Ada sahillerinde bekliyorum!

Semih Şentürk eşsizim sanmasın kendini boşuna, herkes nöbetçi, bütün kalpler nöbet geçirmekte.

Semih Şentürk eşsizim sanmasın kendini boşuna, herkes nöbetçi, bütün kalpler nöbet geçirmekte. Ayrıca Damir Mrsiç'imin neyi eksik hiçbir yazı desteği görmedim, o da sonradan girdiği çok maçı çeviriyor, pardon, o elle oynuyor, aman aman, elle oynuyor, şimdi bir demeçler topluluğuna muhatap olmasın, konudan derhal uzaklaşıyorum!
Bu akşam için dana ve kuyruk kopması durumundan daha şık bir benzetme arıyor bu şen gönlüm, ancak bulamıyor. Baş döndürücü zamanlar Fenerbahçe ve Fenerbahçeli için. Mesela Beşiktaş maçı yirmi beş gün önceydi sanıyordu herkes, Chelsea Kadıköy görünümü 20 gün, Kayseri 10 gün önce gibi sanki. Ancak adı geçen sıra dışı 90 dakikalar sadece sekiz günde yaşandılar. Sekiz. Mademki ilk sekizdesin, bu heyecanı yenmelisin, üçünü de aynı skorla üstelik. Bıktıran klasik: 2 -1.
Kıymetli Şeytan-Melek Dilmen Bey'in yıllar önceki 'bağımsız' demecinden hatırlarım ki, futbolcuyu en tedirgin eden skordur kendileri. Aklımda ille de mavili, fikrimde nasıl bir Londra bekliyor kalbi mi? Hayat zor. Acaba Büyük İskender Abramoviç mi? Hayır, orijinali, Alexander The Great olanı bizimki, de Souza! Kurtlar Vadizi dizisindeki İskender, Abramoviç mi ola? Son zamanlar yazdıklarıma bakma ne olursun, benim aklım başımda değil! Ortak demeçlere takılma ne olursun, onlar ipe sapa gelir şeyler değil, diyerek kendime bir teselli vermek istiyorum. Çünkü epeydir alıştığımız gel kardeşim elini ver bana / ilerleyeni geri çekmek uğruna / al kardeşim benzer demeçlerim sana / dünyaya geldik çok kere / kavgayı bırakma / tek şansımız budur günlerinde, isterdim ki, Fenerbahçe Spor Kulübü'nden anlamlı bir cevap gelsin!
Deivid, hangi geçmiş örnekle nasılsa penaltı verilir diye kendini atmış olsun ki? Heyhaat... Ne diyor Fenerbahçeli resmi dudaklar (ağızlar demek daha kaba geliyor) 101. yılda 101 bin kitap... Engellilere destek... Erken doğumlarda ana-çocuk ölümlerini azaltmak... Tövbe tövbe, sivil toplum kuruluşu falan filan, böyle şeylerle meşgul oluyorlar. Akşam, yine akşam, bu akşam göllerde bu dem bir kamış olsam. Olamayacağıma göre hatırlasam: Canbiosa'nın topu yediğini, Drogba'nın of of çektiğini, Escude'yi, Alves'i. Sevilla'yı çok sevmiştim, sevmek iyi gelmişti. 40 yıllık ukala Londra'nın nesini seveyim? Türkçede yer aldığı tek şarkı, 'Köln bülbülü' Yüksel Özkasap'ın moral bozucu şarkısıdır: Londra sokaklarında ağlar gezerim. Milattan önce bestelenmiştir. Neyse ki 'Kazım speaks english very well'dir. Ayrıca Fenerbahçe speaks esparonto very very well.
Bu akşam her şey olabilir elbet, ama tek bir şey olmaz. Kanarya sevenler utanamaz. 101 kitap şahane kampanyasına taş çıkartan yüz bir milyon uğur denemelerinde, Londra semalarına uçmazdan önce sarı-lacivert kaşkollü sokak çiçekçisi, güzel Niran'a sordum: "Leylaklar ne zaman açacak?" Niran, "Sen gelince" dedi, "Sen gülerek gelince..." Özür dilerim Fenerbahçe yükün biraz daha ağırlaştı şimdi leylakları da açtırman gerek. Gereksiz gündemlerle şiirsiz bırakılmış memleketimde, vallahi tepeden tırnağa şiir dilleri. Sevda yaman bir çile. Bekliyoruz Londra sokaklarında, gülerek. Çocuklar gibi şendik demek isteyerek.
Dev bir orduyu yenmek hayaliyle.