Alex bey!

Yarın akşam Gökhan yok. </br>Bundan endişe duyan gönüllere, geçtiğimiz hafta boyunca yaşadıkları endişeyi hatırlatırım: Derbide Deivid yok, çok kötü oldu çok!

Yarın akşam Gökhan yok.
Bundan endişe duyan gönüllere, geçtiğimiz hafta boyunca yaşadıkları endişeyi hatırlatırım: Derbide Deivid yok, çok kötü oldu çok! Her ne kadar "Bana sensiz cihanda can ne lazım Colin Kazım" mertebesine yükselmediyse de, hoş bir sürpriz oldu performansı. Sürpriz Zico'ya değil, hafıza gribine yakalananlaraydı, memleketin en belirgin hastalığı. Mesela, Eindhoven'de, 10 kişiyken Fenerbahçe,oyuna girdiğinden son düdüğe kadar içlere verdiği ferahlığı, harika değişiklik, topu tutar, kaptırmadan sürer fısıltılarını bile hatırda tutmak yeterliydi aslında. Kabahat ne bizde ne Kazım'da. Bir kalıbı yok henüz. Nedir, büyük maçların küçük oyuncusu mu, küçük maçların başka bir 'şeysi' mi? Kılavuzlar boş bırakmışlar tarifi, bilemiyoruz!!
Gene aynı pozisyonun, kesin penaltı ile penaltıyla uzaktan yakından alakası yok olarak seyreden zihin açıcı yorumları ilgilenenlerin olsun, gerginlik meselesine bir bakış atalım. Ön sayfalar ve ana haber bültenleri zaten gerginliğin azalması için, herkese bir adım geriye tavsiyeleriyle doldu taştı günlerdir.
Ne kadar gerginiz, yaşasın, estetik operasyon gerekmiyor demek. Ancak, arka sayfalarda haklı bulunan tek gerginlik, tribünlere ait. Çünkü onlar insan, maç heyecanı büyük, çünkü sahadaki 22 çocukcağız biyonik! "Edu'nun tribünden gelen bir cismi geri atması ise ortamı gerdi." Böyleydi fotoğraf altı yazısı, büyük bir gazetede.
Ya da şişenin yarısı boştu olarak hayatımıza giren "İkinci magnumla mı vuruldu?" yorumları. Kuralları belli bir oyun değil de, filmi çekilecek bir senaryo olsaydı da...
Mesela Alex su şişesini, Delgado atılan 'cismi', adreslere aynı şiddetle iade etseydi, 'I love you too' diyerek. Böyle bir filmi beğenmez miydik? 'Oğlum niye vurdun? Çok seviyodum hakim bey' klasiğinin stadyum uyarlamaları çok can sıkıcı. Elbette maç sonu tünele girerken Lugano'nun eliyle sekiz tarifi de öyle. Ne Uruguay Milli Takımı ne de Fenerbahçe'ye ait olmayan bir skor iması, yakışmadı sevimli haline. Chelsea formalı taraftarlar kafasını karıştırmış olabilir ihtimali bile geçerli bahane değil. Öte yandan, tribünler her koşulda haklı, sporcular sınırsız sabırlı olmalı demek de insafsızca. Tello ve Maldonado'daki Şili vekarı ya da sükunetinin bulaşıcı olmasını dileyerek, türküyü gün ışığına çıkarmayı borç bilirim: Bu dağı aşam dedim Tello / Aşam ulaşam dedim Tello / Bir vefasız yar (kupa) için Tello / Gelene (Rico'ya) paşam dedim Tello / Tello gider yan gider Tello / Açma yaram kan gider Tello! Sakızını bile pek kıvrak çiğneyen Alexander the Great hazretlerine, cümle şarkılar feda olsun bu arada.
Kaptan, yarın akşam için hissiyatın nedir acaba? Bizim elleri bilmek istersen hemen söyliyim, bir süredir alıştırdığınız ipleri sıkı sıkı tutma, yılgınlığa kapılmama, biz iyiyiz duygusunu dört tribüne yayma durumunu yeniden yaşatacağınıza inanç tam. Giderek zorlaşıyor, ancak memleket evlatlarının içinde öyle bir ateşi parlattınız ki, her durumda hak olan umutla yetinilmiyor, daha keskin hayaller kuruluyor. Güzel memlekete iyi gelen hayaller. İngiltere vizesi için kuyruklarda gün geçiren, parmak izi, göz izi verenler de, annesinin dantel örtülü televizyonunu Çarşamba akşamı sağlam dursun diye sevenler de, bir hayalin etrafında eşitlendiler. Hepsinin en korunaksız, en gözyaşlı, en kahkahalı, en çocuk, en pozcu, en samimi halleriyle. Sadece bunun için bile teşekkürler Kaptan. Önder Özen gitmiş görmüş duyumuyla iç ferahlatan yarın, gelsin artık. Tuncay'la da konuşmuş diye okuduk. Tuncay'ın adı, Adnan Polat'ın onu Galatasaray'a istediği, çok çok pound ödeyeceği haberleriyle biraz iç burkuyor.
Doğru değilse, günü idare etme niyeti varsa, durduk yerde üzülenlere yazık.
Öykü söyledi diye fark ettiğimiz kırk yıllık türküde ne diyor, "Bir güzeli sevip de alamazsan / ismini âleme rüsva eyleme!"
Biraz nezaket. Kimseye zararı olmaz.
Öyle değil mi Kaptan yüz ağartan!
Rüzgar, senin yelkenlerini gereken dozda üfürsün. Sesler ve sevgiler, her zamanki yerinde. Biliyorsun zaten.