İstanbul'a yeni bir sanat platformu

Küratör Döne Otyam, arkeolog-yazar Mesut Alp ve grafik tasarımcı Hakan Irmak, Abitus Sanat Projeleri ile İstanbullu sanatseverlerle buluşuyor.

RADİKAL - Ankara modern ve çağdaş plastik sanatlar sahnesini şekillendiren kilit isimlerinden olan Döne Otyam, artık İstanbul sanat ortamının da yerlisi olmaya hazırlanıyor. Otyam, grafik tasarımcı Hakan Irmak ve arkeolog –yazar Mesut Alp ile birlikte çatısını oluşturdukları yeni bir sanat platformu olan Abitus Sanat Projeleri aracılığıyla bir süredir İstanbullu sanatseverlerle de buluşuyor.

Ankara plastik sanatlar dünyası denince adı şehirle bir anılan isimlerden birisin. İstanbul’da köklenme fikri nasıl doğdu?

Doğma büyüme Ankaralıyım, bu gidişle orada da öleceğim diye espri yaparım. Ancak Ankara her zaman sanat ortamında periferi olarak görülür. Aslında haksız bir görüş değil bu. Turizm, ekonomi ve kültürel zenginliklerin yanı sıra bir şehrin prestijini ve saygınlığını sanat etkinleri de büyük ölçüde belirler. Ankara bu anlamda başkent olmasına rağmen çok da anlamlı bir ilerleme sağlayamadı malesef, hatta neredeyse geriledi. Bir avuç insan Ankara sanat ortamını gündemde tutabilmek için uğraşıyor. Bu anlamda sıkıcı bile diyebiliriz. Aşağı yukarı 35 senedir Ankara’da bu anlamda çalışmalarımı sürdürüyorum. Bu yüzden biraz bıkkınlık oluyor tabii. Bir de galeri gibi steril ortamlardan ziyade kamusal alanlarda sergiler düzenlemek bana her zaman daha heyecanlı geldi. Şu anda danışmanlığını yaptığım Ankara’daki ‘m1886 Sanat Projeleri’ görünürde galeri olmasına rağmen bulunduğu konum itibariyle kamusal bir alan gibi. Ayrıca buranın açtığımız bazı güncel sanat sergilerinin içeriği sayesinde de farklı bir konumlamasının olduğunu söyleyebilirim. ‘m1886 Sanat Projeleri’nde yaz aylarında koleksiyonerlerden yaptığımız seçki sergileri ile mahrem olanı kamusallaştırıyoruz üç ay boyunca. Bu süre zarfında adeta bir müze işlevini üstleniyoruz çünkü Ankara’da modern sanat görebileceğiniz bir müze yok ne yazık ki. Sarp Evliyagil, Leyla Alaton, Tansa Mermerci gibi koleksiyonerlerin sergisini açarak Ankara’da görülmesini sağladık. Ve gördük ki Ankaralılar buna gerçekten çok aç…

Kamusal alanlarda sergi düzenlemek beni daha çok heyecanlandırıyor diyorsun. Senin adımınla yola çıkan Mardin Bienali  projesinin daha ikinci yılında Paulo Colomba gibi çok yetkin bir ismi küratör olarak ağırladınız. Bienal uluslararası bilinirliği hızla yakaladı. Yine Adana’da düzenlediğin sergiler de şehirde çağdaş sanat adına yapılan en kapsamlı işlerdendi. Anadolu’daki kamusal alanlarda açtığın sergileri biraz daha bağrına basıyor olabilir misin?

Doğru, Anadolu’da sergiler açmak ve bunu kamusal alanlarda yapmak beni en çok mutlu eden durum. Adana’da da dediğin gibi bir çalışmam oldu ama en önemli deneyimimi  Mardin Bienali’nde yaşadım elbette. Çok zor şartlarda bunu başarmak ve gittikçe sanat platformunda hak ettiği yeri aldığını görmek, büyütmek müthiş bir duygu benim için. Çünkü sadece sanatla kalmayıp çok ilginç deneyimlere sahip oluyorsunuz. Benim için de en kıymetlisi bu…

İstanbul’da Cihangir’de açtığınız Abitus Sanat Projeleri fikrinin nasıl doğduğunu anlatır mısın?

