Kaş'ın sandaletçisi

Bu, İstanbul'da bir büyük marka için tam zamanlı mesainin ardından Kaş'ta şirin bir sandaletçi sahibi olmanın hikâyesidir...
Kaş'ın sandaletçisi

Sandal@ markasının başında, uzun yıllar Hotiç için ayakkabı tasarımları yapan Selin Haktanır var.

Bu aralar sık sık geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz, Bodrum’un efsanevi sandaletçisi Ali Güven’i hatırlıyorum. Ne sanatçı adammış; ne kadar şık, basit ve rahat sandaletler tasarlamış... Tasarımları sadece plajda değil, şehirde oradan oraya koştururken de ne rahat giyiliyorlar.
Son aldığım haberlere göre, Bodrum’un ardından, şimdi de Kaş’a özel bir markanın sandaletlerinin peşine düşeceğiz gibi görünüyor. Üstelik bu işin başındaki tanıdığım, yıllardır bildiğim bir isim. Bahsettiğim yerin adı Sandal@ ve başında da uzun yıllar Hotiç için ayakkabı tasarımları yapan Selin Haktanır var.
Haktanır, İstanbul’da çok işlek bir mağaza için çalışırken, yani gümbür gümbür şehir hayatını yaşarken, tası tarağı toplayıp Kaş’a yerleşmiş. Ben yeni haberdar oldum ancak fotoğraflarını gördüğünüz, onun ikinci koleksiyonu. Kendisi artık iş kadınlarının dişi ve güçlü görüneceği, iddialı topuklu ayakkabılar değil, yeni hayatına da uygun düşecek konforlu, sempatik, yalın tasarımlar yapıyor. Tabii kadınsı detayları da göz ardı etmeden...
Ayakkabı koleksiyonu da öyle kapsül koleksiyonlar gibi sınırlı adette değil; hem trendy hem de klasik tarzda, çok sayıda farklı model çalışmış. Kaş’ta yaşayıp üreten biri olduğundan, civarda kekik toplayan, pazarda tezgâhı olan kadınlarla da sohbeti ilerletmiş Haktanır... Bu sohbetler sırasında onların taktıkları yemenilerden gözünü ayıramamış, yemenileri sandaletlerle birleştirmeye karar vermiş. İpeğin ardından yemeniler, sandaletleri için yeni bir ilham, yeni bir malzeme olmuş.
Yazın ayakkabılarına göz atanlar fark etmiştir; babetlerde, stilettolarda taş, süsleme modası bu yaz iyiden iyiye almış başını gitmiş. Haktanır da bu akımı kendi yalın tasarımlarıyla birleştirmenin yolunu bulmuş. Sandaletlerinin üstüne sitrin, ametist, labrodit, turkuvazdan yarı değerli taşları mücevher gibi dizmiş. “Sandaletlerinizi gözden çıkardığınızda dahi üzerindeki taşları kullanarak kendinize yepyeni aksesuvarlar yaratabilirsiniz” diyor.
Tasarımlarında bu sezon çokça eskitilmiş natürel deriler de kullanmış. Koleksiyonda kırmızı, mavi, yeşilin yanı sıra ten rengi, taba ve gri tonlarda da modeller bulunuyor.
Gladyatör sandaletleri bizde moda dağarcığına Eda Taşpınar sokmuştu. Eda’da görüp bu kavramla barışanların hoşuna gidecek modeller, Sandal@ koleksiyonunda da var. Haktanır, alternatif olarak burnu kapalı olarak tasarladığı bu modellerin, aslında modası hiç geçmeyen ‘grunge’ tarza uygun olduklarını düşünüyor. Selin Haktanır’ın koleksiyonunda ayakkabının yanı sıra çanta, kemer ve çeşitli aksesuvarlar da bulunuyor.

Bu arada...
Borusan Müzik Evi’nde görmeklere mahsus bir sergi var. Merkez, Beyoğlu’nun çok işlek bir noktasında yer almasına rağmen dışarıdan fark edilip de girilen bir yer değil, o yüzden ısrarla hatırlatmak istedim. Konu ‘Madde-Işık’. Kulağa soğuk, fazla bilimsel bir tema gibi gelebilir, aldanmayın! İçeride hayli etkileyici, yenilikçi mekânlar ve eserlerle karşılaşacaksınız. Bu arada Gökhan Avcıoğlu’nu da ayrıca tebrik etmem gerek. Müzik Evi’ni gezerken sadece ışıkla oynayan müthiş işlerden değil, binanın etkileyici çizgilerinden, sürprizli yapısından da etkileniyorsunuz...