Taşıma suyla barış

Obama, yerleşimleri durdurması için İsrail'e dil dökmekten vazgeçti. Bu yeni başlamış barış süreci için hezimet. Ancak tek taraflı olarak Filistin devletinin tanınması yönünde atılacak adımlar İsrail'i masaya dönmeye zorlayabilir.

ABD’de başkan seçilince selefinin açtığı iki cephenin başkomutanı oluveren Barack Obama, Nobel Barış Ödülü’nün hakkını verebilmek için Ortadoğu’da taşları oynatmaya kendini mecbur hissetti. Başarısızlığa mahkûm olan yeni süreci, 2 Eylül’de Filistin lideri Mahmud Abbas ile İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’yu New York’ta buluşturarak başlatmıştı. Olmayacak bir dua için ‘Âmin’ denilmişti.

Bu süreç İsrail’in 26 Eylül’de süresi dolan yerleşimlerle ilgili 10 aylık moratoryumu yenileme sözü vermemesine rağmen başlamıştı. Doğu Kudüs’ü kapsamayan, Batı Şeria’da da sadece yeni yerleşim ihalesine çıkılmamasını öngören moratoryumda beklenen uzatma olmayınca Abbas masaya dönmeyeceğini belirtip ABD’yi kilidi açmaya davet etmişti.

Tel Aviv’in avuçlarını ovuşturarak keyfini çıkardığı WikiLeaks sızıntılarıyla Obama’yı afakanların bastığı ve Amerikan yönetiminin diplomatik olarak en zayıf olduğu bir dönemde Washington, İsrail’i 3 aylık yeni bir moratoryuma ikna çabalarından vazgeçti. Obama üç aylık bir moratoryumun çetrefilli meselelerin çözümü için işe yaramayacağını, üç ay sonra yeni bir üç ay için bir üç ay daha harcamak zorunda kalacağını anladı. İsrail sağı bunu kendileri için zafer, Obama için hezimet olarak algılasa da bu başarısızlığın farklı bir taktikle tersine çevrilme ihtimali yok değil.

Abbas, Filistin devletinin tanınması yönünde uluslararası kampanya başlatmak dahil 5–6 tek taraflı adımdan bahsediyor. 1967 sınırları üzerinden Filistin devletinin kurulmasına karşı İsrail’in meşruiyetini tanıma teklifini sunmuş Arap Birliği de yeni adımları destekliyor. Abbas bunun lobisini yapmak için iki gün önce Ankara’daydı ve Türk hükümetinin tam desteğini cebine koyarak Atina’ya geçti. Türkiye zaten Yaser Arafat’ın 1988’de ilan ettiği Filistin devletini tanımıştı. Hafta sonu Brezilya ve Arjantin 1967 sınırları üzerinden Filistin devletini resmen tanıyarak yeni sürecin ilk oyuncuları oldu. Sırada Uruguay var. Halkanın genişlemesi İsrail’in manevra alanını daraltabilir ve Obama’nın Yahudi lobisinin bileklerine geçirdiği kelepçelerden kurtulmasına yarayabilir. Böylece Tel Aviv sürdürülebilir bir müzakere için masaya dönmeye mecbur edilebilir.

Ancak Filistin devletinin tek taraflı tanınması sürecinin başarısı, BM Güvenlik Konseyi’nin desteğine bağlı. Orada anahtar ABD’nin elinde ve hiç kimse İsrail’e rağmen o kilidin açılabileceğini ummuyor. İsrail, Filistin’in müstakbel başkenti Doğu Kudüs’ü parsellemiş, yüzde 59’unu tamamen, yüzde 24’ünü kısmen kontrol altında tuttuğu Batı Şeria’da yeni yerleşimlerle işgal ettiği toprak miktarını yüzde 42’ye çıkarmış durumda. Amaç zamana oynayıp pazarlığın çıtasını bu fiili duruma yükseltmek.

Sonuç olarak İsrail’in, devletin Yahudi karakterini bozmayacak şekilde maksimum toprak genişlemesine ulaşıncaya ve Filistinlilere “Doğu Kudüs’ten vazgeçtik” dedirttirinceye dek nihai barış istemediği aşikâr. Beri tarafta Filistin tarafının tek taraflı adımları da Filistinliler arasında fazla meşruiyeti kalmamış Abbas’ın sahnede kalabilmek için oynayabileceği son oyun.