Arkanı dön ve çık 2008!

İşte gene geldi çattı kendimizle hesaplaşma haftası: Ligdeki aradan yararlanarak, 2009?da kendimizi nasıl daha iyi yapsak?

İşte gene geldi çattı kendimizle hesaplaşma haftası: Ligdeki aradan yararlanarak, 2009’da kendimizi nasıl daha iyi yapsak?
Ben, her pazartesi rejime başlayıp, sigarayı terk edip, belgesel izleyerek Radikal okumaktan arta kalan zamanlarımda, kendimi nasıl yükseltmeliyim mesela, nasıl çılgın kalabalıklara “Ben de ben de sizdenim” dedirterek sevdirmeliyim?
Birinci maddeyi öğretti 2008 bana. (Eric Bana, hasret sana!) Yazı ve konuşmalarımda, sayın Demirören, sayın Polat, sayın Ali Koç, (mecburen mecburiyetten öyle diyorlar), sayın Fatih Terim, sayın Haldun Üstünel, sayın Sadri Şener, Aziz Yıldırım demeliyim. Yani son isimden bahsederken bolca dağıtılan ‘sayın’ı ondan esirgemeliyim, Cemaat Anayasası Madde 1. “Açık söyliyim...” cümlesini sık sık tekrarlamalıyım. Misal olarak: Açık söyliyim, Fenerbahçe Hacettepe’ye yenilmiştir, açıklıyorum burdan benzeri cümleleri halkıma lütfetmeliyim. Tarafsız bir yazar olmanın dayanılmaz ağırlığıyla,
40 cümleden dışarı çıkmamalıyım, cıss yazılı post-it’leri buzdolabıma asmalıyım. Ahaliye dünyanın en önemli yorumunu sunacağımı, derin bir nefes alarak, boş bakarak, sesime ağır bir ton vererek (yazarken nasıl olacak, düşünmeliyim!), böyle zahmetlerle kendimi nasıl helak ettiğimi sandırtacağımı çalışmalıyım. Raaakipler ve haaakemler dendikçe, halı püskülü ya da eğri duran tablo düzeltme reflekslerimi terk etmeli, artık kabul etmeliyim: Kimseyi, birisi haaakem ya da raaakip deyince gülme tutmuyor, bu konuda da terbiye edilmeliyim. Alan daraltmalıyım. Yoksa ruhum daralıyor, vazgeçmemeliyim! Reklamverenler nasıl dört büyük + yükselen Anadolu kimse, nerde ve nasıl yaşatılıyorsa ekliyor filmlerine, ipuçlarından yararlanmalıyım. Sevdiceğim olmayacaksa o olsun, yani Tirabizon olsun fırtınasında, pankartlarına, berelerine, tek rakibi benimki sanmalarına aldırmamalıyım. Sarı Gelin’i yasaklatmalıyım Türkiya’nın TRT’sinde. Alexciksin vatandaşım olursa, Ali adını desteklememeli, Mert 2 ya da Yiğit’i dayatmalıyım. (Alişimin kaşları kara şarkısının ona ne kadar yakışacağını, bağrıma taş basarak unutmalıyım!)
Şu tarafsızlık kisvesini, ben melanet hırkasını kendim giydim bilgeliğinde takınmalıyım.
Ne sırıtıyorsun 2009, yapamaz mıyım yani, neyim eksik? Of anladım, kalbimdeki o değersiz cümleleri silemeyeceğimden korkuyorsun, ben de korkuyorum da sorumluluğu sana yüklemek istemiştim. Aşk olsun. Gene mi değişemiyciim? Gene mi, çatlaklık derecesinde iki rengi severken, öteki renkleri seçen çocukların gözyaşlarını görünce içim cızz edecek? Ama çok sıkıcıyım.Gene mi kafam almayacak ( e almayacak elbet sarışın!) aynı gemideyken, birlikte batacağımızı anlatmaya çalışmanın nafile bir çaba olduğunu? Hepimiz 18’iz rahatlığında, Aragones’in yaşına kikirdeyenleri kimseye şikâyet edemiycim demek, noldu saygıya noldu / sen bu yerden gideli bu yerler viran oldu Piyercim! Kalk gidelim bu el bize yaramaz demediğini, tam tersine buralarda olmayı ne çok istediğini biliyorum, delisin, deliyiz,deli,aramıza dağlar sıralansa da!
Şimdi jingle bells sarmış dört bir yanımı, tatsızlığın âlemi yok.
Samimiyetle herkese, her renge iyi yıllar dilerim. Geçenden daha keyifli olsun. Banu (ablam!),  Ebru, Nilay, Sevin ve Gülengül için daha da hoş olsun.
Öbür Ebru (Köksaldı), Lube ve bana da-ki bize ayrılan sütunun sonuna geldik, belki Uğur Vardan’ı bu bir sinema yazısı diye kandırabilirsem uzatırım! -aklımızın başımıza sonsuza kadar gelmeyeceği, sevmekten hiç utanmayacağımız, mavi yazma tez solar diye laciverdi seçtiğimiz, Radikal Spor’daki, erkek tarafının sadece olumlu yanlarını taşıyan her yazar kadar güç bulduğumuz, hoş bir yıl olsun.
Şımarma kara deryaların Fener’i, kıs kıs gülme, hasretinle yansa da gönlüm, yanıp yanıp sönemiyor işte.
Siyah çoraplılardan doğmuş bu sevda madem: Salıları Radikal’e (her ne kadar bu hafta çarşambaysa da). Buğulu camlara. Ara sokaklara. Kadıköy yollarına. Boğaz vapurlarına yazarım adını.
Senin için doğmuşum haykırmaya, galiba, ey Kanarya.
İyi yıllar.