Sadece Ankara’yla kısıtlı kalmak beni köreltecek endişesi ve yeni deneyimler arayışıyla Mardin Bienali ekibinden grafik tasarımcı Hakan Irmak ve arkeolog –yazar arkadaşım Mesut Alp ile İstanbul’da da bazı projeler yapmaya karar verdik. İlk adımımız sanat merkezi gibi algılanan yerlerin dışındaki farklı alanlarda sergiler düzenlemek oldu. Bu anlamda aynı Mardin’de olduğu gibi keşfettiğimiz metruk bir mekanda ekim ayında  bir sergiye hazırlanıyoruz. Ayrıca mayıs ayında Tanzanya Darüsselam’da National Museum and House of Culture’da bir sergi yapacağız. 

Tanzanya Darüsselam’da açacağınız serginin içeriğini hangi tema etrafında kurguladınız?

Fazlasıyla kavramsal bir üst-dil kullanılmaksızın, “parça bütüne eşittir” düsturunu şiar edinerek Türkiye’de çağdaş sanatın bugünkü durumuna dair bir kesiti Tanzanyalılar’a sunacağız. Müzedeki sergi ve buna paralel olarak gerçekleştirilecek söyleşi, sergi kitabı ve etkinlikler ile Türkiye’de çağdaş sanatın bir kesitinin temsil edilmesi, Türkiye’de çağdaş kültüre Türkiyeli çağdaş sanatçıların nasıl baktıklarının gösterilmesi ve böylece bir karşılıklı diyalog yaratılması amacıyla çalışıyoruz. 

Arbitus Sanat Projeleri olarak sanatla ilgili farklı ne tip projeler üstleneceksiniz?

Sergilerin yanı sıra sanatçılar için prestij kitaplarına danışmanlık yapmaya da başladık. Mekanımızda sanat, mitololoji, Anadolu kültürleri gibi konularda tartışma platformları yaratıyoruz ve tabii seminerler düzenliyoruz. (Bu seminerlerin programları www.abitus.org adresinden takip edilebilir.)

Geçtiğimiz perşembe Ark Kültür işbirliğiyle açtığınız  Harun Antakyalı sergisinden bahsetmek isterim…. 

Ressam Harun Antakyalı’nın 100 cmx100 cm ve 100 tuvalden oluşan projesi ilk kez geçtiğimiz Ekim ayında m1886 Sanat Projeleri’nde  Ankara izleyicisi ile buluşmuştu.  

Küratörlüğünü ben, görsel yönetmenliğini ise Hakan Irmak yaptı. Harun Antakyalı yaklaşık 3 yıldır bu sergi için çalışıyor ve her döneminden seçtiği eserlerin sergileniyor oluşu sergiye bir retrospektif niteliği de kazandırıyor. Bu projeyi oluşturan numaralandırılmış 100 eser var. Her tuvalin arkasında projenin logosu, numarası ve sanatçının ıslak imzası bulunuyor. Dünyada ilk defa denenmiş numaralı bir koleksiyon çalışması bu. Projede eserlerin hepsi tek edisyon. Sanatçının üretirken asistan desteği almaması da projenin bir başka özelliğini oluşturuyor. Antakyalı ayrıca bu projede koleksiyonerlerini bir kitapta toplamayı hedefleyerek bir ilki daha gerçekleştiriyor. Türkiye’nin ilk koleksiyon/koleksiyoner kataloğunu da yayınlayarak ‘resimlerle’ ülkedeki sanatçı, sporcu, sanayici, yönetici ve bilim insanlarını bir araya getirecek.  

100 eserin tamamı alıcılarına ulaştığında katalogla beraber  bu eserleri almış olan tüm koleksiyonerlerin bir araya geleceği ‘büyük buluşma’  Antakyalı’nın İstanbul’daki atölyesinde gerçekleşecek.  

Sergi 25 Mart 2016’ya kadar Ark Kültür’de görülebilir. 

ARK KÜLTÜR: Batarya sokak No:2 Cihangir Beyoğlu