını Cidde’de yaşamasını sağlayan Suudi Arabistan’dı. Pakistan Müslüman Birliği (PML-N) lideri Şerif’in Mayıs 2013’teki seçimde devirdiği Pakistan Halk Partisi (PPP) Suudilerin tercih ettiği bir siyasi kanat değildi. Suudiler, Şii aileden gelen PPP lideri Asıf Ali Zerdari’nin cumhurbaşkanı olmasını da hazmedememişti. PPP iktidarının Suudi ağırlığını dengelemek için Çin ve İran’a yönelmesi de Riyad’ın sinirlerini bozmuştu. Pakistan, İran’la doğalgaz boru hattı projesini imzalayınca Suudiler de petrol sevkiyatı ve mali yardımları keserek ekonomik krize katkılarını sunmuştu! PPP ayrıca Suud’un Pakistan’ı ideolojik olarak radikalleştirmesinden şikayetçiydi ve önlem alma çabası içerisindeydi. Şerif’le bu dönem kapandı.
  • Suudi Arabistan hem İran İslam Devrimi’nin etkilerini kırmak hem Afgan cihadına adam devşirmek için 1979’dan itibaren Pakistan medreselerine para akıtmaya başladı. Bu süreç Pakistanlı cemaatleri en koyusundan selefileştirdi. Suudi fonlarıyla inşa edilen medrese sayısı 20 yılda 800’den 27 bine çıktı. Bu kesimler Yemen’de savaştan yana. Şerif’in bu cemaatlerle arası da iyi.
  • Beri tarafta Pakistan’ın uzunca bir sınırın paylaşıldığı İran da bir denge unsuru. Hindistan’la teknik olarak savaş hali sürerken bir de İran’la düşman olmayı kimse istemiyor.
    Bütün bu faktörler Pakistan’ın karar vermesini zorlaştırıyor.

NEDEN PAKİSTAN?

Suudi Arabistan’ın, Pakistan’ın katılımında ısrar etmesinin nedenine gelince: Her şeyden önce Pakistan ordusu Hindistan’la yaşanan savaşlara ilaveten gerilla savaşında deneyim sahibi.

Suudiler Pakistan ordusuna güveniyor. İki ülke arasındaki askeri işbirliğinin uzun bir geçmişi var. 1960’lardan itibaren Suudi Arabistan’da Pakistan’ın askeri garnizonları oldu. 1969’da Komünist Güney Yemen’e karşı yürütülen operasyonlarda Pakistanlı pilotlar kullanıldı. 1979’da İran İslam Devrimi’ne karşı Kral Fahd’ın talebi üzerine dönemin Pakistan lideri Ziya-ül Hak, Suudi Arabistan’a asker göndermişti. Binlerce Pakistan askeri 10 yıl boyunca bu ülkede kaldı! Sonraki yıllarda da Pakistan, Suudi Arabistan’daki askeri varlığını danışman ve eğitmen düzeyinde sürdürdü. Bir başka neden; Suudi Arabistan, Arap Birliği dışında koalisyona bir İslam ülkesini katmak istiyor. Türkiye gidemeyeceğine göre Riyad’a borçlu olan Pakistan en münasip aday.
Sözün özü Suudi Arabistan petro-dolarlarla etki ettiği Pakistan siyasetinden bir karşılık bekliyor. Çok pahalı ve tehlikeli bir bedel. Pakistan’ı parçalayabilecek kadar tehlikeli. Bugünlerde ‘falan ülke filan yerden çekilmeli’ diye buyurmak moda ya Suud’un Pakistan üzerindeki gölgesi tam da bu klişeyi hak ediyor. Ama kim haşmet meâba çekil diyebilir! Tövbe tövbe…