Vitrindeki kitaplar kızıla çalmadan!

Pakistan Senato Savunma Komitesi Başkanı Müşahid Hüseyin'in Türkiye'ye bir mesajı var: "Bizim Afganistan'da yaptığımız hataları siz Suriye'de tekrarlıyorsunuz. Pakistan'ın Afganistan'daki savaşa müdahil olması yanlıştı, sonradan Taliban'ın desteklenmesi de yanlıştı. Bunların bedelini ödüyoruz."

Pakistan, Müslüman dünya adına hevesleri tavan yapanlar için izlenecek bir patika. Müslümanlar adına nükleer güç olmak isteyenler için…

Dinsel bir ayrışma ve pür-ü pak bir Müslüman nüfusla İslam cumhuriyeti kurmayı düşleyenler için…

Düzeni oturttuktan sonra sınırları aşmaya sabırsızlananlar için…

Bölgesel güç olma fırsatı kollayanlar için…

Özetle emperyal olmaya can atanlar için ibret dolu bir patika.

***

Hindistan’ın bölünmesi ve nüfus mübadelesiyle kurulan Pakistan ulaştığı atom bombasıyla İslam dünyasının ezilmişlik içindeki duygularına gurur kattı.

Ravalpindi yakınlarındaki Afgan mülteci kampı.

 

 

Doğu Pakistan’ı yani Bangladeş’i kaybetti ama bölgesel heveslerini Afganistan’daki iç çatışmaya müdahil olarak tatmin etti. ABD de Afganistan’daki savaşı desteklemesinin karşılığında Pakistan’ın atom bombası yapmasına göz yumdu.

Peki, Pakistan ne elde etti? Gurur duyulabilecek hiçbir şey. 68 yıllık hikâyenin sonunda elde var istikrarsızlık, yokluk, yoksulluk ve terör. Her açıdan sefalet!

***

6-9 Mart’ta TASAM’ın Pakistan Parlamentosu, Pakistan-Çin Enstitüsü, Konrad Adenauer Vakfı ve İslam İşbirliği Örgütü’nün desteğiyle düzenlediği 6. İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Forumu için İslamabad’daydık.

Altı kontrol noktasından geçip girdiğimiz Serena Hotel kaleyi andıran görüntüsüyle misafirlerine verdiği güven kadar Pakistan’ın geri kalanına olan güvensizliği arttırıyor.

En az bu otel kadar nereye geldiğinizi ya da Pakistan’ın nereye gittiğini en iyi anlatan yer kitapçı vitrinleri: Afganistan’da cihat, Taliban, terör, şiddet, mezhep ve kabile çatışmaları üzerine yazılmış yüzlerce kitap Afganistan’a düzen verme heveslerinin bıraktığı mirası resmediyor.

Afgan cihadı için ‘en sarp otoban’ işlevi gören Pakistan-Afganistan sınır bölgesi bugün Pakistan’ın geri kalanını da tehdit edecek şekilde terör üretirken yanıt arayan kritik iki soru var:

İlki Pakistan ordusu ve istihbaratının tehlikeli örgütlerle iştigali ne yönde ilerliyor? Kanlı manipülasyon sona erdi mi?

İkincisi Afganistan’a mücahit devşirme işlevi gören ve Suudilerin finanse ettiği binlerce medresenin ahvali nedir? Ki sufi geleneğinden gelen kimi mutedil medreseler bile zamanla Allah adına şiddeti kutsayan yuvalara dönüştü.

Afgan mülteci çocukları...

 

***

Afganistan’ın İslamabad Büyükelçisi Canan Musazay ile ayaküstü sohbet ederken Pakistan’ın hala iyi terörist-kötü terörist ayrımı yaptığını söyledi. Yani Pakistan ‘Afgan Talibanı’ iyi, ‘Pakistan Talibanı’ (Tehrik-i Taliban) kötü bakış açısıyla tehlikeli oyunu sürdürüyor. Bu yüzden Kabil yönetimi, Taliban’la savaşın sonuç vermemesinden Pakistan’ı sorumlu tutuyor.

