Umudu Kaide'ye kalmış biçare!

IŞİD ile Nusra arasındaki düşmanlık ne kadar keskinse Nusra ile yeni ortakları arasındaki ittifak da o kadar kırılgan. Hem Nusra'sız mevzi kazanmalarının zor olduğunu düşünüyorlar hem de mevcut mevzilerini paylaşmak istemiyorlar. Ele geçirilen yerlerin nasıl yönetileceği de bu kırılganlığı arttırıyor.

Kaide’nin Suriye kolu Nusra Cephesi ne oldu da birden bire muhalif cephenin çekim merkezi ve operasyonel pivotu oluverdi? Şaşırtıcı mı, değil. Suriye’nin güneyinde Dera yakınlarında tarihi kasaba Busra el Şam, kuzeyde İdlib kenti ve son olarak yine güneyde Ürdün’e açılan Nasib sınır kapısı Nusra’nın eline geçti. Nasib kapısı hem insan hem mal geçişi açısından son derece önemli.

Rejimin ağır darbe aldığı güney cephesi Ürdün, kuzey cephesi Türkiye sınırından güç alıyor. Ayrıca güneyde Golan taraflarında İsrail’in Nusra’ya desteği biliniyor. Kaide-İsrail alışverişi BM kayıtlarına da geçmiş durumda.

Ürdün ve Türkiye, kraliyet tahtındaki değişimin ardından Suudi Arabistan’ın oluşturduğu yeni cephenin ortakları. Ürdün öteden beri bir elini ABD, diğer elini Suudi Arabistan’a vermiş bir biçare. Türkiye zaten muhaliflerin en kritik destekçisi. Malum Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 2 Mart’ta Riyad’da Kral Selman’la İran’a karşı cepheye destek sözü verirken muhaliflere yardımları arttırma konusunda da anlaşmıştı. Bu yeni cephenin Suriye’ye yansımaları önemli.

İRAN’A KARŞI CEPHENİN YANSIMALARI

Yemen’de dış müdahalenin önünü açan İran karşıtı rüzgar müttefikler arasında Suriyeli gruplara dair çekincelerin ötelenmesine yol açıyor. Rejim Lübnan sınırındaki Kalamun bölgesinde elde ettiği başarıların ardından Halep’te muhalifler etrafındaki kuşatmayı tamamlamak için baskıyı artırıp Golan sırındaki Kuneytre’de ilerleme sağlayınca muhalifleri destekleyen güçler arasında ‘kurtarılmış bölgelerin kaybedilmesine izin verilmemesi’ yönünde bir fikir birliği oluştu.

Bu açıdan Riyad mutabakatının ardından cephede güç dengesinin rejim aleyhine değişmesi tesadüf değil. 31 Mart’taki yazımda Hatay’dan Suriye’ye artan oranda ‘sır’ dolu TIR ve militan geçişlerine dikkat çekmiştim.

Benzer şekilde Ürdün kanalından da silah akışının yaşandığı söyleniyor. Bu yöndeki iddiaları Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin yöneticisi Sami Abdurrahman da teyit ediyor.

NUSRA ALTERNATİF HALİNE GELDİ

Peki, yeni konsept ile neden normalde Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan’ın dört yıldır el verdiği gruplardan ziyade Nusra’nın yelkenleri şişiyor?

Elbette Nusra bu ilerleyişinde yalnız değil; aynı meşrepten İslamcı gruplarla birlikte hareket ediyor. Nusra’nın güney ve kuzeydeki müttefikler de farklı. Ama iki cephede de inisiyatif önemli ölçüde Nusra’da.

Nusra son iki yılda ciddi gelgitler yaşadı. 2013’te IŞİD lideri Ebubekir el Bağdadi’nin “Nusra’yı feshettim” açıklamasının ardından bölünen örgüt, ilk etapta Deyr el Zor’daki birliklerini kaptırdı. IŞİD’in Haziran 2014’te hilafet ilan etmesinin ardından çok sayıda Nusra militanı Bağdadi’ye biat etti. Nusra böylece ikinci kez sarsılmış oldu. Ancak ibre geçen yılın sonlarına doğru tersine döndü. Bunun altında birkaç etken sıralanabilir:

- Nusra’nın IŞİD’den sonraki en güçlü alternatifi Ahrar-uş Şam’ın lider kadrosunun Eylül 2014’te öldürülmesi ve ılım cephedeki dağınıklığın umutsuz boyutlara ulaşması Kaide bağlantılı bu örgütün önünü açtı.

