Alışmak sevmekten daha zor geliyor!!!

Hiçbir maçta bu kadar korktuğumu hatırlamıyorum! Sebebi Eskişehir?in performansı ya da Kanaryam?ın dağınıklığı değil. Gençlerin her vesileyle ?omuz omuza? sevdasına nerdeyse...

Hiçbir maçta bu kadar korktuğumu hatırlamıyorum! Sebebi Eskişehir’in performansı ya da Kanaryam’ın dağınıklığı değil. Gençlerin her vesileyle ‘omuz omuza’ sevdasına nerdeyse portatif bir tribünde yakalanmış olmam. Bu yaştan sonra ne işin var cümlesini geçiyoruz özenle ve durumdan neşe çıkarmaya çalışıyoruz: Mesela, artık deprem tatbikatına katılmam gerekmiyor, iki saatlik bir eğitim aldım sayılır. Sonra, alüminyum duygusu veren çubuklar üzerine kondurulmuş incecik sunta plakaların esneme yeteneğine tanık oldum, bu da bir kazanç! Sonra yıllardır unuttuğum fizik şeysini hatırladım.
Kwai Köprüsü! Rezonans! Ayrıca orası sinema tiyatro değil, oturmak da neymiş! Güvenlik önlemlerinin prensibini bir kez daha doğruladım: Fişekler serbest, benim serçe parmağımdan küçük çakmağım yasak. Öğrenmenin sonu yok işte. Ayrıca kale arkasından, rakip kale dar,seninki fazlasıyla geniş görünüyor.(Sayıyorum sayıyorum, Eskişehir 14 kişiyle falan oynuyor!!!) Einstein’ın kulakları bir kez daha çınlatılıyor, izafiyet hizmetimizde!!!
Şehre haksızlık etmek istemem. Heykeller, müzeler,korunan eski yapılar,cıvıldayan bir gençlik.Eskişehirspor haftada bir değil, her an yaşatılıyor. Tramvaylarından bile Es-Es’e başarılar dileyen ışıklı yazılar geçiyor, sahiplenme araçlarda da vurgulanıyor.
Tribün çökecek korkumu, tecrübeli biri yatıştırmaya çalışıyor: Geçen hafta da Galatasaraylılar vardı, sadece koltukları söktüler,bir şey olmadı! Daha da ‘tecrübeli’ bir hanımefendi “Ama bu kadar zıplamadı onlar” diyor.Bu gereksiz detaylar arasında, istekli Eskişehir narin Kanaryam’la berabere kalıyor, nerdeyse galibiyeti kaçırarak. Aklım en çok,deplasman kahrı denen durumda, İstanbul’da hiç duymadığım bir tezahürata takılıyor. Gençler ikide bir,Eskişehir’in şov yapan tribününe dönüp “İstanbul... İstanbuuul...” diye bağırıyorlar. Hepsi Fenerbahçeli. 06-16-26 (Ankara / Bursa / Eskişehir) dayanışmasına cevapmış.İstanbul! Yani aynı zamanda Galatasaray  Beşiktaş  Büyükşehir Belediye! Demek asli rekabetin rotasında İstanbullu olma uğruna bir sapma var, bu haftalık! Kibirli İstanbul, kendisine sorulsa burnunu havaya kaldırıp merkez bünyesine (!!!)
almayacağı seslerle korunuyor. Bu da bana çok dokunuyor. Hepsiyle tek tek ne işine yaradı İstanbul, sevdi mi seni, okullarını mı açtı, hayat standardını mı yükseltti diye dertleşmek istiyorum. Cevabı da biliyorum: Ama Saracoğlu... Doğru.
Orada bir konfor var. Oturulabilen koltuklar. Temiz yiyecekler. Şarkılar.
Tünelin ucundan göründüğünde içini kıpırdatan biricik sevgilin. Çok sevinçler vermiş. Bugünlerde memleket gibi onun da kafası karışık. Yeni skorlara korkarım alıştırıyor.Söylenme süresi giderek kısalıyor.Son düdükten sonra, bir yarım saate indi artık isyanlar,diziliş önerileri. Hep haftaya. Haftaya. Öyle bitiyor yorumlar.