Konuştuğumuz Pakistanlılar ise Başbakan Nevaz Şerif’in Kuzey Veziristan ve Hayber-Pahtunhva (eski Kuzeybatı Sınır Eyaleti) bölgelerinde üstlenen örgütler ile mücadeleye kararlı olduğunu söyledi. Onlara göre ordu askeri baskıyı attırdı ve sonuç almaya başladı. Aralıkta Peşaver’de asker çocuklarının gittiği okulda gerçekleştirilen katliam da ordunun Kuzey Veziristan’da yürüttüğü operasyonlara misillemeydi.

Ancak bağımsız gözlemciler, İngiliz sömürge yönetimi dahil hiçbir gücün kontrol altına almayı başaramadığı dağlık aşiret bölgelerindeki hava saldırılarının ya da ABD’nin insansız uçaklarla yürüttüğü operasyonların bu örgütleri güçlendirmekten başka bir işe yaramadığını düşünüyor.

Yine Pakistanlılara göre Nevaz Şerif ülkede cihadi selefiliğin kök salmasında kritik işlev gören medreselerin de gözden geçirilmesini emretti. Karşı görüş ise şu: Şerif’in boynu Suudi Arabistan karşısında kıldan inceyken Suudilerin paralarıyla birlikte vahhabi düşüncesini zerk ettiği bu okullarla ilgili köklü önlemlerin alınması zor.

Güler yüzlü Pakistanlıların sunduğu umut tablosunun pek umut verdiği söylenemez. 2013’te öldürülen Tehrik-i Taliban lideri Hekimullah Mehsud’un parlamentoda 4 vekille temsil edilen Cemaat-i İslami gibi partiler tarafından ‘şehit’ ilan edildiği bir ülkede bu sorun çok daha derinlerde demektir. Yabancı bir gazeteciye “Kuzeydeki aşiret bölgelerine gittin mi” diye sorduğumda “İmkânsız, çok tehlikeli, ordu kesinlikle izin vermiyor” yanıtını verdi. Medreseler de yabancı gözlemcilere kapalı.

Ravalpindi'nin en işlek caddesinden bir görüntü...

 

***

İslamabad ile Ravalpindi arasında yer alan Afgan mültecilerin kampı ise herkese açık. Çamurdan yapılma küçük sığınakların arasındaki yollar çamurdan geçilmiyor. Bata çıka bir 100 metre kadar ilerleyip fotoğraf çektim. 30 yılı geride bırakan kamplarda doğup büyüyen çocukların hiçbir geleceği yok. Altyapı bir kenara ne elektrik var ne su. BM aracılığıyla gerçekleşen geri dönüşlere rağmen Pakistan’da hala 2 milyona yakın Afgan mülteci yaşıyor. Mülteciler artık kalıcı ve istismara açık bir sorun.

***

Senato Savunma Komitesi Başkanı Müşahid Hüseyin'e "Pakistan'ın tecrübelerini dikkate alarak Türkiye'nin Suriye'deki serüvenini nasıl görüyorsunuz" diye sordum. Kulak ardı edilen şu yanıtı verdi:

"Ahmet Davutoğlu buraya geldiğinde görüşmüştüm. O zaman kendisini uyardım. 'Bizim Afganistan'da yaptığımız hataları siz Suriye’de tekrarlıyorsunuz. Desteklediğiniz örgütler size geri döner' dedim. Pakistan'ın Afganistan'daki savaşa müdahil olması yanlıştı, sonradan Taliban'ın desteklenmesi de yanlıştı. Bunların bedelini ödüyoruz."

Türkiye’yi içten duygularla seven Pakistanlıların kardeşçe yaptığı ‘Pakistanlaşmayın’ uyarısını kimse dikkate almadı.

***

Ezcümle:

Geçici gözüyle bakılan mülteciler kalıcı sorun olarak kalıyor.

Düzen kurma ya da devrim getirme adına örgütlere verilen silah dönüp sahibini vuruyor.

Ilımlı diye bilinen cemaatler dönüşüyor.

İhraç edilen terör adeta üretim fazlası vermeye başlıyor ve iç piyasaya giriyor.

Bundan mütevellit yerli terör ülkenin en büyük sorunu haline geliyor.

Pakistanlaşma sürecinin özeti bu.

Umarım kitapçı vitrinlerimiz iç karartan eserlerle dolmadan birileri dersini alır.