- Nusra bir süre önce ABD’nin TOW füzeleriyle donattığı Hazm Hareketi ve Suriye Devrimci Cephesi’ni İdlib ve Halep kırsalından kovduktan sonra Batı’nın ılımlı diye pazarladığı gruplar hepten alternatif olmaktan çıktı.

- Amman yönetimi, IŞİD’in yakaladığı Ürdünlü pilotu yakarak öldürmesi üzerine bu örgüte karşı Nusra’dan yana tavır alan Kaide’nin Ürdünlü Kaideciler üzerindeki baskıları azalttı. Kral Abdullah IŞİD’e karşı Kaide kartını kullanmaya yöneldi.

- Küresel Kaide ağı IŞİD’e karşı Nusra’dan yana sesini yükseltti.

- Muhalif cephede Nusra’nın terör örgütleri listesine alınmasını sorgulayıp “Nusra Suriye devriminin bir parçasıdır” diyenler arttı. Muhaliflerin Körfez’deki destekçileri de Nusra gibi örgütleri dışlayarak Esad yönetiminin devrilmesinin mümkün olmadığı fikrine yanaştı. Bu yüzden Nusra’ya “Kaide ile bağlarını kopar, destek bizden” telkinleri yapıldı.

- Muhalif eylemcilerin ifadelerine baktığımızda İran ve Hizbullah’ın sahada artan varlığının ‘Suriye işgal ediliyor’ diye tevil edildiğini görüyoruz. Bu da Nusra karşıtı cenahtaki buzları yavaş yavaş eritiyor.

Rejim açısından da Nusra ve müttefiklerinin işini kolaylaştıran şöyle bir durum var: Ordudaki savaşan unsurlar yoruldu ve motivasyon düştü. Ayrıca Nusra’nın genişlediği bölgelerde rejimin kara unsurları zayıf; Hizbullah ve diğer milis güçleri de buralarda varlık gösteriyor.

IŞİD HAMLELERİ

Nusra’nın yükselişi üç boyutlu bir etki yarattı: Muhalif cephede devrimin devam ettiğine dair umutlar kamçılandı; rejim cephesinde ordunun tekrar kontrolü sağlamakta olduğuna dair inanç sarsıldı; IŞİD’çılar ‘Sehvacılar bizim önümüzü kesebilir’ endişesine kapıldı. Sehva’dan kasıt Nusra ve müttefikleri.

Nusra’nın saha hâkimiyetini güçlendirmesine paralel olarak IŞİD, geçen hafta Hama’da birkaç köye, önceki gün de Şam yakınlarında Filistinli mültecilerin kaldığı Yermuk kampına saldırdı. Bu saldırılar Nusra’nın Rakka’ya yönelmesine ve elde ettiği başarılarla daha fazla savaşçı devşirmesine karşı bir ön alma hamlesi olarak görülüyor. IŞİD, Nusra ve müttefiklerini 2013’te Rakka’dan sürmüş, onlar da 2014’te IŞİD’i Halep ve İdlib kırsalından söküp atmıştı. Aralarındaki çatışmalarda karşılıklı birlerce savaşçı ölmüştü.

IŞİD ile Nusra arasındaki düşmanlık ne kadar keskinse Nusra ile yeni ortakları arasındaki ittifak da o kadar kırılgan. Hem Nusra’sız mevzi kazanmalarının zor olduğunu düşünüyorlar hem de mevcut mevzilerini paylaşmak istemiyorlar. Ele geçirilen yerlerin nasıl yönetileceği de bu kırılganlığı arttırıyor.

Özetle IŞİD’e karşı savaşta Nusra’nın atış menzilinde olacağı beklentisine karşın yeni koşullar bu örgütü parlattı. Nusra’yı devrime ulaşmak için yeni bir şans olarak gören ‘ılımlılar’ şimdi bu örgütün ne denli Suriyeli ve masum olduğunu anlatmaya çalışıyor. Bu çabaya Türkiye’den birtakım unsurlar da aracılık ediyor. Kimi “Nusra, İdlib’i kurtaran örgütlerden sadece biri” diyerek Kaide’nin rolünü gizlemeye çalışıyor, kimi de “Nusra’yı Kaide ile özdeşleştirmek doğru değil” tezini işliyor. “Nusra devrimi önlemek için rejimin yarattığı bir örgüt” diyenlerin dört yıl sonra geldiği nokta bu. Trajedi mi, evet!