Baba mesleğine dönenlerin hikayesi

İki farklı sektörden aile geleneğini devam ettiren tasarımcıyla baba mesleğini yapmanın yeniden moda olup olmadığını konuştuk.

İnsanın yaşı ilerledikçe ‘bizim zamanımızda…’ diye başlayan örnekleri de çeşitleniyormuş. Bunu söyleten, baba mesleğini seçen genç girişimcilerin sayılarının arttığını farketmem oldu. Benim de dahil olduğum bir üst kuşak, tam tersi sıfırdan kendi yolunu bulmayı tercih etti. İşinin sahibi olmak değil; rekabetin daha sert olduğu, başarının adının daha net konduğu profesyonel hayatta tutunabilmek esas marifetti. Bu yüzden de özellikle yolun başında çok ama çok çalışmanın kutsandığı bir nesildi bizimkisi.

Liana Kesenci 

Bugün 30’lu yaşlarını süren girişimciler arasında baba mesleğini alıp günün imkanlarıyla başka bir seviyeye taşıyan; kesinlikle daha az değil ama bence daha planlı çalışan, var olan bir geleneğe sırtını dönmektense onu kucaklayan, çok başarılı isimler var. Bunlardan ilki Balatt adlı deri markasının sahibi Liana Kesenci. 13-14 yaşından beri deri konfeksiyoncusu olan olan babasının iş yerine gittiğini, deriye o yaştan beri merakı olduğunu anlatıyor. ‘Hobim işim oldu’, diyor Kesenci. Grafik tasarım ve fotoğraf eğitimi alan Kesenci, fotoğraf stüdyosunda da reklam ajansında da çalışmış, o yüzden bugün markasının kreatif direktörlüğünü de kolaylıkla üstleniyor. Balatt’ın klasikleri de günün modası tasarımlarının işçiliğe ve malzemeye odaklı, yalın ve özgüvenli bir duruşu var. Kesenci Balatt’ı tam da bahsettiğimiz fotoğraf ve grafik gözünü kullanarak kurduğundan bahsediyor. Babasıyla çalışmaya dairse ‘Babam benim en yakın arkadaşım. Ama işin içine birlikte çalışma girdiğinde alınganlıklar kırılganlıklar olabiliyor. Bu yorumuma eminim çok şaşıracak ama O çok disiplinli ve profesyonel olduğu için çizgiyi hep koruyabildi, bense çok zorlandım’ diyen Kesenci’yi dinledikçe ‘patronun kızı’ olma halinin de artık eski Türk filmlerinde kalan bir olgu olduğunu düşünüyorum.

Balatt koleksiyonundan...

Samimi bir itirafı var Kesenci’nin: “Bu dengeleri oturturken ben babamla aramız açılacak diye korktum. Soğukluklar olmadı da değil ama tüm bu deneyim bana iş ahlakı öğretti’ diyor. Rekabetin çok olduğu bir pazarda çalışıyor Kesenci ve babasını gelişmeleri aslında kendisinden de iyi takip ettiğini anlatıyor! ‘Benden önce yeni markaları, yükselen tasarımcıları keşfedip bana gönderir. Kesin olarak söyleyebileceğim birşey varsa o da bizden önceki kuşağın disiplin ve iş aşkının bir başka olduğu… Babam da dedem de deri ile yatıp deri ile kalkıyor. Dedemin hala iyi bir deriye dokunduğunda yüzü gülüyor. Ben iş işte kalsın ekolündenim. Ev ve iş hayatımı ayırmaya özen gösteriyorum’ diyor.

Melis Göral

Geçmişi birkaç kuşak geriye uzanan aile mesleğini başarıyla devam ettiren bir genç isim de Melis Göral. Kendi adıyla kurduğu mücevher markası daha yolun başındayken Elle Style Awards kapsamında ödül aldı. Lisedeyken tasarım okuma kararı aldığnı anlatıyor, Göral. Moda tasarımına bir de mücevher tasarımı eğitimi de eklenmiş. Baba mesleği olduğu kadar zamansız bir eser yaratma güdüsü de onu mücevhere yönlendirmiş. Göral için mücevher sadece baba mesleği de değil. Anne tarafından dedesi de eski kuyum geleneğinden geliyor. Bu yüzden çocukluğunu hep bir ‘şeyler tasarlarken’ hatırlaması da sürpriz değil.

Melis Göral koleksiyonundan...

Sektöre ilk girdiğinde bu erken tanışmanın belli ki faydasını görmüş. Mücevhere dair terminolojiye kulaktan dolma olarak çoktan hakim olduğunu anlatıyor. ‘Elbette arkamdaki 50 senelik bir tecrübenin, gücün katkısı çok büyük’, diyor Göral; cesaret verdiğini ekliyor. Kendi showroom’u ile baba ocağının yanyana olmasının faydası, deneyimleri günbegün paylaşabilmek. Göral’ı bu denli diz dize çalışmanın hiç mi sıkıntısı yok diye sıkıştırmaya(!) çalışsam da kendisinin öncelikle tüm konsantrasyonunun tasarımları için farklı teknikler geliştirmek olduğunu anlıyorum. Bir tek kendi gibi genç nesil mücevher markalarının tüketici ihtiyaçlarını anlamada, artık kadınların sadece düğün-dernekte değil gündelik hayatına da kolaylıkla katabileceği mücevheri aradığı konusunu algılamada daha atik olduğunu vurguluyor. Ayrıca lüks algısının enleşip çeşitlendiğini, servisle ilgili klasik yaklaşımların artık hükmünün kalmadığını da vurguluyor.

Aslında ne Liana Kesenci ne de Melis Göral ait oldukları kuşakla ilgili tespitimde hemfikir. Hobilerin mesleğine dönüştüğünü, evet, kabul ediyorlar. Aile mesleğini devam ettirmenin korunaklı bir yanının da olduğu muhakkak. Kendilerini ‘ait oldukları yerde’ hissediyorlar ama Göral benzer bir geçmişten gelmeyen ve pek ala başarılı genç markaların, tasarımcıların da bolluğuna işaret ediyor.